Yerel yönetimler, demokrasi ve şeffaflık

06 Nisan 2021 Salı

İÜ İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti (İFMC), yarın çevrimiçi yapılacak 44. İktisatçılar Haftası’nda çok yerinde bir kararla “yerel yönetimler ve demokrasi” konusunu seçmiş. Ekrem İmamoğlu da açılış konuşmasını yapıyor. Aslında uygar ve demokratik toplumlarda hiç tartışılmaması gereken bir konu! Çünkü bu ülkelerde zaten yerel yönetimler ile iktidardaki yönetim arasında işbirliği ve bütünleşme “olmazsa olmaz” bir durumdur, birlikte çalışırlar.

Merkezi iktidar ve yerel yönetim hangi partilerde olursa olsun, “halkın oyları ile seçildikleri için halkın (kamunun) yararına işbirliği yaparlar”. Avrupa’da çok eski dönemlerde şehir devletleri varken bu tür sorunlar ve ayrışmalar görülürdü.

Son yerel seçimlerde başta İstanbul ve Ankara olmak üzere ülkenin nüfus çoğunluğunu oluşturan büyük kentlerde Millet İttifakı kazanınca AKP-MHP iktidarı, adeta dışarıdan gelmiş düşman güçler gibi hareket etmeye başlayınca, yerel yönetimi getiren halk çoğunluğunu cezalandırmaya başladı. Üstelik çökmüş ekonomi üzerine eklenmiş korona felaketi yaşanan bir ortamda, “ayrıştırma, bölme, kutuplaştırma” uygulamalarına, aklın almayacağı bir biçimde yöneldi. Demokrasi dışı, bilim dışı, akıldışı bir yönteme başvurulması ülke bütünlüğü, refahı ve demokrasisi açısından telafi edilemeyecek sonuçlara götürüyor.

ŞEFFAFLIK, ÇÖLDE BİR VAHA MİSALİ 

İstanbul ve Ankara’da ihalelerden tüm kamu harcamalarına kadar her şeyin, halka açık bir biçimde, sokaktaki insanın anlayacağı sade bir yönetimle gözler önüne serilmesi insanlara “oh” dedirtti: çölde uzun süre susuz kalan bir insanın bir “vaha” ile karşılaşması gibi mutlu olduk.

- Önceki yönetimlerde işler, adrese teslim bir biçimde, gizli kapaklı yürütülüyordu. Halk, bütçenin hangi kalemlere, hangi yöntemlerle neler harcadığını göremiyordu: işler “örtülü” yürüyordu, gizlilik esastı, hatta “ticari sır” gibi komik gerekçelerle üstü kapatılıyordu.

- İstanbul ve Ankara belediyeleri başta, şeffaflığı uygulamaya başlayınca seçmenler, vatandaşlar ilk defa, “kendilerine saygı duyan, değer veren” bir yerel yönetim gördüler. TBMM’de de muhalefet partileri harcamalar konusunda “araştırma” önergeleri verdiklerinde, tamamı reddedildi: araştırılması, gerçeğin gün ışığına çıkması hep engellendi. Sayıştay raporları bile göz ardı edildiler.

- İşte bu nedenle İstanbul ve Ankara belediyelerinde yeni yönetimlerin başlattığı şeffaflık, demokrasinin olmazsa olmazını da açığa çıkardı. Bu nedenle İktisat Fakültesi Mezunlar Cemiyeti’nin bu yıl birinci elden, Ekrem İmamoğlu’na da açılışta yer vererek konuya eğilmesi çok yerindedir. Gerçekten de susuz çölde rastlanan bir vaha gibi halkımızın içini serinletmiştir.

- İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Mersin, Adana, Antalya gibi yerel yönetimlerimiz adeta demokrasiden uzaklaşan iktidara “ders veren, yol gösteren” bir konuma gelmişlerdir. Öte yandan bu yerel yönetimler tarımdan ticarete, çiftçiden esnafa, “örgütlenmenin önemini, fiilen göstermeye, uygulamaya başlamışlardır”. Örgütlenmeden güçlü olamazsınız, güçlü olmadan “katılımcı demokraside yer alamazsınız”: katılmanız için örgütlenip güçlenmeniz gerekir. Siz örgütlenmeyi beceremezseniz, “sizin yerinize dinci örgütler, tarikatlar sizin yerinizi doldurur”: ülkeyi demokrasiden tamamen uzaklaştırırlar.

Akademik hayatımı, yarım yüzyıl yaşadığım iktisat fakültesinin mezunları cemiyetini ve başkanı Sevil Usanmaz’ı, bu konuyu seçtikleri için kutluyorum.

***

En baştan beri savunduğum 1961 Anayasası için, “Yazamadıklarımı Şimdi Yazdım” adlı son kitabımın içinde, 19. sayfada, bir kelimelik “basım hatası” yüzünden dostlardan tepkiler gelince, çok sevindim! Bugün yaşadığımız “rejim”den sonra  61 Anayasası’nın değerini çok daha iyi görüyoruz, toz kondurmaya bile tahammül edemiyoruz...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları