İktidara güveniyor musunuz?

06 Aralık 2021 Pazartesi

İktidar yetkililerinin sözlerine güveniyor musunuz?

Örneğin doların bu kadar yükselişinin düzeleceğine?

Örneğin pahalılığın abartıldığına?

Örneğin işsizliğin iş beğenmemekten olduğuna?

Örneğin TÜİK’ten açıklanan rakamlara?

Güvenmiyorsunuz.

Elbette güvenmiyorsunuz çünkü uzun zamandır ülke yalanlarla dolanlarla yönetilmek isteniyor.

128 milyar dolar uçtu gitti, açıklanamıyor.

Kokain taşıyan gemiler, uçaklar soruşturulmuyor.

Ziraat Bankası’nın geri dönmeyen kredilerinin hesabı verilmiyor.

Cumhurbaşkanı’nın “erken seçim olmayacağı” sözüne güvenmiyorsunuz. Çünkü önceden de böyle söylenip baskın seçime gidildi.

Ülkenin en büyük kaybı “güven”dir. 

Söylenene güvenmemek,

Yapılana güvenmemek, yapılmayana güvenmemek,

Bu ülkenin en büyük kaybıdır.

Her şey, ama her şey “güven temelinde” ya kazanılır ya da kaybedilir.

Uygar ülkelerde en büyük suç “yalan söylemektir”.

Çünkü uygarlık, doğru olmak, dürüst olmak üzerine kurulmuştur.

Uygarlık, kalkınma, gelişme, güven temelinde gelişir.

Eğer ülkenizde hukuk güvenilir olmazsa,

Eğer ülkenizde adalet yoksa,

Eğer ülkenizde yurttaş işinde, yaşamında, geleceğinde güven içinde olmazsa, hiçbir alanda başarı sağlayamazsınız.

Kaybedilen güvenin bıraktığı boşluk hiçbir şeyle dolamaz.

İKTİDAR YASALARI ÇİĞNİYOR

4 Aralık 2021 tarihli gazetemizde manşet haberleri şöyleydi:

Okulöncesi Din Eğitimi

TÜİK İsyan Ettirdi

Prof. Yeldan’a Büyük Ayıp

Okulöncesi din eğitimi, daha önce de gündeme gelmiş, üniversitelerin olumsuz görüşleriyle karşılanmıştı.

3-6 yaş aralığında, henüz soyut düşünce yetisi kazanmamış erken çocuklukta yapılmak istenen, eğitim değil, telkindir, beyin yıkamadır. Çocuğun zihinsel gelişimine aykırı bu girişim tarikatların isteğidir ve “itaatli robotlar” yetiştirme amaçlıdır.

Karardaki oyçokluğu da bu karşı çıkışların işaretidir.

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu), bütün sayısal verilerin toplanıp değerlendirildiği kamu kurumu. Her zaman başvuruya açık olduğunu kendisi belirtir.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu randevu istemiş, verilmeyince kuruma gitmiş, bilgi almak istemiştir. İçeriye alınmaması yasaların çiğnenmesi demektir ve artık ülkenin nerelere geldiğinin açık belgesidir.

Gerçekleri saklayamazsınız, değiştiremezsiniz, örtemezsiniz. Olay iktidarın artık ülkeyi yönetemediğinin yeni bir işaretidir.

Boğaziçi Üniversitesi mezunu Prof. Erinç Yeldan, bu üniversiteye “genel sekreterlik kararı ile” alınmadı.

Bu yasadışı hareket akademik dünyada “utanılması gereken bir ayıptır”. Kayyum rektörü kabul etmeyen Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencileri iktidarın baskısına karşın direnişlerini sürdürüyorlar.

Ülkem, artık zorbalaşan bu iktidardan kurtulmanın çarelerini arıyor ve elbette bulacaktır.

Bundan kimsenin kuşkusu olmasın...


VE CUMHURİYET GAZETEM

1965 yılından beri aralıksız yazdığım gazetem sorunlu bir dönem yaşıyor. 

Yenigün şirket yönetimi, çalışan sekiz arkadaşımızı “ekonomik gerekçelerle” hizmet dışı bıraktı. Yazıişleri müdürü Olcay Büyüktaş, düzeltme servisi şefi Rüya Özkalkan, Pazar eki editörü Hilal Köse gibi yıllarını, emeklerini, gönüllerini gazeteye vermiş çalışanlar işten çıkarıldı. Bunu kabul etmeyen genel yayın yönetmeni Aykut Küçükkaya da görevinden ve gazeteden istifa etti.

Vakıf yönetiminin de bu konuda anlaşamadığı ortaya çıkıyor. 

Gazetemiz de yönetimiyle, çalışanıyla, yazarıyla, okuruyla bir bütündür. 

Burada herkesin sağduyulu olması gerekir. 

Bir kurumda güven kaybolursa motivasyon da düşer ve verimlilik azalır.

Bu sorunun da çözümünü istiyor ve bekliyorum.

Gazetemiz bizim son kalemizdir.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Nektar... 16 Mayıs 2022
23 Nisan 1920... 25 Nisan 2022