Erdal Sağlam

Enflasyonun seyri daha yüksek faizi işaret ediyor

24 Aralık 2020 Perşembe

Merkez Bankası’nın bugün alacağı faiz kararı, kısa dönemi olduğu kadar, 2021 yılındaki ekonomik gidişatı da belirleyecek. Piyasanın beklentisi ortalama 1.5 puanlık artış ama enflasyondaki seyir aslında daha yüksek faiz oranlarına ulaşılması gerektiğini gösteriyor.

Finans kesimi bugünkü toplantıda Merkez Bankası’nın 1.5 puanlık faiz artırımı yapmasını bekliyor ama yabancı bankalardan 2 puanlık artış bekleyenler var. Bloomberg ve Reuters anketine katılan piyasa oyuncularının yaptığı tahminlerin ortalaması 1.5 puan. Artış tahminleri ise 0.75 ile ila 2 puan arasında değişiyor. Goldman Sachs ise 2 puanlık artış beklentisini açıkladı.

1.5 puanlık artış Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 16.50’ye çıkaracak. Bu oranın şimdilik piyasaları tatmin edeceği anlaşılıyor ama bu oranda kalınırsa önümüzdeki yıl başlarında birkaç kez daha faiz artırılmak zorunda kalınacağı kesin. Yüzde 16.50 değil de 2 puanlık artışla yüzde 17’lik faiz oranına çıkılması halinde de yeni yılda yine faiz artırımı gerekebilir. Ancak 2 veya daha yüksek faiz artırımı ile önceden bir hareket alanı kazanılacağı için, ocak ayında yeni artırım gerekmeyebilir, yeni faiz artırımlarına karar vermek için zaman kazanılır.

Bugün 2 veya daha yüksek oranlı faiz artırımı yapılması enflasyonla mücadele açısından da daha kuvvetli bir mesaj olacaktır. Çünkü anketler 2020 yıl sonunda yüzde 14’ü aşan bir enflasyon beklentisi bulunduğunu, 2021 yıl sonunda ise yüzde 10’u aşkın bir enflasyon beklendiğini ortaya koyuyor. Halbuki dünya konjonktürü de göz önüne alındığında; Türkiye’nin enflasyonu bir an önce istikrarlı biçimde düşürmeye devam ettiğini, 2021 yılının ortalarında artık tek haneye döndüğünü piyasalara göstermesi gerekiyor. Aksi takdirde 2021 yılında, özellikle de piyasaların normale dönmesinin beklendiği yıl ortasından sonra, gereken dış kaynak akışını sağlamakta çok geç kalınacağını tahmin ediyorum.

Bir başka deyişle ekonomide yavaşlama başladı ama veriler istenen ölçüde sıkı bir daralma yaşanmadığını ortaya koyuyor. Son beyaz eşya verilerinde olduğu gibi iç talep de tüketim de gerektiği ölçüde kısılabilmiş gözükmüyor.

Bunun yanı sıra üretici fiyatları ve çekirdek enflasyon rakamları da manşet enflasyon oranlarının önümüzdeki dönem artmaya devam edeceği tahminini destekliyor. Üretici fiyatları ile tüketici fiyatları arasındaki yaklaşık 10 puanlık fark, önümüzdeki dönem, talep bu düzeyde yavaşlamaya devam etse dahi, tüketici fiyatlarında üretici fiyatlara yakınlaşmasının süreceğini, dolayısıyla manşet enflasyonun artmaya devam edeceğinin işareti olarak görülebilir.

Kısacası faiz artışı kanalıyla daha sert bir sıkılaşma yaşanmazsa, yeni yılın ilk aylarında enflasyon rakamının yüzde 16’lara hatta daha üstüne çıkması kaçınılmaz olabilir. 2021’in ilk 4-5 ayındaki baz etkisi de göz önüne alınırsa, enflasyonun artış trendinin devam edeceği anlaşılıyor.

2021 Mart ayı kritik

Merkez Bankası bugün piyasanın beklediği gibi 1.5 puanlık artırım ya da daha yüksek bir faiz artırımı yaptığı takdirde piyasaların rahatlayacağı söylenebilir. Kurlarda faiz artış beklentisi nedeniyle yaşanan düşüşün, yılsonu bilançolarının da etkisiyle sürebileceği tahmin ediliyor.

Ancak Merkez Bankası doğruları yapsa bile yapacaklarının bir sınırı olduğu kesinlikle göz ardı edilmemeli. Yani Merkez Bankası faiz politikasında ve destekleyici tedbirlerle bir an önce piyasalarda istikrarı görece sağlayabilir ama bunun yeni yılda devam etmesi başka koşullara bağlı olacak.

Her şeyden önce yılbaşından itibaren yapılacağı söylenen siyasi ve ekonomik reformların hemen başlaması gerekiyor. Bununla birlikte, hükümetin hiç yanaşır görünmediği, öncelikli olmayan kamu yatırımları başta olmak üzere, bütçede ciddi ölçüde tasarruf tedbirlerine gidilmesi, mali tedbirlerin olabildiğince devreye sokulması da şart görünüyor.

ABD ve AB yaptırımlarının devreye gireceği, radikal kararların alınmasının gerekeceği 2021 Mart ayı geldiğinde, o zamana kadar parasal ve mali tedbirlerin devreye girmiş olması kırılganlığı azaltıp dolayısıyla Türkiye’nin müzakereler konusunda elinin biraz daha güçlü olmasını sağlayabilir.

Türkiye’nin Batı ile yeniden uyumunu sağlamasının çok zor siyasi kararlar gerektirdiği, bu dönemin başarıyla aşılmasının ekonomi için de daha umutlu bir görünüm sunacağı açık. Bu süreçte, yüklü bir dış kaynak sağlayacak anlaşmanın, belki de IMF’yle yapılacak yeni programın, ekonominin düze çıkması için gerekli olacağı, 2021 yılı ortalarına gelindiğinde bence çok daha görünür hale gelecek.

Ekonominin yolu çok zorlu, bakalım iktidar nasıl yürüyecek?


Yazarın Son Yazıları