Bütün olasılıklar ‘dün’den iyi

15 Haziran 2015 Pazartesi

Seçim sonrası ortaya çıkan tablonun neden olacağı bütün olasılıklar, dünkü AKP döneminden daha iyidir.
En ters ve zayıf olanları dahil hepsini sıralayalım:
- AKP-MHP koalisyonu.
- CHP-MHP koalisyonuna HDP’nin dışardan desteği.
- AKP-HDP koalisyonu.
- AKP-CHP koalisyonu.
- AKP-CHP-MHP-HDP koalisyonu.
- Erken seçim. Bütün bu olasılıklar “dünkü iktidar” döneminden iyidir. Nedenlerine gelince;
1) AKP dışı siyasal (ve parlamenter) odaklar devreye girecek, demokrasiye dönüş başlayacaktır.
2) Valilikler, diğer devlet (hükümet) kurumları eskisi gibi, bir yerden emir alarak işlem yapamayacaklardır. Hukukun üstünlüğü yavaş yavaş düşünülmeye başlanacaktır.
3) TBMM’den tepeden inme kanunlar, keyfi bir biçimde çıkamayacaktır.
4) Adli kurumlar, polis, bürokrasi, valilikler “daha objektif davranmak durumunda olacaklardır.”
5) Devlet olanakları hükümetin (ve iktidarın) emrinde tek taraflı kullanılamayacaktır.
6) Toplumda demokrasi yolunda, daha iyimser bir beklenti olacaktır. Herkes ve devlet kurumları, “iktidarların sürekli olamayacağını artık anlayacaklardır.”
7) Daha şeffaf bir toplum ortaya çıkacak, denetimler artacak, hırsızlıklar azalacaktır.
8) Kamu kaynaklarının ve çevrenin tahribatı yavaşlayacak, hatta engellenebilecektir. 9) Toplumu kutuplaştırma ve ötekileştirme tehlikesi azalacaktır.
10) Suriye benzeri çılgın müdahalelere artık kimse başvurmayacak.
11) Ergenekon, Balyoz gibi kumpas ve darbeler yaşanmayacaktır.

Demokrasi kültürü
Kısacası önceden yaşadığımız siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik istikrarsızlıklar ve bozulmalar azalacaktır.
Dünya ile ilişkilerimiz normalleşecektir. Farklı görüşte olan siyasal partiler ve sivil toplum örgütleri, kutuplaşma yerine “asgari müşterekleri” yaratmak ve uygulamak zorunda kalacaklardır.
Hiçbir siyasal parti, “ben koalisyonu düşünmem, ötekiler ne yaparlarsa yapsın, ben yokum” demek lüksüne sahip değildir. Herkesin “asgari müşterekleri bulma (ve üretme) çabası” içinde olması gerekir.
Bu, demokrasinin “olmazsa olmaz kuralıdır.” Karşısındakini düşman gibi gören siyasal partinin ve siyasinin, parlamenter düzen içinde yeri yoktur.
Halkımız 2002’den bu yana kutuplaşmalardan, mezhep kavgalarından, tek adamlı uygulamalardan, hukuk dışı felaketlerden, “yaşam tarzı” dayatmalarından, küfür dinlemekten bıkmıştır.
Seçim sonuçları “Türkiye gerçeğini” ortaya koydu. “Halkın oylarına karşı, ben bildiğimi okurum diyenler” bunun bedelini daha ağır ödemek zorunda kalacaklardır.
Mezhepsel, etnik ve kültürel olarak bölünmüş bir Türkiye mi? Yoksa demokratikleşmiş, çağdaşlaşmış, özgürleşmiş bir ülke mi? Halkımız ikincisini seçti, sıra şimdi siyasal partiler ve onların yeni seçilmiş kadrolarında. “Ya başaracaksın, ya başaracaksın” başka yolu bulunmuyor.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları