‘Planlı plansızlık’ bizi bu hallere düşürdü…

16 Şubat 2021 Salı

AKP iktidara geldiğinden beri özellikle “olumsuz sonuçları çok açık olarak bilindiği halde”, ekonomiden dış politikaya ters bir uygulama içinde bulunuyor. Çünkü ancak bu yolla, çağdaş yaşam ölçütlerinden ve demokrasiden: laiklikten ve “Cumhuriyet değerlerinden” uzaklaşıp siyasal İslamcı bir yapıya gidilebilir.

Statükoyu bütünüyle değiştirebilmeniz, parlamenter rejimden ve demokrasiden uzaklaşabilmeniz için “toplumda aşırı silkelenmeler ve radikal uygulamalara gereksinim vardır”.

- Ekonomik ve sosyal olarak, “hiçbir şekilde” hesap vermeyen, kamusal kaynak denetimi bulunmayan, parlamenter rejimden uzak bir düzen kurmak zorundasınızdır.

- Kaynakların kullanımını ve dağıtımını dar bir oligarşik yapının tekeline aldığınız zaman, yeni yandaş ekonomik güç odakları, şirketler yaratabilirsiniz. Haksız rekabete dayalı bir hukuk dışı düzen oluşturarak bu güç odakları ile “kader birliği” oluşturursunuz. Artık çıtayı sürekli yükseltmek gerekir.

- Hatta gelir bölüşümünü (ve paylaşımını) iyice bozduğunuz zaman, “kendinize muhtaç vatandaşlıktan ekonomik ve sosyal olarak uzaklaşmış” geniş bir kesimi, kendinize “bağımlı” hale getirebilirsiniz. Özellikle, “parti devleti” oluşturduğunuzda…

- Eğitim sisteminden piyasa yapısına, her kesimi “kendi ideolojik amaçlarınızın bir aracı haline getirebilirsiniz”.

- Sisteme egemen olduğunuzda, güvenlik ve kolluk kuvvetlerini de kendi tekelinize alabilirsiniz.

- Dış ilişkilerde ulusal çıkarların yerini, iktidarda kalmanıza yarayacak seçenekler alır.

ULUSAL ÇIKARLARIMIZ NELERİ GEREKTİRİYORDU?

Oysa ulusal çıkarlarımız için içeride ve dışarıda yapılması gerekenler açık olarak belliydi:

- Ekonomide kamu ve özel sektörün birlikte yürüyeceği planlı bir ekonomi: Kamu iktisadi kuruluşlarının (KİT) korunduğu: enerjiden demir çeliğe, kâğıttan gıda fabrikalarına ve iletişime güçlenerek yerlerini koruduğu bir düzen: tarıma dayalı KİT’ler ile tarım sektörünün (ve çiftçinin) güvende olduğu bir yapı. Özelleştirmelerin ve yabancılaştırılmaların kesinlikle yer almadığı bir politika. Biline biline bunların tersi yapıldı.

- Dış ilişkilerde ABD, AB, Rusya, Çin ve komşu devletlerle, “karşılıklı ulusal çıkarlara hizmet eden dengeli ilişkiler kurmak” akılcı yoldu.

AKP ne yaptı:

a) Ulusal çıkarlarımızın yüzde 100 örtüştüğü Suriye ile kavgaya tutuştu. Bu yüzden ABD ve İsrail’in desteklediği Suriye Kürdistanı’na yol açıldı.

b) Mısır’la İhvancılık kavgasına girerek Mısır-Yunanistan-Kıbrıs Rum Kesimi cephesine hizmet etti.

c) Katar hariç, tüm Arap dünyası karşısında yalnız kaldı.

d) ABD ve Rusya arasında “hesapsız bir oyuna girerek” Ankara’yı her iki ülke karşısında zora soktu. Sonuç olarak Ankara’yı Doğu Akdeniz’de büyük kayıplara uğrattı. Ve bütün bunlar, negatif sonuçları biline biline uygulandı.

Demokratik değerlere ve çağdaş uygar yaşam tarzına, “Türkiye Cumhuriyeti üzerinden yürütülen kavga” bu sonuçları doğurmuştur. Sağdan sola tüm gerçek muhalefet, bu kısırdöngüden Türkiye’yi kurtarmak zorundadır. Amaç, katılımcı demokrasi ve uygar yaşam tarzına ulaşmış bir Türkiye olmaktır.

Ay’a seyahat meselesine gelince! Benim tercihim önce, sakin havalarda horoz seslerini bile duyduğumuz, Yunan askerlerinin işgali altına sokulmuş Ege Denizimizdeki Türk adalarından birine, elimi kolumu sallaya sallaya gidebilmek.

Gündoğan’da gece, ışıklarını birkaç mil ötemde gördüğüm şu işgal edilmiş adaya bayrağımızın, Ay’dan önce dikilmesini istiyorum…

Henüz saldırgan yabancı madencilerin kesemedikleri bir zeytin ağacının altında bu satırları yazarken, aklımdan geçenler bunlar…“Ay”mı? Şimdilik ışığı da bana yeter, Frank Sinatra’nın kulakları çınlasın…


Yazarın Son Yazıları