Hukuk devletini hukukçular korur!

15 Ekim 2020 Perşembe

Politikacılar genellikle hukuktan, Hukuk Devleti’inden pek hoşlanmazlar...

Çünkü hukuk denetiminden rahatsız olurlar.

Dolayısıyla, politikacıların Hukuk Devleti’ni eleştirmeleri, ellerinden geldiği kadar eğip bükmeleri, olanaklı olduğu ölçüde, kanunların ve kuralların arkalarından dolaşmaya çalışmaları şaşırtıcı değildir.

Türkiye’de de Erdoğan/AKP iktidarının “Bağımsız Yargı”yı ayak bağı olarak gördüğü, bizzat kendilerinin ifade ettiği bir gerçektir.

Nitekim 12 Eylül 2010 ve 16 Nisan 2017 halkoylamalarında yargının bağımsızlığı ortadan kaldırılmış, Anayasa Mahkemesi’nin oluşumu siyasetçilerin emrine verilmiş ve yetkileri de kısıtlandırılmıştir.

Aynı dönemde, siyasetin yani yürütmenin yargı üzerindeki denetimi, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nda bakanın ve bürokratların ağırlığı artırılarak sağlanmıştır.

Çünkü HSK, bütün hâkim ve savcıların atamalarını yapan kuruldur.

İktidarın istemediği kararları veren yargıçların yerleri anında değiştirilmekte, mahkemelerin oluşumları istendiği biçimde düzenlenmektedir.

***

Öte yandan her mahkemenin kararına itiraz etme hakkı...

Bu hakka karşı mahkemenin direnme hakkı...

Böyle uyuşmazlıklar karşısında bunları çözecek karar mercileri...

Hukuk Devleti bağlamında belirlenmiştir.

Yargıçlar, savcılar, avukatlar, yargı mekanizmasındaki yardımcı hizmet mensupları, akademisyenler genel olarak “Hukukçu” adı ile anılırlar.

Hukuk Devleti kavramı, bütün hukukçuların, ama esas olarak, bütün yargıçların, savcıların ve avukatların, yani varlıklarını Hukuk Devleti içinde daha bağımsız ve özgür olarak geliştirebilecek olanların savunması gereken bir yapıyı ifade eder!

***

Elbette Hukuk Devleti ve bunun yansıması olan Yargı Mekanizması, yukarıda belirttiğim, itirazlar, direnmeler ve bunların çözümü açısından bir hiyerarşiye dayalıdır.

Bu hiyerarşinin korunması, her şeyden önce, mahkemelerin yani, yargıçların ve savcıların görevidir.

Yargıtay ve Danıştay, bu hiyerarşinin en tepesinde yer alan kurumlardır...

Onların kararları bütün adli ve idari yargıyı bağlar.

Bağımsızlığı zedelenmiş bile olsa yargı, esas olarak Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti içinde yer aldığından, bütün yapının en tepesinde rejimi koruma görevi olan Anayasa Mahkemesi yer alır.

Anayasa Mahkemesi rejimi koruduğu için, sadece bütün mahkemeler değil, bütün devlet kurumları Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına uymak zorundadırlar.

Bu açıdan bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’nin, üstelik oybirliğiyle aldığı bir karara direnmesi, Hukuk Devleti bağlamında olanaklı değildir, Anayasa’ya aykırıdır.


Yazarın Son Yazıları

Otorite Boşluğu 24 Kasım 2020