Utanç verici suskunluk ve ODTÜ

10 Ocak 2016 Pazar

Türkiye belki de tarihinin en sorunlu dönemlerinden birini yaşıyor:
Güneydoğu’da bir savaş hali var.
Ayrıca komşu ülkelerdeki savaşa da müdahil olduk.
Rejim ciddi bir saldırı altında; parlamenter demokrasinin tüm geleneksel kurum ve kuralları yozlaştırıldı.
Hukuk devleti ve adalet düzeni güvenilmez hale getirildi.
Hırsızlık, yağma, rüşvet ve yolsuzluk konularında tam bir ahlaki çöküntü yaşanıyor.

***

Böyle bunalımlı dönemlerde siyasetin çözüm seçenekleri üretmesi beklenir.
Oysa ne yazık ki, bu sorunlar zaten siyasal iktidardan kaynaklanmakta, muhalefet ise çözüm önerileri üretmekte yetersiz kalmaktadır.
Bu durumda gözler üniversitelere dönmekte ama ülkemizin bu bilim yuvalarının utanç verici suskunluğu insanları şaşırtmaktadır.

***

Elbette ülkedeki genel baskı havası üniversiteleri de etkilemiştir ve hiç kimse asıl işi araştırmacılık ve eğitim olan üniversite mensuplarından kahramanlık beklemek hakkına sahip değildir.
Ama insan yine de, değerli bilimcilerimizden pratik ya da kuramsal çözüm önerileri duymak istiyor ve bu suskunluk üniversitelerimize yakışmıyor.

***

Bu arada, sadece Türkiye’de değil, dünyada da seçkin bir yere sahip olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ne yazık ki Türkiye’yi sarsan bu temel sorunlar çerçevesinde doğrudan bir saldırı hedefi olarak seçilmiş görünüyor:
Hem arazisi, yağmacı bir zihniyetle elinden alınmak isteniyor, hem de yönetimi ve öğrencileri, (belki de bu yağmacı niyetlerden dolayı) çeşitli iftiralarla yıpratılıyor.
ODTÜ’lü akademisyenler bu iftira ve girişimlere karşı bir bildiri yayımladı...
Üniversitelerin utanç verici sessizliği sürerken umut verici bir ses olarak yükselen bu bildiri, özlenen bir üniversite anlayışını ve bu anlayışın altında yatan demokratik kültürü yansıttığı için tam metin olarak aşağıya alıyorum:
“60. yıldönümünü kutlayan ODTÜ, Türkiye’nin tüm bölgelerinden, farklı sosyal kesimlerden ve siyasi görüşlerden öğrencisi ve 120.000’i aşkın mezunu ile ülkemizde evrensel değerlerin taşıyıcısı saygın kurumlardan biridir.
ODTÜ, aynı zamanda, farklı görüş ve inançlara saygılı, bunların özgürce dile getirildiği ve yaşandığı, sorunlarını çoğulcu, katılımcı ve hoşgörülü yaklaşımlarla çözebilme kültürüne sahip bir üniversitedir.
ODTÜ yönetimi, çalışanları, öğrencileri ve mezunlarının özverili çabalarının ürünü olan bu demokratik kültür, ülkemizin köklü üniversite geleneğinin bir parçası olarak aydınlık geleceğinin güvencesidir.
Biz aşağıda imzası bulunan ODTÜ öğretim elemanları her ne sebeple olursa olsun ODTÜ’ye üniversite dışından yapılacak müdahaleleri kabul edilemez bulduğumuzu duyuruyor, üniversiteyi tanımlayan evrensel değerleri ülkü edinen herkesi bilimsel düşünce ve araştırmaya, üniversite özerkliğine ve akademik özgürlüklere sahip çıkmaya davet ediyoruz.

***

Görüldüğü gibi bu bildiri bir de çağrı içeriyor:
“Bilimsel düşünce ve araştırmaya, üniversite özerkliğine ve akademik özgürlüklere sahip çıkma” çağrısı.
Ey anlı şanlı, unvanlı, üniversite yöneticileri, akademisyenler, STK mensupları:
Ben bu çağrıya katılıyorum...
Ya siz?

***

Bu vesileyle, şu anda hapiste olan Can Dündar’ın da Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’ndan mezun olduktan sonra ODTÜ’de Yüksek Lisans yaptığını anımsatalım ve 10 Ocak “Çalışan Gazeteciler Günü”nde, onun üzerinden, “içeride çalışan” gazetecilere de bir selam yollayalım.  


Yazarın Son Yazıları

Otorite Boşluğu 24 Kasım 2020