AKP ve CHP’nin FETÖ ve BOP’çulara karşı eğreti duruşu

20 Eylül 2016 Salı

- Türkiye bugün hangi tehditlerle karşı karşıya?
- Bu tehditlere karşı, “iç dinamikler nasıl tepki veriyorlar?”
Türkiye 1990 sonrasında hızlanarak başlayan ve 2002’den itibaren de 15 Temmuz darbe girişimine kadar sürdürülen somut tehditlerle yüzleşmiş durumda;
1) Türkiye Cumhuriyeti’nin yapısı, felsefesi ve bağımsızlığı değiştirilmek isteniyor.
2) Lozan, Atatürk Türkiyesi, Cumhuriyetin değerleri ve ülkenin bütünlüğü ortadan kaldırılmak isteniyor.
3) Türkiye için 1984’te ilk kazması vurulan PKK ve Kürdistan süreci, “ABD, AB büyükleri ve İsrail tarafından siyasi, ekonomik, askeri ve diplomatik olarak destekleniyor”.
4) Avrupa tarzı demokrasi yerine “dincilik kanalı ile” bu süreç yürütülmek isteniyor. Dincilerin yanına 2002’den sonra ikinci cumhuriyetçiler, kimi liberaller ve kimi marjinal solcular eklenerek işler, 15 Temmuz noktasına getirildi.

AKP ve CHP nasıl tepki verdiler?
1) Anti Amerikan dinci Erbakan 28 Şubat 1997’de, FETÖ ve kimi ABD’ye çok yakın askerler ve siyasiler tarafından tasfiye edildi. Yerine, Gülen’le işbirliği yapacak uyumlu İslamcılar taşındı.
2) AKP-Gülen beraberliği FETÖ’nün devlete ve orduya nüfuz etmesine yol açtı.
3) Ancak emperyalizmin Türkiye maşası konumundaki FETÖ, “AKP’yi de karşısına alarak, emperyalistler adına, 15 Temmuz 2016’da darbe başlatınca, AKP düşürüldüğü tuzağı gördü”. Hedefte, “kendisinin de bulunduğunu” anladı. Emperyalizmin Türkiye planına karşı çıkabilmesi için Cumhuriyet’e, Atatürk’e ve laikliğe bakış açısını değiştirmesi gerekiyordu. Can havliyle dev Atatürk posterini öne çıkararak tepki gösterdi. “Birlik çağrısı” için bu dönüş kaçınılmazdı.
Ancak kendi yapısı ve omurgası bunu engelliyordu. Keşke bu U dönüşünü yapabilse. Çünkü yapmadığı sürece, emperyalizmin tuzağından kurtulamaz. Türkiye ve ideolojik saplantıları arasında sıkışmış durumda.

Ya CHP?
CHP, Esad ile başlattığı “diyalog sürecini” geliştiremedi. BOP’a karşı çıkmakla birlikte, bazı konularda BOP’çuların işine yarayacak uygulamaların içinde oldu ve olmakta.
Bünyesindeki ulusalcıları gücendirdi. Hele çatı adaylığı için Ekmeleddin İhsanoğlu’nu sahiplenmesi işin tuzu biberi oldu. Ekmeleddin, CHP tarafından çatı adayı yapılınca Cumhuriyet’te bir yazı yayımlamış, “Benim adayım da Tarık Akandiye yazmıştım. 4 gün önce kaybettiğimiz sevgili Tarık Akan’ın, “esas CHP’nin” felsefesini bireysel olarak yansıttığına inandığım için yapmıştım bunu.
CHP emperyalizmin Türkiye projesine karşı, “örgütlü ve net bir tavır ortaya koyamıyor”. AKP’nin “ılımlı İslamı ile aynı konuma düşüyor; aşırı ılımlı bir sosyal demokrat parti konumuna geriliyor”.

Asker Batı’ya değil BOP’a karşıydı
Asker BOP’a karşı olduğu için emperyalizmin baş hedefi oldu. 2002’de PKK bitmişti. Eşref Bitlis’lerle başlayan süreç 2002’de sona ermişti.
NATO içinde bile olsa, TSK’nin Atatürkçü, Cumhuriyetçi ve Lozancı kimliği yok edilememişti. Bu nedenle devreye dincilerin ve FETÖ’cülerin fiilen uygulamaya geçirilmeleri vazgeçilmezdi.
Türkiye, 15 Temmuz’a doğru sürüklenerek Ergenekon ve Balyoz kumpasları ile FETÖ’nün yolu açılmalıydı. Atatürkçü, laik, Avrupa değerleri ile sentez yapan bir Türkiye BOP için en büyük tehditti.
Sevgili okurlar, açın 7 Mart 2002’de Harp Akademileri’ndeki uluslararası ve sivil açık seminer sonrası yazılanlara bir göz gezdirin. MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç benim tebliğimi desteklerken Batjı’ya değil, Batı’nın BOP projesine karşı çıkıyordu. “Türkiye Batı ile birlikte, Rusya ve İran’la da ilişkilerini geliştirerek denge kurmalı” diyerek görüşlerime destek verdi. (*)
İçimizdeki FETÖ’cüler bu görüşe saldırdılar.
Erdoğan’ın Rusya ile U dönüşü, geç de olsa denge politikasını savunan 7 Mart oluşumuna geçiş mi? Ancak, dönüşü önce AKP olarak kendi bünyelerinde yapmak zorundalar. Türkiye mi yoksa İslamcı saplantılar mı?
(*) E. Manisalı, Avrupa’nın Askerle Kavgası, s: 275- 330, Cumhuriyet Yay, 2009  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları