Güneydoğu adım adım nereye?

29 Aralık 2015 Salı

Demirtaş, Moskova’da Lavrov ile sıkı bir görüşme yaptı. Putin HDP’nin arkasında durdu.
- PYD ve YPG’ye de destek veriyor. PKK ile flört içinde.
- Talabani fiili bağımsızlığını, “siyasi bağımsızlığa da dönüştüreceğini” açıkladı: yavaş yavaş alıştırıyorlar.
- ABD ve AB, Kandil, Öcalan, Talabani, HDP, PKK, PYD ve YPG’nin yıllardır zaten destekçileri.
- AKP’nin Doğulu milletvekilleri de muhtariyet ve referandum sözlerini 1 Kasım sonrasında artırdılar.
- Güneydoğu’da PKK’nin fiili başkaldırısı karşısında çatışmalar giderek tırmanıyor.
- Washington ve Brüksel merkezleri, “iki taraf” arasındaki çatışmalar ifadesini sık sık kullanmaya başladılar. Ankara ile PKK’yi eşit taraflarmış gibi gösteriyorlar. Bu durum, PKK’ye fiili desteklerinden sonra şimdi de siyasi ve diplomatik destek verdiklerinin göstergesi.
- Ve Demirtaş 26 Aralık’ta DTK sonrası yaptığı değerlendirmede, ilk defa net bir biçimde “bölünmeden” söz ediyor.

‘Büyük başarı!’
Kürt sorunu ve Kürdistan konusunda AKP hükümetinin Rusya’dan ABD ve AB’ye, İran’dan Kırgızistan’a kadar istisnasız herkesi, “Ankara karşıtı” durumuna getirmesi azımsanacak bir başarı(!) değildir.
Tabii S. Arabistan ve Katar gibi, kuralı bozan iki istisnayı bir kenara itersek.
Suriye’de iç savaş kışkırtmaları ile başlayan süreçte Ankara’nın, “bütün Türkiye’nin ulusal çıkarları aleyhine sonuç verecek” gelişmeleri adeta çok başlıklı bir füze haline sokması, Ümit Özdağ’ın 24 Aralık’ta çıkan sansasyonel beyanatını neredeyse doğrulatacak gibi görünüyor.
Ankara 1991’deki “Çekiç Güç” anlaşması ile, İncirlik’i Kuzey Irak Kürdistanı’nın oluşmasına adeta tahsis etmişti.
Bugün ise yine İncirlik sayesinde PKK, YPG ve PYD’nin Suriye Kürdistanını hazırlamasına ortam yaratıldı.
Üstelik Rusya da, uçak krizi ile devreye sokularak HDP, PKK, PYD ve YPG’ye destek verir hale getirildi. Her şey tıkır tıkır yürüyor. Davutoğlu ise Eren Erdem ve Demirtaş’la kavga etmekle meşgul.
Böyle bir gelişmeyi dış politika araçları ile analiz etmek akla, bilime ve ciddiyete saygısızlık olur.
Ortada tek bir gerçek vardır; fiilen uygulanan politikalar sonuçta kimlerin çıkarına hizmet ediyor, buna bakalım.
Hem Rusya’nın hem de ABD ve AB’nin ortak çıkarlarını bize karşı sağlayan bir hizmet vermiş olmuyor muyuz? Uluslararası ilişkilerde az görülen bir olay, bu da bize nasip oldu! Dış politika, ancak böyle torpillenebilir.

Gelelim Meclis’e...
Türkiye böylesine bir kaosun içinde sürüklenirken Meclis’te neler tartışılıyor?
Başbakan elinde pertavsız, Sherlock Holmes gibi ortalıkta hain ve suçlu aramakla meşgul. Acaba ülkenin ulusal çıkarlarına kimler zarar veriyor?
Geldiğimiz sonuçlara bakın: bu feci sonuçlara getirenler dışında suçlu var mı? Hem de göz göre göre: aynen Prof. Özdağ’ın o tüyler ürperten beyanatında olduğu gibi.
Ve bu koşullar altında yeni yıla giren Türkiye: aydınlığa çıkmaktan başka ne dileyebiliriz ki?  


Yazarın Son Yazıları