‘Yazamadıklarımı Şimdi Yazdım…’

23 Mart 2021 Salı

Bugüne kadar yazamadığım “bazı şeyleri”, ancak şimdi yazabiliyorum. Bazen, “eski dostlar” gücenmesinler, alınmasınlar diye yazamadım. Bazıları da var ki unutmuşum, gözümden kaçmış. Ama benden başka kimsenin bilmediği şeyleri “tarihe not düşmek için” yazmam gerekiyordu.

Bunlar Türkiye’nin son 50 yıllık değişim (ve dönüşüm) sürecinde yaşanmış, karşılaşılmış olaylar.

Atatürkçüler, çağdaşlıktan ve demokrasiden yana olanlarla siyasal İslamcı ve “Batıcıların” sürtüşmelerinin, kavgalarının bir anlamda fotoğrafıdır da. Türkiye Cumhuriyeti 15 Temmuz 2016’da siyasal İslamcı-Batıcı işbirliği ile yıkılmak istendi. Yazdıklarımda, FETÖ’cülerin de “örtülü izleri” görülmektedir.

“Yazamadıklarımı Şimdi Yazdım” *adını taşıyan 100 sayfalık kitapçıkta geçenlerin çoğu, ulusalcılar, Atatürkçüler, demokrasiyi savunanlar ile siyasal İslam ve Batıcılığa göz kırpanlar arasında yaşandı. Bir iki de “dışarıdan müdahale” örneği de var.

1- “Beni şaşırtan eski dostlar” başlığı altında çok yakından tanıdığım dostlar var. Kimilerini “çözebildim”, kimilerini ise hâlâ “çözebilmiş değilim”! Mahir Kaynak, Halit Refiğ, Prof. Osman Okyar, Toktamış Ateş, Doğu Perinçek gibi  “eski dostlar” var. Beni gerçekten çok şaşırttılar. Örneğin Doğu Perinçek’in bugün Devlet Bahçeli ile aynı istasyonda buluşmaları inanılacak gibi değil.

2- Nisan 2009’da Ergenekon kumpasında, evimi basıp beni Silivri’ye götüren FETÖ’cülerin trajikomik halleri ve davranışlarını da kaleme aldım. Bu aslında, yaşanan iki ayrı Türkiye’nin fotoğrafı idi.

3- Daha 2003’te ABD ve İngiltere’nin BOP kapsamında Irak’ı işgale başladıkları aylarda, İÜ İktisat Fakültesi’ndeki odamda bana baskı için, taa Atlantik ötesinden gelen “bölge sorumlusu” ile kavgamızı da tarihe not düşmek için yazdım.

4- Özal’ın Rauf Denktaş “alerjisi” üzerine, şahsen yaşadığım, pek bilinmeyen bir olayı da anlattım.

5- Ünlü işadamı Asil Nadir’in “Ankara’ya bağlılığı” yüzünden İngiltere’de başına gelmedik kalmamıştı. İktisat Fakültesi’nde ilk iki yıl sınıf arkadaşlığımızdan ve sonrasında Kıbrıs Vakfı’ndaki yakınlığımız dolayısıyla bana anlattıklarını da tarihe not düşmek istedim.

6- Çin’de, Çinli bir emekli diplomatın benim için sürpriz olan: “kapağı Amerika’ya atmak” fikrini de görmezlikten gelemezdim, aktardım tabii… Öyle ya, asimetrik olarak bizdeki siyasal İslamcılar da çocuklarını ABD’ye göndermiyorlar mı!

7- 1990-2005 yılları arasındaki sohbetlerimizi dört kitap halinde yayımladığım Attilâ İlhan’la, bütün dostluğumuza karşın “Köy Enstitüleri ve Türk dil devrimi” konularında nasıl kapıştığımızı da anlatmam gerekiyordu!

8- İÜ İktisat Fakültesi’nde 45 yıllık akademik yaşamım boyunca Batılı, Batıcı, İslamcı ve Atatürkçü kafada olan meslektaşlarımla aramızdaki, kimi “trajikomik” olayları da aktarmadan geçemezdim.

9- 2009’un nisan ayında AKP iktidarında, FETÖ kumpası sonucu Silivri’de hapsedilmemden sonra, 1981 yılında İktisat Fakültesi’nde doktora öğrencim olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yardımcısını, geçmiş olsun demek için (!) Levent’te evimizde bulunan eşime, elinde bir kutu çikolata ile gönderdiğini de yazmalıydım. Bu gerçekten çok “ironik” bir durum oluşturuyordu!..

10- Gözümü dünyaya uzun yıllar önce açtığım İstanbul’daki Haseki Hastanesi’nde 69 yıl sonra, bu kez kanser ameliyatı olurken bulunmam, kederin garip bir cilvesiydi. Silivri hapishanesinden cankurtaran değil, zırhlı jandarma aracı ile gönderilmiştim! Hastanede beni görünce ağlayanlar yanında, kötü kötü bakanlar da vardı: iki ayrı dünya ile yüz yüzeydim.

Aynen Türkiye’nin iç siyasal manzarası gibi: bir tarafta çağdaş değerleri, Atatürkçülüğü ve demokrasiyi savunanlar: öbür tarafta Batı emperyalizminin güdümüne girerek Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak isteyen işbirlikçi siyasal İslamcı FETÖ’cüler…

“Yazamadıklarımı Şimdi Yazdım” kitabımda, tarihe not düşmek için, bugüne kadar eksik kalanları ekleyerek kaleme aldım (*)

(*) Yazamadıklarımı Şimdi Yazdım, Tarihçi Kitabevi, Mart 2021


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları