‘Aslına rücu’ iktidarı kurtarmaz!

20 Ekim 2020 Salı

Sevgili okurlarım, her hafta pazartesi günleri www.kongar.org adresindeki internet sitemde, ‘GÜNCEL’ başlığı altında, gazetedeki köşe yazılarımdan farklı bir yazı yazıyorum.

Hiçbir ek arama gerektirmeden, doğrudan sitenin giriş sayfasında yer alan bu yazıda, kimi zaman dikkatlerden kaçmış bir belgeyi yayımlıyor ve yorumluyorum...

Kimi zaman, geçmişte yaşanmış olan, bugüne ya da yarına ışık tutabilecek olayları anlatıyorum...

Kimi zaman gazete sütununa sığmayacak uzunluktaki bilgi ve belgeleri hem alıntılıyor hem irdeliyorum...

Kimi zaman da gündem hakkında ne düşündüğümü belirten ve o hafta Cumhuriyet’te yazacağım yazılar hakkında ipucu veren bir görüş aktarıyorum.

Dün, “aslına rücu eden”, yani ilk çıktığı siyasal hareketin değer yargılarını ve siyasal çizgisini reddederek siyaset sahnesine giren ve başarısızlıklardan sonra reddettiği eski niteliklere, üstelik o nitelikleri yozlaştırmış olarak geri dönen, rücu eden iktidarın, bu stratejik kararının kendisi için çok yanlış olduğunu, oy kaybını engelleyemeyeceğini ve iktidardan düşüşü durduramayacağını belirten kısa bir yazı yazmıştım.

“Dinci Politikaya Dönüş Erdoğan/AKP İktidarını Kurtarır mı?” başlıklı dünkü “GÜNCEL” yazım şöyleydi:

“Gittikçe taban kaybeden Erdoğan/AKP iktidarı:

Eylem ve söylemleriyle, bir yandan Temel Hak ve Özgürlükleri zedelerken, öte yandan yeniden tarikat ve cemaatleri ön plana çıkaran politikaları devreye sokuyor.

Esas olarak Dinci Politika çizgisini terk ettiğini, Milli Görüş Gömleğini çıkardığını söyleyerek Muhafazakâr Demokrat çizgiye oturduğunu öne süren iktidar, zaman içinde, yaptığı yanlışlarla yalnızlaştıkça ve taban kaybettikçe yeniden Dinci Politika çizgisine rücu etti.

Bu geriye dönüşün, yaşadığı destek kaybını durdurabileceğini hiç sanmıyorum.

Çünkü zaten, Muhafazakâr Demokrat çizgiden saptığı için taban kaybetmeye başladı.

Dinci Politika çizgisine geri dönmesi yaşadığı oy kaybını önlemez, tam tersine hızlandırır diye düşünüyorum.”

***

7 Haziran 2015 seçimlerini kaybeden ama iktidarı bırakmayan Erdoğan/AKP, o günden bu yana, Demokratik Rejim bağlamında kabul edilemeyecek söylem ve eylemlerini, toplumu isyan ettiren zorlamalarla yoğunlaştırarak sürdürüyor.

2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine, başbakanlıktan istifa etmeden giren ve Demokratik Rejimi kökünden zedeleyen Erdoğan, 2015 seçimlerinden sonra, Temel Hak ve Özgürlükleri iyice sınırladı, kısıtladı, 2017 halkoylamasıyla zaten yozlaştırdığı bağımsız adaleti iyice yok etti ve anayasayı da yamalı bohçaya çevirerek “Ucube bir Rejim” yarattı.

Bu “Ucube Rejim” bağlamında, dinci siyasetin en net göstergesi olarak, tarikat ve cemaatleri devletin bütün kurumlarına ve bütün kademelerine soktu!

2002 yılında “Milli Görüş Gömleğini” çıkardığını ve “Muhafazakâr Demokrat” olduğunu öne sürmesine karşın 18 yılda Demokratlıktan da Muhafazakârlıktan da vazgeçti, tekrar “dinci siyasete” geri döndü.

“Dinci siyaset”, halkın din duygularını okşayarak onları aldatmak üzerine dayalı olan “Demagojik” bir siyasettir.

İktidar, Demokrasiden uzaklaştığı ve muhafazakârlığı “din istismarı” olarak kötüye kullandığı için halkın desteğini kaybetti.

Şimdi aslına rücu ederek bu çizgilerdeki politikalarını tırmandırıyor...

Ve böylece destek kaybını hızlandırıyor! 


Yazarın Son Yazıları

Otorite Boşluğu 24 Kasım 2020