Erdal Sağlam

Kur ve faizle toplumsal kargaşa mı çıkarıldı?

25 Şubat 2021 Perşembe

Merkez Bankası yükselttiği faiz oranları yetmeyince, dün zorunlu karşılık oranlarını da artırmak zorunda kaldı. Merkez Bankası geçmişteki hatalı yönetimin verdiği zararı azaltmaya çalışırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan ise eski Bakan Berat Albayrak’ı savunmaya devam etti. 

CHP’nin eriyen 128 milyar dolarlık döviz rezervi konusundaki soruları ve açtığı kampanya etkisini sürdürüyor. Damadı olan eski bakanı savunmak için önce parti sözcülerine açıklamalar yaptıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık bizzat savunmaya geçti. Artan bu savunmalar ister istemez kamuoyunda “Berat Albayrak’a yeni bir koltuk mu verilecek” sorusuna neden oluyor. Kimisi Enerji Bakanlığı’na getirileceğini, kimisi ise partide görev verileceğini söylüyor. Erdoğan’ın böyle bir tasarrufu olur mu bilmiyoruz ama sorunu “aile meselesi” olarak adlandırması, AKP’lilerin “aile meselesi parti meselesinin yine önüne mi geçecek” kaygılarına neden oluyor. Bu kaygının, parti yöneticilerinde olduğunu duyuyoruz ama tabanda var mı ya da Erdoğan bunu umursar mı, bilmiyoruz.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün grup konuşmasının büyük bölümünü yine CHP’ye ayırdı ve Albayrak’ı savunmaya devam etti. Albayrak’ın gayretlerine şahitlik eden Erdoğan, “Ekonomik tuzaklarla mücadele ederken, yeni bir finansal dalgalanma oluşturmak isteyenlere elimizdeki tüm araçları kullanarak fırsat vermedik. Dövizlerin önemli bir bölümü bu mücadelede kullanılmıştır. Kuru ve faizi yükseklere taşıyarak toplumsal kargaşa peşinde olanların oyununu bozduk” şeklinde konuştu.

Aslında bu sözler, kendisinin de Albayrak’la aynı görüşte olduğunu, dolayısıyla asıl sorumluluğun kendisinde olduğunu gösteren sözler. İktisattan anlayan herkes, kurların serbest olduğu bir ortamda faiz oranlarını rasyonelin altına çekerseniz, hele ki dış sermaye ihtiyacınıza rağmen enflasyonun altına indirirseniz, kurların yukarı çıkacağını bilir. Bu sadece laf da değil, 1994 ve 2001 krizlerinde de yaşadık; ikisini birden kontrol edemezsiniz. İşte bu bilindik hatanın abartılarak tekrarlandığı Albayrak döneminde, kurlar bu nedenle patladı. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan, Albayrak’ı alıp iktisat kurallarını uygulayacak yeni bir yönetim getirmek zorunda kaldı. 

O zaman şunları sormak şart olmuyor mu: Sonuçta kurların ve faizlerin yukarı taşınması kararını kim aldı, ikisi birden yukarı taşınınca finansal dalgalanmayı kim yapmış oldu, toplumsal kargaşa mı yaşandı, eğer yaşandı ya da yaşanıyorsa bunun sorumlusu kim? Bakan niye değiştirildi, eğer eski bakanın yaptıklarına bu kadar sahip çıkıyorsanız, önümüzdeki dönemde de aynı yönde kararlara mı geçeceksiniz?

Sonuç ortada; yanlışlığı belli bir politika tercihi yapıldı ve 128 milyar dolarlık döviz rezervi eritildi. Bu rezervin yerine konulması yıllar alacak ve sıkıntıları sürecek. Sonunda Cumhurbaşkanı son kararı verdiğine göre, faiz ve kurların birlikte kontrolüne yine şahit olma tehlikesi de mevcut.

SAVUNMA SÜRERSE FAİZ ARTIŞI KAÇINILMAZ

Halbuki piyasaların hem eski hem yeni yönetime verdiği tepki çok açık. Kasımdan sonra TL yaklaşık yüzde 20 değer kazanırken son iki günde TL’nin değeri yeniden eriyor. ABD’de enflasyonun yükseleceğine ilişkin beklenti nedeniyle gelişmekte olan ülke paraları değer kaybediyor. Ancak Albayrak savunmasından önce TL diğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla olumlu ayrışıyor, daha az değer kaybediyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Albayrak’ı savunmaya geçince, “yine mi?” denildi, TL olumsuz ayrışmaya başladı.

CHP, siyasi gerekçelerle damat sıfatını kötü yönetimle birleştiriyor. İç ve dış piyasalar ise Albayrak’ın damatlığıyla ilgilenmiyor, yönetimine güvenmiyor. Hatırlıyor musunuz, yurtdışındaki Albayrak’ın katıldığı iki uluslararası toplantıda da tartışmalar yaşanmış, kurlar yukarı çıkmıştı. Yurtdışı sermaye kısıtlamalarına ek olarak 2020 Kasımı’na kadar enflasyonun yükselmesine rağmen Merkez Bankası faiz oranları enflasyonun 2-3 puan altına çekilmiş, bununla beraber kamu bankalarına el altından döviz sattırılarak kurlar tutulmaya çalışılmıştı.

Sonuç belliydi ve yaşandı: Dolar kuru 2019 Aralık’ta 5.83 TL iken 2020 Haziran’da 6.82 TL, Kasım’da 8.60 TL oldu. Bunun üzerine bakan değişince haziranda 8.25’e kadar inen Merkez Bankası politika faizi aşama aşama kasımda yüzde 17’ye kadar çıkarıldı.

Eski yönetimin tablosu ortada: Yüzde 60’a varan kur artışı yaşandı, enflasyon yüzde 15’e, faizler ise 6 ayda 8.25’ten yüzde 17’ye yükseltildi. Şimdi yüksek faiz de yetmedi, durumu normalleştirmek için Merkez Bankası zorunlu karşılıkları artırmak zorunda kaldı.

Albayrak savunmaları devam ederse, yeniden faiz artırılması sürpriz olmaz.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları