Sığınmacılar sorununu kim, niçin istismar ediyor? - 6

26 Ağustos 2021 Perşembe

Yeniemperyalizm, bölgesel savaşlar çıkararak sadece tek tek devletleri değil, bütün bir bölgeyi tümüyle istikrarsızlaştırırken yalnızca askeri değil, siyasal, ekonomik, demografik ve kültürel saldırılarla da buraları kontrol etmeye çalışıyor.

Güney Amerika’daki örnekleri ve orada olupbitenleri şimdilik bir yana bırakarak Türkiye’yi doğrudan etkileyen Avrasya’ya bakarsak şunları görüyoruz:

Yugoslavya üzerinden Balkanlar, Irak ve Suriye üzerinden Ortadoğu, Libya üzerinden Kuzey Afrika, Afganistan üzerinden Orta Asya, Ukrayna üzerinden Doğu Avrupa, tek tek devletler yoluyla istikrarsızlaştırılan bölgeler.

Aslında gerçek büyük savaş, Sovyetler Birliği’nin çökmesinden sonra başlayan Küresel dönemde, yeniden yükselen Rusya, ABD’ye rakip olmaya başlayan Çin ve bunların ekseninde konuşlanan Hindistan gibi ülkelerle, ABD, Britanya, Kanada, Avustralya ve AB arasındaki rekabetten kaynaklanıyor.

Yeniemperyalizm eliyle Komünizme karşı yaratılan ve Sovyetler çöktükten sonra, “Silahlı Siyasal Radikal İslam Terörü” dedikleri, “Küresel Terör” olarak şeytanlaştırdıkları El Kaide gibi, Taliban gibi, IŞİD ve uzantıları gibi örgütlerin bu savaşta bir araç olarak kullanılmaları ve dışardan destek arayan yöneticilerin ülkelerini bu savaşta cepheye sürmeleri...

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra, dünyanın yeniden biçimlendirilmesine ilişkin bu yeni “Büyük Savaş”ta işgal edilen ülkelerdeki ve istikrarsızlaştırılan bölgelerdeki “sığınmacılar” fenomenini, yeni bir “Stratejik Silah” olarak sahneye çıkardı.

Bu konuda, Cumhuriyet köşe yazarı olan iki meslektaşımın önce de alıntıladığım yazılarında sözünü ettikleri iki kitapta anlatılanları bir kez daha anımsatayım:

Biri Zülâl Kalkandelen’in Naomi Klein’in “Şok Doktrini” kitabından alıntıladığı, “Bir ülkeyi çökertme metodu”...

Öteki Mine Kırıkkanat’ın Kelly M. Greenhill’in “Bir Savaş Silahı Olarak Stratejik Göç Mühendisliği” adlı kitabından alıntıladığı “Sığınmacıların bir savaş silahı olarak” kullanılması modeli.

Elbette bunlara bir de Samuel P. Huntington’un, bu yazı dizisinde birçok kez alıntıladığım ve daha önce de defalarca anlattığım, doğrudan Türkiye’yi ve Atatürk’ü hedef alan “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabını eklemek gerek.

(Ülkemiz açısından daha da derine inmek istiyorsanız, benim “Küresel Terör ve Türkiye” ve “ABD’nin Siyasal İslam’la Dansı” kitaplarıma, Merdan Yanardağ’ın “Bir ABD Projesi Olarak AKP” ve Mehmet Ali Güller’in “Amerikan Hegemonyasının Sonu” adlı eserlerine bakabilirsiniz.)

***

Ne yazık ki Erdoğan/AKP iktidarı, Yeniemperyalizmin devletler ve bölgeler üzerindeki bu kirli oyunlarına Türkiye’yi de ortak etmiştir. 

Böylece ülkemiz ABD’nin sonradan yanlış olduğunu fark ederek terk ettiği “Ilımlı (Amerikancı) İslam Projesi”nin model ülkesi olarak sadece Afganistan, Irak, Suriye ve Libya’da işgallere ve istikrarsızlaştırılmalara iştirak etmekle kalmamış, bu işgal ve istikrarsızlaştırmalar sonunda bölgenin (ve elbette bütün dünyanın) karşılaştığı Arap ve Müslüman “sığınmacılar” sorununun ortaya çıkmasına da bizzat sebep olmuştur.

Şimdi ABD, yaptığı yanlışı anlayıp buralardan çekilirken artık ilk seçimde gideceği iyice belli olan Türkiye’deki siyasal iktidar, ABD’den ve AB’den alacağı mali destek ve oralardan yandaş müteahhitler için bulacağı kaynaklar karşılığında, Yeniemperyalizmin “vekâlet savaşlarını” da sürdürmeye gönüllü gözükmüş ve “sığınmacılar” için Batı’nın “tampon ülkesi” olmayı kabul etmiştir.

Anlaşılan içeride hem ekonomik olarak iflas eden hem de seçmen desteğini yitiren yönetim, iktidarını sürdürmek için dış dünyadan, daha açık bir tanımla Yeniemperyalizmden, mali ve siyasi destek aramaktadır.

***

“Sığınmacılar sorunu” her şeyden önce bir “insanlık”, bir “insan hakları” sorundur:

Bu sorunu yaratan işgalciler, savaş çıkaranlar, insanları yerlerinden yurtlarından edenler, Yeniemperyalistler ve onların uzantıları, baş sorumludur.

Sorun ortaya çıktıktan sonra bu sorun üzerinden siyasal, ekonomik, mali çıkar sağlamak peşinde olanlar, aynı derecede sorumludur.

Kendi yarattıkları bu sorundan korktukları için onu görmezden gelen, ona sırt çeviren, para ve siyasal destek karşılığında Türkiye’yi bir “sığınmacı deposu” olarak kullanmak isteyenler ve buna karşı çıkmayanlar da baş sorumlular arasındadırlar.

Trump-Biden, Afganistan’dan kaçarken...

Putin, “sığınmacı” sorununun terörizm ve uyuşturucularla ilgili potansiyel tehlikelerini ve ülkedeki aşiretler arası kanlı savaşı belirterek bu ülkeden uzak dururken...

Kısa dönemli çıkarları uğruna Yeniemperyalizmin hizmetine koşanlar...

Ve ülkeyi çözemeyeceği kadar ağır sorunlarla karşı karşıya bırakanlar...

Yönetimlerini güçlendirmek ve uzatmak yerine, ilk seçimlerde iktidardan gidiş süreçlerini güçlendirmekte ve kesinleştirmektedirler.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları