Duvar Yazıları

Dalgıçlar dalsın, Rıza uçsun

26 Temmuz 2015 Pazar

O uçmasın da kim uçsun? 17-25 Aralık’a dokunan herkes yandı, ona dokunan olmadı. Gerçi haksızlık etmeyelim o da yandı sayılır. Bir aydır Bodrum’da tatilde, ne de olsa güneş yakıcı. Dün Hürriyet’teki habere göre teknede sıkılınca eğlenmek için flyboard yaptı, denizin üzerinde uçtu. (Flyboard, deniz suyunu güçlü motorlarla iterek su üzerinde uçmayı sağlayan bir alettir.) Aynı habere göre Rıza Sarraf taze balık konusunda çok hassas. “Ben yiyeceksem balığı, yollarım dalgıçlarımı, denizden taze taze” diye düşünüyor. Ama bonkör bir şahıs kendisi, misafirleri için de dalgıçları çalıştırıyor. Rıza Sarraf, teknesine gelen İbrahim Tatlıses’in şerefine balık yakalamaları için dalgıç ekibini yakındaki bir koya gönderdi. Balıklar yakalanmış, sofralar kurulmuştur. Belki CD’ye Tatlıses’ten de bir şarkı konulmuştur. Mesela “Nedensin isyanıma Nedensin feryadıma”...

 

Siz basını hedef göstermeyi iyi bilirsiniz

İşaret fişeğini Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç attı. Cuma akşamı televizyon konuşmasında Özgür Gündem ve Evrensel gazetelerini hedef gösterdi. 24 Temmuz Basın Özgürlüğü Günü’nde şunları söyledi:

“...Benim daha sözlerim bitmedi. Elimde bir dosyayla geldim ama süre kalmadı. Bakın size göstereyim. Özgür Gündem ve Evrensel’in de içinde olduğu, diğerlerini saymayayım birçok gazete.. bunlar suç makinesi. Bunlara dava açsak cezalara boğulurlar. Terör örgütünün eylemlerini öven ifadeler kullanıyorlar. Bazı isimlerle köşe yazıları yazıyorlar. Ama biz onlara bu kadar çok dava açsak bu davaları da kullanırlar. Yine çıkar aynı şeyleri yazarlar.”

O Özgür Gündem ki; yıllarca çalışanları, dağıtıcıları öldürülmüş, saldırıya uğramış, gazete binaları bombalanmıştı. O Evrensel ki; meslektaşımız Metin Göktepe polisler tarafından dövülerek öldürüldüğünde orada çalışıyordu. Devlet yine parmağını “muhalif” basına çevirerek “ilgililere işaret” veriyordu. Ardından önceki gece yarısı sosyal medyada bir yavaşlama oldu. Herkes “Şu an acaba nerede hangi operasyon yapılıyor” diye birbirine soruyordu. Ve dün Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne yakın Rudaw, Erbil merkezli BasNews, ANF, Dicle Haber Ajansı (DİHA), Hawar Haber Ajansı (ANHA), Özgür Gündem gazetesi, Yüksekova Haber, sendika.org, Roj- News internet sitelerine erişim de engelleniyordu. AKP, aslında Erdoğan; IŞİD ile mücadele diye başladığı yeni dönemde hedef olarak yine basını, muhalif grupları, aslında sesini yükselten herkesi hedef alıyordu. Türkiye demokratik anlamda yine-yeniden geri saymaya başlıyordu.

Cihangir şakacısı Aktay...

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Siirt Milletvekili Yasin Aktay Twitter’da Habib Çelik adlı bir kullanıcının yazdığı “TSK’dan rica ediyorum! Üç F-16’yı Cihangir üzerinden gece gece alçak uçuş yaptırsın vallahi kandili bombalamaktan daha etkili olur:))” tweet’ini paylaştı. Paylaşımı tepki çekince de açıklama yaptı: Bu bir espri. Bu ülkede mizah özgürlüğü var. Kimse bunu ciddiye alacak değil. Eğer ciddiye alınacaksa nasıl bir ülke olduğumuzu sorgulamamız gerekir. Tamamen mizah. Yüzde yüz mizah. Millet gülsün, eğlensin; bazıları da düşünsün, ibret alsın, diye söyledim. Askerin F16’sıyla “etrafa ibret” dersi vermeye kalkan AKP’nin genel başkan yardımcısı eski günleri unuttu herhalde. Devletin, askerin adamı oldu. Eğer unutmasa bir zamanlar gazetelere servis edilen “Erdoğan’ın Keçiören’deki evinin üzerinde F16 provası” fotoğraflarını da hatırlardı.

 

Soylu, yaylaları anlamamış

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Trabzon milletvekilidir Süleyman Soylu. Karadeniz’den milletvekili seçilmiştir, yani yayla nedir, oradaki halk için ne anlama gelir iyi bilir. Bir de bölge halkının, hele kadınının ne kadar yürekli olduğunu. Misal Rabia Ana. Rizeli Rabia Özcan, Yeşil Yol’a karşı çıkanlar için “Beş - on günlüğüne gelenler ahkâm kesiyor” diyen valiye yönelik “Devlet yok, halk var. Kimdir devlet ya. Devlet benim, biziz devlet” sözleriyle mücadelenin simgesi haline gelmişti.

İşte Trabzon milletvekili Süleyman Soylu, Doğu Karadeniz’de sekiz ilin yaylalarını birbirine bağlamayı amaçlayan Yeşil Yol projesine karşı bölge halkının yeşil kıyımına karşı çıkan eylemlerini “PKK ve KCK’nin bölgeye sızma çalışması” olarak değerlendirdi.

Solda ortak mücadelenin temelini oluşturmak için birçok akademisyen, siyasi parti ve demokratik kitle örgütünün katılımıyla kurulan Birleşik Haziran Hareketi ile ilgili de yorum yapan Soylu, “PKK ve KCK, Birleşik Haziran Hareketi’ni taşeron kullanarak Karadeniz’e sızmaya çalışmaktadır. Bunu da Yeşil Yol üzerinden, HES üzerinden yapmaktadır” dedi.

Soylu; ne Karadeniz’i ne oradaki halkın toprağı için verdiği mücadeleyi, ne de Birleşik Haziran’ı anlamış. Şaşırtıcı mı? Tabii ki hayır.

(Fotoğraf: Makaron)

 

 

 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Gargaraya getirmek 28 Haziran 2016
Bir velinin hatıra defteri 25 Haziran 2016