Akıl, kaba kuvvete karşı! (mı?)

22 Kasım 2019 Cuma

Akıl her zaman kaba kuvveti yener, yenmiştir, yenecektir!

Zor oyunu bozar, her zaman bozmuştur, bozacaktır!


***       

            

Hangi önerme doğru?

Hangisinden yana tavır alacağız:

Akıldan yana mı?

Kaba kuvvetten yana mı?


 ***                 

  

Sadece kendimiz ve ailemiz için değil, sevdiklerimiz, dostlarımız, tanıdıklarımız, tanımadıklarımız hatta sevmediklerimiz, özetle “içinde yaşadığımız toplum” ve “tüm insanlık için” hangi önermeden yana taraf tutacağız?

Hangi belirleyiciliği kullanacağız:

Aklı mı?

Kaba kuvveti mi?

Yanıt açık ve net:

Ne idealizm, ne romantizm, ne felsefe, ne ideoloji, ne hayal...

Tarihten, uygulamalardan, örneklerden, kendi yaşamlarımızdan süzülüp gelen bir cevap:

Elinde hangi araç varsa onu kullanacaksın; o belirleyiciyi, o belirleyicinin zorunlu kıldığı yöntemini uygulayacaksın!

Aklı olmayıp kaba kuvveti olanlar, kaba kuvveti kullanacak.

Kaba kuvveti olmayıp aklı olanlar, aklı kullanacak.

Her ikisi de olanlar, her ikisini de kullanacak.

Hiçbirisi olmayanlar hiçbirisini kullanamayacak, kazananın peşinden gidecek


***     

               

İktidar kaba kuvvete, polise, askere, zor gücüne sahiptir, dolayısıyla onu kullanır.

Muhalefetin elinde ise kaba kuvvet yoktur, sadece akıl vardır, dolayısıyla aklı kullanır.


***       

             

Aklı olmayan iktidar uzun vadede yenilmeye mahkûmdur.

Çünkü aklı olmayan iktidarlar, ilkel ve cahil oldukları için, mutlaka, ama mutlaka akla yenilirler.

Aklı olmayan iktidarların tek çıkış yolu zor kullanmaya devam etmek değil, “akıllanmaktır”...

Ama akılları olmadığı için onu da “akıl edemezler”...

Zayıfladıkça, kaba kuvveti, zor gücünü, baskıyı, artırarak kullanmaya devam ederler...

Ve mutlaka, ama mutlaka akla, yenilirler...

Çünkü akıl tüm insanlığın birikimini temsil eder!

Tarih bunların trajik örnekleriyle doludur:

İnsanın, toplumun, insanlığın aklı, cahil, ilkel, kaba ve böyle olduğu için sadece kaba kuvvete dayanarak hüküm sürmeye çalışan iktidarları mutlaka, ama mutlaka, yenilgiye uğratmıştır!


***   

                  

Sevgili okurlarım, her toplum, her olay, her rejim, içinde yaşadığı ulusal ve uluslararası dönemin/düzenin özel ve öznel koşulları içinde değerlendirilir.

O nedenle ben “Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti”ni savunduğum zaman bana lütfen “Tarihte şiddetin rolü” gibi abuk sabuk anımsatmalar yapmayın, bu mealde yanıtlar vermeyin...

Ben tarihsel örnekleri, olayları, onların hepsini, çoktan çalıştım, okudum, öğrendim, yaladım, yuttum...

Bu tür eleştirilere ancak, “İktidarın, elindeki kaba kuvvet olanağını daha şiddetle kullanmasını, hatta kan dökmesini ve 12 Mart ve 12 Eylül Askeri Darbeleri gibi, Demokrasiyi, Demokratik Rejimi, Demokratik Rejimin vazgeçilmez varlığı olan Demokratik Muhalefeti, Temel İnsan Hak ve Özgürlüklerini, buldozerle ezerek yok etmesini tahrik edecek provokasyonlar mı” diye bakmamak için kendimi zor tutuyorum!

YAŞASIN DEMOKRATİK VE LAİK SOSYAL HUKUK DEVLETİ...

YAŞASIN PARLAMANTER, ÇOĞULCU DEMOKRASİ!


Yazarın Son Yazıları

Otorite Boşluğu 24 Kasım 2020