Erdal Sağlam

Kırılgan ekonomi küresel şoklara zor dayanır

10 Mart 2020 Salı

Koronavirüs salgınının yayılmasıyla oluşan küresel paniğin üzerine petrol şoku da gelince, piyasalar iyice karıştı. Sert biçimde değişen dengeler üzerine dünya piyasalarında kimse önünü göremez oldu. Tüm ülkeler bundan etkilenecek.

Baştan söyleyelim ki kırılgan ekonomiler küresel şoklardan, kısa sürede küçük yararlar sağlasalar bile eninde sonunda en fazla zarar gören ekonomiler olurlar. Kırılgan ekonomiyi, yöneticilerin gerekenleri yapmadığı, ülkenin siyasi ve ekonomik risklerini iyi yönetemediği, iyi yöneteceği konusunda ileriye dönük umut veremediği bir ülke olarak da tanımlayabiliriz.

Çin’de ortaya çıkan koronavirüsün yeni versiyonu yayıldıkça piyasalardaki panik havası büyümeye başladı. Salgının küresel paniği büyütmesinin en önemli nedeni, Çin’deki üretimin önemli ölçüde gerilemesi. Küresel değer zinciri içinde tüm ülkeler birbiriyle ilişkili olduğu için bir ülkedeki üretim kaybı diğerlerini etkiliyor. Bu ülke en önemli üretim merkezi Çin olunca, siyasi düşmanı ama ekonomik partneri olan ABD başta olmak üzere, tüm dünya etkilenmeye başlıyor. Tekstildeki kıpırdanmadan yola çıkarak Çin’deki durumun Türkiye’nin üretimini olumlu etkileyeceğini düşünmek ise biraz zorlama gözüküyor. Tersine; Avrupa başta olmak üzere Türkiye’nin ihracat yaptığı pazarlar daralacağı için bizdeki üretimin de düşeceğini beklemek daha akıllıca.

Koronavirüsün öte yandan seyahatleri olumsuz etkileyeceği, zaten havayolu şirketlerinin hisselerindeki büyük düşüşle açığa çıktı. Türkiye’nin cari açığını düzelten, son 2 yıldır ekonomik faaliyetlerin dinamosu olan turizmin olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz gözüküyor.

Likidite Türkiye’ye yarar mı?

Fed’in, virüsün yayılması üzerine verdiği olağanüstü faiz indirme tepkisi, bir yandan ileriye dönük likidite bolluğu için umut verse de, piyasalar “şok kararın ardında ne var” diye daha fazla korkar oldu. Peki, bu şoklar nedeniyle yeni genişleme programları uygulanırsa, bu bizim yararımıza olmaz mı? Oradaki likidite bize kısa vadeli sermaye olarak gelip de piyasaları rahatlatmaz mı?

Bu soruyu yönelttiğim, uluslararası finans çevreleriyle yakından ilişkili bir bankacı, küresel likiditeki bolluğun kalıcı olup olmayacağının belirleyici olacağını, yani virüsün etkisi azaldığında paranın geri çekilip çekilmeyeceğinin önemli olacağını söyledi. Peki, diyelim ki likidite bolluğu salgının etkisi azalmasına rağmen, ABD seçimlerinin de katkısıyla, bir süre daha devam ederse bize sermaye girişi olur mu, diye de sordum. Bankacıdan aldığım yanıt, “Bize özgü riskler o kadar çok ve birikmeye devam ediyor ki diğer gelişmekte olan ülkeler küresel likiditeden ciddi paylar alsa bile bize çok az geleceğini tahmin ediyoruz” oldu.

Gazeteci tutuklayıp, Kanal İstanbul konuşursak

İdlib’de ateşkes olunca içeride kutuplaşma artıracak söylemlere geçilmesi bekleniyordu, hemen başladı. Barış’ların tutuklanması, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kanal İstanbul’u yakında ihaleye çıkıyoruz sözleri, TBMM’deki çatışma havası, 8 Mart’ı kutlayan kadınların tartaklanması, yeni kurulan siyasi partiler, hemen akla gelen sıcak gündem konuları.

Ekonominin durumu gözden kaçırılmaya çalışılsa da artmaya devam eden vergiler nedeniyle zamlar sürüyor, Merkez Bankası sürekli karşılık kararı değiştiriyor, faizler baskı altında tutuluyor. Bunun üzerine bankaların üzerine, ileride daha da yoğunlaşacağı anlaşılan, yeni kararlarla gidiliyor, bu beklentiyle Borsa’nın dinamosu olan banka hisseleri düşmeye devam ediyor. Yakında İş Bankası hisseleri konusu da yeniden ısıtılır...

Böylesine iyi bakılmayan, her ateşi çıktığında aspirin verilip, hastalığın asıl nedenine bakılmayan, korunma ve temkinlilik anlamında hijyen koşullarına uyulmayan bir ortamda, teşhis ve tedavi için uzman doktorlar yerine hocalara baktırılmakta ısrar edilen bir hastaya, sizce tehlikeli virüsler nasıl etki eder?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları