Diktatörler ve Stadyumlar

19 Nisan 2014 Cumartesi

Diktatörler, özgürlüğü sevmez...
Diktatörler, halkı sevmez...
Diktatörler halkın özgürce doldurduğu stadyumları hiç sevmez, ama kullanır!

***

Santiago’daki Şili stadyumunun öyküsü:
Pinochet, darbeyi yapıp Allende’yi de öldürdükten sonra muhalif olan binlerce aydın, sanatçı, sendikacı, hoca ve öğrenciyi Şili stadyumuna toplar...
Bunların bir bölümü stadyumda katledilir...
Bazıları da Patagonya’daki işkence merkezlerine götürülür, orada öldürülür ve cesetleri uçaklarla Pasifik Okyanusu’na atılır...
Şili’nin en önemli sanatçılarından, devrimci yeni türkü hareketinin kurucusu Victor Jara da stadyuma getirilmiştir...
Şarkı söylemeyi sürdürür, tutuklular da ona katılır...
İşkence yapılır, gitar çalan elleri kırılır ve öldürülür.
Bugün o cinayetleri işleyenler suçlanmış ve stadyuma da onun adı verilmiştir.

***

1936 Berlin Olimpiyatları’ndaki stadyum öyküsü de tarihe geçmiştir:
Naziler, Yaz Olimpiyatları’nı propaganda için önemli bir fırsat olarak görür; hazırlıklar yapılır, büyük bir spor kompleksi inşa edilir...
Ama saf Alman, Cermen, Aryan ırkının üstünlüğü üzerine kurulu bütün bu şatafatlı hazırlık, Afrika kökenli Jesse Owen’in 100 metre, 200 metre, uzun atlama ve bayrak yarışında aldığı altın madalyalarla gölgelenir...
Hitler, kazananları tebrik bile etmeden stadyumu terk eder!

***

Türkiye’nin yeni yazılmakta olan stadyum öyküsünü 17 Nisan tarihinde Yalçın Doğan dile getirdi:
“Karar verdin, ‘Hadi maça gidelim’. Yoook öyle, aniden maç yok. Önce bir bankadan parayla kredi kartı alacaksın. O banka kimin? Kaç şubesi var? Milyonlarca taraftar kredi kartı alınca, vay anasına sayın seyirciler, paraya bak sen.
Sonra e-bilet. Bilette ana adı, baba adı, T.C. kimlik numarası, hangi takımı tutuyorsun, statta nereye oturacaksın, maçta ne yedin, ne içtin, gol olunca ne yaptın, maça kiminle gittin, neden gittin, gelelim asıl meseleye, büyüklerimizi protesto ettin mi, hepsi kamerada. Maç bileti derken, özel hayatın didik didik.
Hele de protesto kayda uygunsuz geçmiş ise bir daha maçı unut. Stat dışında bile, gözler sende. Senin takımının maç gününde, karakola gidip imza atacaksın. 6222 dedikleri yasa ile cezalar yağmur gibi.
Statlar açık hava hapishanesi, taraftar potansiyel suçlu, yakında ne maç kalır, ne taraftar, sporda şiddeti önleme ve güvenlik adı altında, ‘Herkes benim istediğim gibi, yat yat, kalk kalk’, koca ülke 1930’lar Almanya’sı.”

***

Diktatörler, bireyleri ve toplumu bir süre susturabilirler...
Ama tarihi asla!  


Yazarın Son Yazıları

Otorite Boşluğu 24 Kasım 2020