Özgeçmişi TÜSAK’a yansımalı

20 Ağustos 2014 Çarşamba

>Şimdi Selman Ada’nın üstün yeteneklerini TÜSAK Yasası’nın arifesinde kullanmasını bekliyoruz. Onca yıllık sanat kurumlarımızın ve onca yıl emeği olan sanatçılarımızın en az zararla bu yasayı göğüsleyebilmesini sağlarsa, özgeçmişine parlak cümleler eklenecektir.

Geçen hafta Devlet Operası Genel Müdürlüğüne ve CSO şefliğine vekâleten atanan Selman Ada’nın özgeçmişi Hürriyet gazetesinde eleştirildi. Hemen her cümlenin çeşitli birincilikler, ilkler ve tek’lerle örülü olması dikkat çekince sayfasından bu özgeçmişi kaldırıldı. Sanatçıların özgeçmiş yazma biçemlerine bu sütunlarda birkaç kez değinmiş, özgeçmiş yazmanın bir sanat olduğunu söylemişimdir:
“Bazen bir bakarsınız ilk kez tanıdığımız gencecik bir şefin yaşamöyküsü Herbert von Karajan’ın üç katına ulaşır. Kimisi satırları uzatıp şişirmek için bütün okuduğu okulları, aldığı okul ödüllerini açık ve uzun yazar; yurtiçinde ve dışında öğrencisi olduğu hocaların adını da unvanlarıyla uzun uzadıya anar... Bakanlık kanalıyla verdiği yurtdışı konserlerini ayakta alkışlayan kalabalık, şeklindeki cümlelerle yansıtır.”
Oysa Selman Ada (1953), bir harika çocuk olarak müzik yaşamına başlamış.
*Ferdi Ştatzer ve Halil Bedi Yönetken, Mithat Fenmen, Ferhunde Erkin, Ulvi Cemal Erkin, Muammer Sun ve Ercivan Saydam’la çalışmış. Conservatoire National Superior de Musique’de Pierre Sancan, Roger Boutry, Pierre Pasquier ve Christian Manen ile eğitim görmüş, 1971’de birincilik ödülüyle (premier prix) mezun olmuş. Sonra Ankara’da, 1973’te İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde müzik direktörünün yardımcısı, 1979-80’de Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde orkestra şefi ve genel müzik direktörlüğü yapmış. 1980’de yeniden Paris’e gidip Ecole Normale de Musique’de “Opera Korepetitörlüğü” sınıfını kurmuş ve öğretmenliğini üstlenmiş. Daha sonra Türkiye’deki yönetici görevleri, besteciliği ve şefliğiyle tanıyoruz onu.
2000 yılında Mavi Nokta başlıklı oratoryo- operası kendi yönetiminde, Münih Herkülesalle’de sahnelenmişti. Aşk-ı Memnu adlı operası alımlı bir kolaj, Ali Baba ve Kırk Haramiler de renkli bir halk-operasıydı.
Selman Ada gerçekten üstün bir müzik yeteneğine sahip. Ayrıca çok usta bir piyanisttir. Onun doğuştan yeteneğini kimse tartışamaz. Kendi özgeçmişinde kendisi için “Türkiye’nin aydınlık yüzü”, “bestecilikte yeni bir ekol”, “olağanüstü orkestra şefi” ya da “dünyaya açılan ilk Türk opera bestecisi”, “evrensel bir sihirbaz ustalığı var”, “Amerika’da müzik dünyasını birbirine kattı” gibi cümleler kurmasına hiç gerek yok.
Şimdi Selman Ada’nın üstün yeteneklerini TÜSAK Yasası’nın arifesinde kullanmasını bekliyoruz. Onca yıllık sanat kurumlarımızın ve onca yıl emeği olan sanatçılarımızın en az zararla bu yasayı göğüsleyebilmesini sağlarsa, özgeçmişine parlak cümleler eklenecektir.
*Yetmişbir Türk Bestecisi/ Evin İlyasoğlu, Pan Yayıncılık, 2007  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Fazıl Say ve J.S. Bach 15 Eylül 2021