Batı’nın Değişen Türkiye Algısı ya da Oryantalist Fanteziler

22 Haziran 2011 Çarşamba
\n

2007 seçimlerinde Anglosakson ve Avrupa medyasında, AKP hükümetine yönelik çok olumlu, destekleyici bir yaklaşım vardı. Bu kez, oldukça kaygılı bir hava var.

\n

Garip bir durum...

\n

Bir önceki genel seçimlerde Batı medyası ve yönetimler adeta ağız birliği yapmışçasına AKPyi desteklediler. Seçimleri AKPnin kazanması, siyasal İslamın parlamenter yollarla iktidara gelebileceğini ve kalabileceğini kanıtlayarak ılımlı akımları güçlendirecek, radikallerin taraftar kazanmasını önleyecekti: Türkiye örnek ülke olmaya devam etmeliydi.

\n

O seçimleri AKPden başka bir partinin kazanması adeta bir askeri darbe ile eşanlamlı görülüyordu. Abarttığımı düşünenlerin, 2007 seçimleri öncesinde, Wall Street Journal, The Economist, Financial Times, The Guardian, The New York Times gibi yayımların yorumlarına göz atmaları yeter. O zaman nasıl oluyor da birçok konuda aralarında büyük görüş ayrılıkları olan yayınlar bu konuda hemfikir olabiliyorlar; kendini solcu, sosyalist sayan kimilerinin yorumları da bunlarla örtüşebiliyor diye sorarak bu garip duruma dikkat çekmeye çalışmıştım.

\n

Bu kez hava değişmiş gibi görünüyor. Dün AKP Arap dünyasına örnek olsun diyenler, şimdi Arap Baharı ortamında bunun yanına, ilk bakışta birbiriyle çelişen iki önerme daha eklemiş görünüyorlar. Birinci önerme: Türkiye, Arap Baharında yol gösterebilir. İkinci önerme: AKP hükümeti kendisini iktidar eden laik-demokratik rejimin iç denetim ve dengeleme kurumlarını yıkıyor, güçler ayrılığını ortadan kaldırarak otoriter, tek adam yönetimine dayalı bir rejim kuruyor, Osmanlı İmparatorluğunu canlandırmayı amaçlıyor.

\n

Birinci önerme yükselen kitle hareketlerini, toplumsal muhalefeti, liberal demokratik bir deli gömleğine hapsederek devrimci dalgayı boğma çabasının bir parçası. Bu anlamda Batı, “parlamenter demokrasiden demokratik hak ve özgürlükleri düşerek bir Bon Pour LOrient (Doğuda geçerlidir) demokrasiyi kabul ediyor. Bu demokraside genel seçimler olacak, ekonomi Batının kullanımına açık olacak, ama Batıda vatandaşların sahip olduğu (ve hükümetleri zorlamaya başlayan) haklar ve özgürlükler bir koşul olarak aranmayacak. Ne de olsa buralarda ikinci sınıf halklar yaşıyor. Hem zaten Batı da bu haklar ve özgürlükleri kendi topraklarında kısıtlamanın yollarını arıyor.

\n

Bu arada örnek olma sorununa gelince, hafta sonunda Al Ahram gazetesinde bu konuyla ilgili bir yazı, Türkiye modeli derken aman IMFnin şok terapi tuzağına düşmeyelim gibisinden bir uyarıyla, ciddi bir korkuyu dile getiriyordu...

\n

‘Yeniden Osmanlı’

\n

Dün Türkiye örnek olsun diyorlardı. Başbakan balkon konuşmasında Müslüman ülkelerin başkentlerini saydı diye bu kez Osmanlı İmparatorluğunu canlandırıyor oldu. Bu kaygıyı, medyatik ve muhafazakâr tarihçi Niall Ferguson da Newsweekte dile getirdi. El Cezirede Marwan Bishara, seçim sonrasını değerlendiren İmparatorluk başlıklı, 45 dakikalık programına bir Osmanlı haritasıyla giriş yapıyordu.

\n

Ferguson, yazısında bir pop-tarih sunuşuyla Kanuni devrini anımsatıyor. Sonra uzun (biraz fazla) bir sıçrayışla bugüne gelip Erdoğana dikkat etmek gerekir dedikten sonra, ünlü Kubbeler miğferimiz, minareler süngümüzdürşiirini, demokrasiyi tramvaya benzeten anekdotu aktarıyor. Fergusona göre Erdoğan, Atatürk öncesine, Türkiyenin militan bir biçimde Müslüman ve bölgesel süper güç olduğu döneme dönmek istiyormuş. Böylece, Ferguson, 300 küsur senelik çöküntüyü, Hasta Adamı, Düyun-u Umumiyeyi, işgali, parçalanma sefaletini unutup bir Cumhuriyet öncesi asri saadet fantezisi üreterek Bu Kanuniyi hayran bırakacak bir dönüşüm olurdu diyor.

\n

Başbakan Erdoğan bu kadar saf mıdır bilemem (sanmam); ama bir tarih profesörü olan Ferguson bu saçmalıkları neden yazıyor diye sormadan edemiyorum. Aslında bu sorunun cevabı Fergusonun yazısının giriş bölümünde var.

\n

Ferguson, Cumhuriyetçi partinin başkan adaylarının ABDnin Büyük Ortadoğudaki askeri varlığını azaltmak konusunda Obamayla aynı görüşte olduklarını saptadıktan sonra, peki, ABD bölgeden çekilince yerine kim gelecek diye soruyor, andan sonra Yeni Osmanlı senaryosunu anlatmaya başlıyor. Adeta, Çekilirsek, başımıza yeni bir Osmanlı İmparatorluğu belası, bir Müslüman imparatorluk gelir diyerek uyarıyor.

\n

Bu noktada Başbakanın dikkatli olmasında yarar var. Bu fantezi senaryonun cazibesine kapılırsa, yalnızca Türkiyeyi altından kalkamayacağı maceralara sürüklemekle kalmaz, ABD iç politikası, savunma bütçesi kesintileri tartışmalarında kullanılan bir korku nesnesi haline gelebilir... Batının gerek 2007deki gerekse de bugünkü tavrı, Türkiye gerçeklerinden değil, esas olarak Batının kendi sorunlarından, bunlara ilişkin tartışmalarından kaynaklanıyor.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Büyük belirsizlik 12 Ekim 2020
ABD’ye ne oluyor? 5 Ekim 2020
Ya seçimle gitmezse? 24 Eylül 2020