ABD’nin Siyasal İslamlaTehlikeli Dansı-Son

15 Eylül 2011 Perşembe
\n

\n

Bir öncekini sekizinci olarak kabul ederseniz, bu yazı dokuzuncu ve son yazım.

\n

Bu yazıda son derece güncel olan Başbakanın Mısır, Tunus ve Libya gezisi bağlamında Türkiyeye bu dansta biçilen primadonna ballerina rolüne değinmek istiyorum.

\n

Başbakan başlangıçta Arap Baharı diye adlandırılan, ama hiç de bahar havası getirmeyen olayların yaşandığı üç Genişletilmiş Ortadoğu Projesi ülkesine gitti.

\n

Mısırda ortak geçmişimizden söz etti ve başta Arap ülkeleri olmak kaydıyla tüm İslam âlemini kastederek Bizler aynı bedenin ve aynı ruhun unsurlarıyız dedi.

\n

Bu sözleri söylerken hiç kuşkusuz arkasında, Arap Baharını örgütleyen ve yönlendiren ABDnin desteği vardı.

\n

Artık herkesin farkında olduğu ve açıkça da belirtildiği gibi ABD, İslam âlemi için Türkiyenin Ilımlı İslam rejimini model olarak sunuyor...

\n

Sunmakla da kalmıyor, Türkiyenin bu projeye, siyasal, ekonomik ve askeri olarak dahil olmasını istiyor.

\n

***

\n

ABDnin Arap Baharı projesi dünya kamuoyuna, Ortadoğu ve Kuzey Afrikadaki diktatörlüklerin yıkılması ve yerine demokratik rejimlerin kurulması hareketi olarak sunuldu.

\n

Şimdilik Mısırda Mübarek rejiminin yerini askeri diktatörlük aldı; eski rejimden daha da sert uygulamaları devreye soktu...

\n

Seçim yapıldığı takdirde, toplumdaki en güçlü örgütlenme olan Müslüman Kardeşlerin iktidara geleceği tahmin ediliyor.

\n

NATOnun bombardıman desteğiyle muhalif aşiretler ve güçler tarafından düşürülen Kaddafi rejiminin yerine ise neyin geleceği henüz belli değil, ama Ulusal Geçiş Konseyi Başkanı Mustafa Abdülcelil İslam hukukuna dayalı bir demokrasi hedeflediklerini belirtti.

\n

Yani bir nevi Şeriat demokrasisi ya da Demokratik Şeriat”.

\n

İrandaki Şii Teokratik Demokrasi modelinin Sünni uygulaması.

\n

Abdülcelil ayrıca ülkesinin ideolojisinin Ilımlı İslam olduğunu da belirtmiş!

\n

***

\n

ABDnin özellikle İslam adına terör yapan örgütleri engellemek amacıyla, İslam âlemi için, demokratik bir rejimi hedeflemesi hiç kuşkusuz doğru bir yaklaşım.

\n

Demokratik Türkiye Cumhuriyetinin çoğunluğu Müslüman olan bir halkla, bu ülkelere model olarak sunulması ise bizim için bir övünç kaynağı.

\n

***

\n

Ama işte tam bu noktada hem ABD, hem İslam âlemi hem de özellikle Türkiye Cumhuriyeti için, bu dansın tehlikeli yönü ortaya çıkıyor:

\n

Ilımlı İslam adı altında sunulan ideoloji ve rejim, Şeriat Demokrasisi veya Demokratik Şeriat olarak algılanır ve uygulanırsa, korkarım bunun sonu doğrudan doğruya geniş halk topluluklarının dini tercihlerini yansıttığı için aldatmacalı olarak demokratik diye adlandırılan bir şeriat rejimi olur ki aynen İrandaki gibi halkoyu ile kabul edilse de sonuç, yine aynen İranda (ya da Hamas yönetimindeki Gazzede) olduğu gibi, bırakın otoriter olmayı, tümüyle totaliter bir rejim niteliği taşır.

\n

Böyle rejimlerin ortaya çıkması ise İslam adına yapılan terörü azaltmaz, tam tersine arttırır; böylece ABD bugüne kadar pek çok süreçte görüldüğü gibi kendi kuyusunu kendi kazmış olur.

\n

Türkiye açısından ise daha vahim bir seçenek gündemdedir:

\n

İslam âlemine örnek ülke olacak diye, demokratik ve laik rejimimiz bir Şeriat Demokrasisine dönüştürülürse, insanlık tarihine Müslüman bir toplumdaki ilk başarılı demokratik rejim olarak geçmiş olan ve bugün zaten otoriter eğilimlerle mücadele eden ülkemiz, yeniden totaliterliğin pençesine düşer!

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Otorite Boşluğu 24 Kasım 2020