Enver Aysever

Korona günlerinde Diyanet!

16 Mart 2020 Pazartesi

Korona salgınıyla ilgili gösteri amaçlı basın toplantısı yaptı diye Sağlık Bakanı’na destek veren muhalifler de dahil olmak üzere, herkes söyleniyor: “Olmadı sayın Bakan cuma namazı kararı, umreden dönenlerle ilgili uygulama olmadı” diye. Acı acı güldüm. Nasıl da aldanıyor insanımız?

Sorunları doğru tahlil edemediğimiz müddetçe çözümler konusunda hep düş kırıklığı yaşarız. Bizim gibi geri kalmış ülkeler, popülist siyasilerin elinde oyuncak hale gelir. Diyeceksiniz ki: “E, ABD; e, AB ülkeleri, farklı mı?” Orada hiç değilse kurallar, kurumlar var. Siyasileri dizginleyecek gelenek var. Hukuk var, bilim var. Bizde hamaset, cehalet, bir de Diyanet var!

Saray’ın sözü üstüne söz olur mu?

Sarayın onayı olmadan herhangi bir iktidar üyesinin nefes alması bile söz konusu değildir. Acı ama böyle. Bu RTE’yi olduğundan öte kudretli saymak değil, hakikat. RTE patron, kabine üyeleri, vekiller de çalışan. Üstelik aralarında makul ilişki de yok. Biri buyuruyor, diğerleri yapıyor. Siyasal İslamcı bir partinin cuma namazını durdurma kararı kolay değildir. Umreden gelenleri karantinaya alması da!

Burası Türkiye. Yıllar önce bir toplumsal deney yapılmıştı. Travesti kılığına giren oyuncu, yol kenarında fuhuş için müşteri bekliyordu. Yanaşan araçlardakilere ücretinden önce: “Ben AIDS’liyim” diyordu. Aldığı yanıt hep aynı oldu: “Biz Türküz, bize bir şey olmaz!” Benzer günlerdeyiz. İnsanımız olayın ciddiyeti konusunda ne denli bilgili, duyarlı görüyoruz!

Neye yarıyor Diyanet?

Diyanet, on binlerin toplandığı cuma namazında: “Kalabalığa girmeyin” uyarısında bulundu yurttaşlara. Gülmek isterdim ama kim bilir nasıl bir felaket o gün tetiklendi! Aynı Diyanet, peyderpey gelen umrecilerin karantinaya alınması konusunda irade koymadı. Başarılı sanılan Sağlık Bakanı, boynunu büküp: “Kendinizi karantinaya alın!” tavsiyesinde bulundu! O saatlerde AKP yöneticileri boy boy umreden dönenlere yaptıkları ziyaretlerin fotoğraflarını paylaşıyordu sosyal medyada!

Şarlatanlara kanıp kelle paça yiyerek salgından kurtulacağını sanan insanımız, yakında evine dek sızan virüsle yaşamaya alışır belki. Bu süreç bize, bilimden ne denli uzak olduğumuzu bir kez daha gösterdi. Canla başla toplumu bilgilendirmeye çalışan gerçek bilimciler ya ekranda yer bulamadı ya da çok izlenmek için uydurulmuş medya maymunlarına maruz kalarak dert anlatmaya çalıştılar. Diyanet bu süreçte ne anlattı ahaliye derseniz, abuk sabuk masallar işte!

Acı ama hakikat bu!

Etik sorunumuzun ne boyutta olduğunu da gördük süreçte. Evlerin kapısını tıklatıp: “Sağlık Bakanlığı’ndan geldik” diyen soyguncular; hastanelerde hekimler için hazır bulunan maske ve dezenfekte malzemesini çalan hasta yakınları utandırdı doğrusu beni! Bu duruma alışmak çok acı aslında. Okulların kapanmasını tatile çeviren fırsatçılara ne diyeceğiz ki? Okuryazar kesim bunlar sözde! Bu arada üfürükçüler, hacı hoca takımı da işi ticarete döktü çoktan. Koronadan korunmak belki bir ölçüde mümkün ama bu bataklıktan imkânsız!

Hiçbir işlevi olmadan, sınırsız bütçesiyle halkın parasını gasp eden Diyanet’e getireceğim yine lafı. Ülkenin ne bu kadar camiye, ne bu kadar imama, ne de bunların söylediklerine ihtiyacı var. Bu korkunç, ikiyüzlü dayatma karşısında boğuluyoruz. Halka: “Faiz haramdır” deyip, parasını faize yatıran bir yapıdan söz ediyoruz. Bugün Diyanet’e harcanan fuzuli parayla pek çok önlem alınabilirdi.

Hekimler savunmasız

Konuştuğum uzmanlar; “bu süreçte en büyük sorunun acil servislerde yaşanacağını, yatak sayısının kesinlikle yetersiz olduğunu, hekimlerin önlemsiz çalıştığını” söylüyor. Bilgi kirliliği de işin cabası. Elbette bu rezaleti kapitalist ilişki biçimi körükledi. Parası olan tedaviye daha kolay ulaşacak belki. Peki, ya büyük yığınlara ne olacak? İşte orada Diyanet girecek devreye, ölenlerin cenaze namazını kıldıracaklar!

Toplum koronadan çok önce cehalet, siyasal İslam, bayağılık virüsüyle boğuşuyordu zaten. Bağışıklık mı kazandık, öldük de haberimiz mi yok, bilemiyorum. Ancak korona günleri, yakın zaman sonra yaşanacak İstanbul depremi konusu için de gösterge oldu. Tarikatların, cemaatlerin elinde esir vaziyetteyiz. Her yerde yobazlık salgın! Gamsızlık, bencillik, adam sendecilik de cabası! Diyeceğim; korkutucu karanlık bu ve tünelin ucu görünmüyor!

 NOT: Onca uyarıya karşın CHP’nin dün kadın kongresi yapması umudumu iyice yitirmeme neden oldu. Daha örnek çok, ama neyse…


Yazarın Son Yazıları

Ya o polis sen isen? 1 Haziran 2020
Esas mesele! 28 Mayıs 2020
Yeni normal! 18 Mayıs 2020
Covid ne zaman bitecek? 13 Nisan 2020