Atatürk’ü demokrasiyle taçlandırmak

10 Kasım 2016 Perşembe

Bugün 10 Kasım... “Hürriyet ve istiklal benim karakterimdir” diyen, bunu “milletinin ve ecdadının en kıymetli mirası” sayan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümü!
Onu, eylem ve söylemlerini daha iyi anlamaya çalışarak, en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’ni daha ileriye nasıl taşıyacağımızı düşünerek anmalıyız!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının hedefi, gerçek bir “Demokrasi” idi...
Büyük harfle yazılan, özel isim gibi “Demokrasi”:
Çağdaş, özgür bireyin, çağdaş, özgürlükçü bir devletin vatandaşı olduğu bir rejim: “Demokrasi!”
Büyük harfle yazılan, özel isim olarak “Demokrasi” diye ısrar etmemin nedeni, Türkiye’de, “Demokrasi” kavramının içinin boşaltılmış olmasıdır:
Türkiye Çok Partili Düzen’e geçtiğinden beri seçilmiş iktidarlar “Milli İrade” kavramını saptırarak rejimi “çoğunluk diktası” haline getirmek istemişlerdir.

***

Din-Tarım Toplumunun yüzyıllardır devam eden Feodal yapısı:
Toprak ağalarının, siyaseti de belirleyen, ekonomik ve kültürel egemenliği...
Bireylerin özgür ve bağımsız kişiliklerinin gelişmemiş olması...
Toprağa bağımlı kölelik düzeninin ilişki ve değerlerinin devam etmesi...
Sermayenin ve emeğin, topraktan, Feodal düzenden bağımsızlaşamamış, kentleşememiş, gelişememiş olması...
Atatürk ve arkadaşlarının önündeki en büyük engeldi!
Kısaca “Atatürk Devrimleri” denilen reformlar, bu feodal yapıyı, kentsel-endüstriyel çağdaş bir yapıya dönüştürmek için yapılmıştı.
Çünkü çağdaş insanın, bağımsız ve özgür birey kimliğiyle içinde yaşayacağı çağdaş devlet, ancak toplumsal ve ekonomik gelişmeyle, sermaye ve işçi sınıflarının oluşmasıyla gerçekleştirilebilirdi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kurduğu Cumhuriyet’i, asıl hedefi olan çağdaş Demokrasi ile taçlandırmak istiyordu...
Cumhuriyetçi Serbest Fırka deneyimine bunun için girişti...
Ama toplumsal yapı henüz Din- Tarım Toplumu’nun prangalarından kurtulamamıştı:
“Demokrasi” deneyimi, Feodal Toplum’un, ağa-köle ilişkilerini sürdüren “geri” yapısına tosladı ve hüsranla sonuçlandı.

***

İsmet İnönü, inanmış bir Cumhuriyetçi, dolayısıyla, “Demokrasiyi” de hedefleyen bir Devrimciydi:
Cumhuriyet’i kuran kadronun ikinci adamının, tüm yetkiler elindeyken, sırf “Demokrasi”ye inandığı, Cumhuriyet’i “Demokrasi” ile taçlandırmak istediği için, Çok Partili Düzen kararı vermesi, serbest seçimler yapması ve iktidardan inmesi, şimdiye kadar dünya tarihinde eşi görülmemiş bir uygulamadır...
Ve bu uygulama, Cumhuriyet sayesinde, “Demokrasi” sayesinde, iktidara gelen sağ partiler tarafından istismar edilmiş...
“Demokrasi” sürekli olarak “Çoğunluk Diktatörlüğüne” dönüştürülmek istenmiştir.

***

Atatürkçülük, çağdaşlıktır:
Atatürkçülük bilim ve akıl yoludur!
Atatürkçülük özgürlük ve bağımsızlık gibi iki değeri tüm vatandaşlar için, Cumhuriyet ve “Demokrasi” yoluyla, tüm ülkede egemen kılma hedefine yöneliktir...
Ülkemizdeki ve dünyadaki ırkçı- dinci faşizan dalgalanmalar kimseyi aldatmasın...
İnsanlık tarihinin gelişmesine, insan haysiyetine uygun olduğu için de, Atatürkçülük, Cumhuriyet ve “Demokrasi” bütün engellemelere karşın mutlaka zafere ulaşacaktır!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları