Fuzuli şâgil

30 Temmuz 2015 Perşembe

Rahmetli Süleyman Demirel hayatta olsaydı, Davutoğlu Hükümeti için “Fuzuli şâgil” derdi herhalde!
“Fuzuli şâgil” esas olarak bir hukuk terimi; hakkı olmadan bir taşınmaz malı işgal edene deniyor:
Sonuç olarak, hakkı olmadan kullandığı yerden, hukuk yoluyla yani yargı kararıyla tahliye ediliyor.

***

İnterneti ve elbette Twitter ile Facebook’u da çok farklı ve birbirine zıt iyi ya da kötü amaçlarla kullanabilirsiniz.
Ben bütün bu dijital ortamları da hayatımı adadığım akademisyenlik, yani öğrenme ve öğretme etkinlikleri için kullanmaya çalışıyorum.
Haber ve bilgi kaynaklarını izlemeye çalışıyorum; böylece hem gündemi takip ediyorum hem de yeni şeyler öğreniyorum.
Artık yüz bini geçmiş olan takipçilerimle, her gün, Cumhuriyet’teki yazılarımı, ilginç bulduğum başka yazı ve haberleri paylaşıyorum.
Arada sırada da “ödüllü” bilgi yarışmaları düzenliyorum.
Önceleri “ödül” sadece bir “aferin” idi.
Baktım, katılım yüksek oluyor, ben de takipçilerimi tatmin etmek için ödülü somutlaştırdım:
Son yarışmada “Demokrasimizle Yüzleşmek” adlı kitabımın imzalı kopyasını ödül olarak verdim.
Yanıtının bulunması için 24 saat süre verdiğim soru şuydu:
“ ‘Fuzuli şâgil’ deyimini ilk kez kim, kimin için, ne münasebetle kullanmıştır?”
İlginçtir, gelen yanıtlardan ben de bilmediğim bir noktayı öğrendim:
Benim bildiğim, bu ifadeyi ilk kez, Süleyman Demirel’in 1977 seçimlerinden sonra Meclis’te salt çoğunluğu yakalayamayan CHP’nin Genel Başkanı Ecevit’in kurduğu azınlık hükümeti için kullandığı idi.
Fakat soruyu doğru yanıtlayan ve imzalı kitabımı kazanan Ali Bey’in ilk verdiği yanıt Demirel’in bunu ilk defa Tabii Senatör Ahmet Yıldız için 1969 yılı sıralarında kullandığıydı (Sonraki kullanılışı da bilince kitabı kazandı).

***

AKP liderliği, Cumhurbaşkanlığı, Meclis Başkanlığı ve Başbakanlık olarak, Davutoğlu Hükümeti’ne, seçimlerde kaybettiği iktidarı kullandırmakta ve böylece onu “Fuzuli şâgil” durumuna düşürmektedir...
Hem de tarihimizin en kritik günlerinde ülkeyi savaşa sokarak!

                                                           
Lozan için bir okur mektubu daha: “Mektubunu yayımladığınız beyefendinin, katılımın yaş ortalaması hakkındaki görüşüne katılarak; nedenin bu toplantı özelinde gün ve saat olduğunu düşünüyorum. Ben ve çevremdeki çoğu arkadaşım iş yerlerimizden izin alıp vapura yetişebilmek için perşembe gününden faaliyetlere başladık fakat başarılı olamadık. Burak B., 27, Çevre Mühendisi
Benim notum: Bu tür toplantıları İstanbul’da, hafta sonu yapmak gerekiyor.  


Yazarın Son Yazıları

Otorite Boşluğu 24 Kasım 2020