Erinç Yeldan

Merkez Bankası Ne Yapmak İstiyor?

11 Ocak 2012 Çarşamba
\n

\n

Bu soru son iki haftadır iktisat gündemimizi meşgul ediyor. TC Merkez Bankası (TCMB) son iki hafta içerisinde yaklaşık 4.5 milyar dolarlık bir müdahaleyle döviz kurlarındaki hareketlenmenin önüne geçmeye çalıştı. Bunun ötesinde, TCMB 2011 boyunca son derece aktif bir para politikası uygulayarak müdahale araçlarını genişletmiş idi. Banka, 2008 öncesine görece, para piyasalarına artık sadece politika faiz oranı ile değil, zorunlu karşılık oranları ile faiz koridoru (Merkez Bankasından gecelik borçlanma ve borç verme faiz oranları arasındaki fark) diye adlandırılan yeni politika araçlarını devreye sokmuştu.

\n

Merkez Bankasının, özellikle zorunlu karşılık oranlarını yıl boyunca önce yüksek oranlarda ve kademelileştirerek arttırması; ağustos ayında ise tekrar düşürmesi, piyasalarda belirsizliklerin körüklendiği suçlamalarını getirmiş ve para otoritesinin ne yaptığını bilmediği savlarının doğmasına neden olmuş idi.

\n

***

\n

Merkez Bankasının 2011 boyunca politikalarını anlamak ve değerlendirebilmek için, kuşkusuz ilk yapılması gereken şey, bankanın öncelikli hedeflerinin neler olduğunun saptanmasıdır. Bu doğrultuda öncelikle TCMBnin 2012 Yılında Para ve Kur Politikasımetnine göz atalım. Metnin en son paragrafı öğreticidir: Son küresel ekonomik krizden çıkarılan en önemli ders finansal sistemin yüksek kaldıraçla çalışmasının orta ve uzun vadede ekonomik tahribata yol açacağı gerçeğidir. (sf 28)

\n

Dolayısıyla banka, piyasalardaki yıpratıcı spekülasyonun ve aşırı oynaklığın önüne geçilmesinin gereğine işaret etmekte ve kabaca taşıma suyla değirmeni döndürmek şeklinde ifade edebileceğimiz kısa dönemli ve ekonomik temellerden yoksun spekülatif davranışlara karşı duracağını açıklamaktadır.

\n

Gene söz konusu rapor metninin 18. sayfasında Likidite fazlası aşırı düzeylere ulaştığında, bankacılık sistemi kredi koşullarını gevşeterek kredilerin çok hızlı artmasına neden olabilmekte, likidite açığı aşırı yüksek düzeylere ulaştığında ise bu defa söz konusu açığın fonlanmasının kısa vadede yoğunlaşması nedeniyle bankacılık sistemi aşırı temkinli davranmakta (...) dolayısıyla para politikasının etkinliği azalmaktadır yorumlarıyla bankacılık sisteminin sürü içgüdüsü davranışı içerisinde bulunduğunu ve finans piyasalarındaki belirsizlik algılamasının bizzat bu tür davranışlar sonucu oluştuğu değerlendirmesini yapmaktadır.

\n

***

\n

Merkez Bankası, Küresel finans krizi sonrasında birçok ülkede para politikası, fiyat istikrarına ilave olarak finansal istikrarı da dikkate almaya başlamıştır uyarısında bulunarak, piyasalara artık 2008 öncesine dönmenin olanaklı olmadığı mesajını vermeye çalışmaktadır. Bu gerçeğin bir an önce kabul edilmesi, piyasalarınpara otoritesinin bundan sonraki mesajlarının da daha kolaylıkla anlaşabilmesini sağlayacaktır.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Türkiye’nin enerji sorunu 26 Ağustos 2020
Döviz sorunu 5 Ağustos 2020
İstihdamın Çöküşü 15 Temmuz 2020