Erdal Sağlam

Faiz söylemi bozuyor, Ağbal toparlıyor ama...

26 Ocak 2021 Salı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, faizler başta olmak üzere ekonomiyle ilgili yaptığı açıklamalar piyasalarda tedirginliğe yol açıyor. Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın aldığı kararlar ve açıklamalarıyla tedirginliği giderip, piyasaları toparladığı görülüyor. Ancak bu işlevi ne kadar sürebilir, orası şüpheli.

Geçen haftaki Merkez Bankası faiz kararında bu süreci yaşadık. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “arkadaşlar bana kızıyor” ön cümlesini ekleyip, yüksek faize karşı olduğunu, faizleri aşağı çekince enflasyonun aşağı geleceği iddiasını sürekli tekrarladı. Bir süredir adını anmadığı bankaları da yine suçlamaya başladı, ucuz kredi vermelerini istedi.

Zaten reform açıklamalarının yeterli olup olmayacağı endişesi taşıyan piyasalar, eski faiz söylemine vurgu yapılmasıyla kuşkulandılar. Merkez Bankası faiz oranlarını piyasanın beklentisi doğrultusunda değiştirmedi. Ancak gerektiği için faiz artışı bekleyen piyasa oyuncuları da vardı. Merkez Bankası faizleri oynatmayıp, sıradan bir açıklama ile yetinseydi, belki de piyasalar bozulacaktı. Gerekçe de “Cumhurbaşkanı müdahale etti, faizler artırılmadı” olacaktı.

Ancak Naci Ağbal yaptığı açıklama ile bu tür gerekçeleri bastırmış oldu. Uzun süre sıkı para politikasına devam edileceğini, gerekirse faiz artırımı yapılacağını duyurdu. Bunun üzerine piyasalardaki tedirginlik gitti, hatta TL’nin bu açıklama üzerine değer kazandığı görüldü.

Peki, Ağbal’ın her seferinde siyasi demeçlerle tedirginliğe sevk edilen piyasaları ilelebet toparlaması mümkün olabilir mi? Şu kadarını söyleyelim; eğer gerçekten iktidarda anlayış değişikliği görülmezse, Ağbal’ın uzun süre bu işi toparlaması mümkün gözükmüyor. Ağbal birkaç aylık daha süre kazandırmış oldu ama ilelebet sürdüremez.

Şimdi sıra açıklanacak olan ekonomi ve hukuk reformlarına geldi. Hazırlıkların tamamlandığı söyleniyor ve piyasalar paketin içeriğini bekliyor. Yapılacak açıklamalar yeterli olacak mı, gerçekten dişe dokunur mali önlem alınacak mı, hukuk reformları AB’yi tatmin edecek mi, şimdilik orası meçhul. İç ve dış piyasalar açısından, tatmin edici reformlar açıklanmadığı takdirde yine çalkantılı bir döneme girebiliriz. Zaten güvenlikçi politikaların yoğunlaştığı, polisin tutumunun sertleştiği, yüksek yargıya atamaların tartışıldığı bir dönemde, radikal hukuk reformları yapılmazsa, dış piyasaların bunu benimsemesi mümkün olmayabilir. Sıcak para şu andaki konjonktür nedeniyle birkaç ay daha gelebilir ama bunun uzun süre devam etmeyeceği ortada. Bir iktisatçının dediği gibi Türkiye’nin verdiği yüzde 2 reel faiz, küresel piyasalar bu durumda olmasa, sıcak para için yeterli olmazdı. Reformlar tatmin etmediği takdirde, sıcak para için faizleri daha da yukarı çekmek gerekeceğini unutmayalım.

GIDADA POLİSİYE TEDBİR SİNYALİ

Sorun yönetimini değiştirmesine rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomideki eski tavrını ve anlayışını sürdürmesinde yatıyor. Öyle olunca da şu anda tek toparlayıcı konumdaki Merkez Bankası Başkanı Ağbal’ın görevinin devam edip etmeyeceği de tartışma konusu oluyor. Ağbal partiden geliyor, Cumhurbaşkanı’na bağlılığını defalarca ispat etmiş birisi ama bir de beraberinde getirdiği başarılı bir meslek hayatı var. Bağlılığı tam olsa da dayanamadığı noktada tüm kariyerini çöpü atamayacağı da konuşuluyor.

Bu arada eski anlayışın sadece para piyasaları için değil, tüm piyasalar için devam ettiğine ilişkin haberler de geliyor. Akşam gazetesinde yer alan habere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinden sonra açıklama yapan TESK Başkanı Bendevi Palandöken, fahiş fiyat artışlarının görüşmede Cumhurbaşkanı tarafından dile getirildiğini belirtip, “Konuyu ben açmadan kendisi açtı. Cumhurbaşkanımız yağdan tuza ve una kadar her şeyin fiyatını biliyor” demiş.

Denetim sözü üzerine kendisinin “Efendim zaten fahiş fiyat denetimleri yapılıyor” dediğini belirten Palandöken, Erdoğan’ın da kendisine “Gerekirse daha da sıkılaştırılacak. Tek tek inceleme yapacağız. Geçit vermeyeceğiz” ifadelerini kullandığını belirtmiş.

Bu sözler bana 2019’da gıda sektöründe üzerinde yaratılan polisiye baskıları, patates depolarının basıldığı haberlerini hatırlattı. Eğer gıdada polisiye tedbirler yeniden başlarsa, artık para politikasında yaptığınız değişimlerin de bir anlamı kalmaz. Herkes gıdada dünya fiyatlarının arttığını, çiftçilerin girdilerinde bir yılda yüzde 50 zam yaşandığını, turizm açıldığı takdirde gıda fiyatlarında artışın artacağını biliyor. Bunlar ekonomik gerekçeler, ekonomide aldığınız önlemlerle dengeleyebileceğiniz konular. Eğer yine işin temeline girmeyip polisle patates depolarını basarsanız, tanzim satışlara girerseniz, eski anlayış tescil edilmiş olacak.

Cumhurbaşkanı eski anlayışla ekonominin yürümeyeceğini gördü” diyerek, radikal reformlar yapılacağına inanan iş âlemi acaba ne düşünüyor? Faizin yönetim hataları nedeniyle arttığını artık görebilecekler mi?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları