Deniz Yıldırım

Uzaktan eğitim için internet desteği şart

04 Nisan 2020 Cumartesi

Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Sıradan akış ve alışkanlıklar değişti. Bundan kamu hizmetleri de payını alıyor. Bu noktada kesintisiz hizmeti canları pahasına sürdürenler var. Başta sağlık emekçilerimiz olmak üzere. Onlara şükran borçluyuz.

Kamusal sağlığa erişimin ne denli önemli olduğunu bir virüs bütün dünyaya acı derslerle öğretiyor ne yazık ki. Bir yandan da bilimin önemi görülüyor; bilime yapılan yatırımların, bilimsel düşünceye ve akla alan açacak koşulları oluşturmanın ne denli hayati olduğu anlaşılıyor. Kamusal sağlık, bilimsel düşünce. Formül netleşiyor.

Tam da bu noktada, bu olağanüstü şartlarda bilimi ve bilimsel eğitimi ayakta tutmak için yine bilimin ve tekniğin olanaklarından yararlanılıyor. Üniversiteler tüm dünyada uzaktan eğitime geçiyor. Bugünkü olağanüstü şartlarda, bilimin de bu denli önemli olduğu neredeyse tüm toplum kesimleri tarafından kabul edilmişken, eğitimi uzaktan da olsa sürdürmeye çalışmak, bilimin bayrağını yere düşürmemek, bilimi dersliklerden çıkararak öğrencilerin evlerine taşımak görevdir. 

Bunun içinse, bu hizmeti sağlayan bilim emekçilerinin de, bu hizmetten yararlanan öğrencilerin de eşit şartlarda olması gerekir. Sosyal devlet, tam da böyle günlerde ortaya çıkar, çıkmalıdır.

Şu anda yükseköğretimde derslere erişimde karşılaşılan en önemli sorun, birçok öğrencinin bilgisayarının bulunmaması; cep telefonuyla dersleri takip etmeye çalışan öğrencilerinse tüm dersleri izlemelerine yetecek kadar internet kotasına sahip olmamasıdır. Aynı sorun, bilgisayarı olsa da, evinde internet bağlantısı bulunmayan öğrencilerimiz için de geçerli.

Bu sorunun çözülmesi, sadece derslerin izlenmesi için değil; yüklenen yardımcı materyal, kitap, makale ve videoların indirilmesi için de zorunlu. Zira YÖK’ün yaptığı ilk açıklamaya bakarak üniversite eğitimine sadece üç hafta ara verildiğini düşünen birçok öğrenci, memleketlerine giderken tüm ders kitaplarını, kaynaklarını yanlarına almadı. Geri döneceklerini, eğitimin kaldığı yerden devam edeceğini düşünerek. Dolayısıyla sorunu çözmesi gereken YÖK’tür.

Oysa yapılan açıklama yetersiz. Yükseköğretim Kurulu’nun internet sitesinde yer alan 1 Nisan tarihli açıklamada, “Küresel salgın nedeniyle ikametgâhlarına dönen bazı öğrenciler, bulundukları yerlerde internet erişimi, bilgisayar temini gibi olanakları sağlamakta zorlandıklarını belirterek YÖK’ten, uzaktan devam edemedikleri dersler nedeniyle mağduriyetlerinin giderilmesini istedi” ifadesi yer alıyor. Dolayısıyla internete erişim ve bilgisayar temini gibi konularda yaşanan sıkıntıdan YÖK de haberdar. Ancak bu noktada YÖK’ün çare olarak kayıt dondurma önerisi getirmesi, sorunu çözmüyor.

Dondurmak çözüm değil

Nedeni belli: YÖK’ün istatistik biriminden aldığım verilere göre, 2 milyon 36 bin 141’i açıköğretimde olmak üzere, Türkiye’de şu anda yükseköğrenim gören toplam öğrenci sayısı 7 milyon 740 bin 502. Dolayısıyla mağduriyet yaşama potansiyeli olan öğrenci sayısı oldukça yüksek. Dahası, bu sorun bahar döneminde, yani yılın ikinci yarısında yaşanmakta. Bu dönem son sınıfta olan yüz binlerce öğrenci için bu, okulun bir dönem değil, önümüzdeki bahar yarıyılı sonuna dek, yani bir yıl daha uzaması anlamına geliyor. Son sınıfta olmayanlar için de okul dondurmak, okulu yine bir yıl uzatma riskiyle eşanlamlı. Bir dönem için bir yıl uzatma adil değil.

Bir yıl okul uzatmak demek, zaten gelecek kaygısı çeken, işsizlik sarmalıyla boğuşan mezunları görerek umutsuzluğa kapılan yüz binlerce gencimizin ruh durumuna da, maddi şartlarına da olumsuz etki eder. Kaldı ki okulu uzatmak yerine eğitime uzaktan da olsa devam edebilmek, içinden geçtiğimiz şu travmatik günlerde öğrencilerimizin zihinlerini bilimle meşgul etmek, sosyal hayattan kopup eve kapandıkları şartlarda ruh sağlıklarını koruyabilmek için de faydalıdır. Dolayısıyla bu tedbir aynı zamanda bir halk sağlığı seferberliği kapsamında görülmelidir.

Dondurmak, çare değildir. Sorun, öğrencilerden kaynaklı değil, çözümü de onlar bulamaz. Görev devletindir. Olağanüstü dönemler, olağanüstü çözümler gerektirir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın EBA sistemine erişim için sağladığı internet kotasının bir benzeri, servis sağlayıcılarla yapılacak görüşmeler sonucunda hızlıca üniversitelerin uzaktan eğitim sistemi için de yaratılabilir.

Üniversite öğrencilerine önümüzdeki üç aylık süreçte internet sınırsız hale getirilebilir; ikinci seçenek olarak kotaları en az 10 GB oranında artırılabilir veya sadece uzaktan eğitim sağlayan programlara ve oraya yüklü materyallere sınırsız erişmelerini sağlayan bir ara seçenek yaratılabilir. Yeter ki hızlıca adım atılsın. Yükseköğretim Kurulu’na bu konuda acil görev düşüyor.


Yazarın Son Yazıları

Dava insanları 24 Haziran 2020
İktidarcılık 20 Haziran 2020
Tek sorumlu yurttaş mı? 17 Haziran 2020
Mecbur insanlar 13 Haziran 2020
İmza 10 Haziran 2020
Ada 30 Mayıs 2020
Sosyal üzerine 27 Mayıs 2020
Gemi 16 Mayıs 2020
Maskematik 9 Mayıs 2020