Feyzi Açıkalın

“Ata Erkil”den “Baba Ergen” e geçerken

23 Haziran 2020 Salı

Babalar Günü nedense son yıllarda Anneler Günü’nün önüne geçti. Bunu yalnızca tüketim toplumunun pazarlama başarısı olarak almamak gerekir. Böyle bir “babalık kutsamasının” gittikçe değer kazanıyor olması ülkemizin sosyolojik yapısıyla da ilgili olmalı.

Kadim Anadolu’nun Ana Erkil toplumları, semavi dinlerin erkeği öne çıkaran dayatması yüzünden Ata Erkil örgütlenme düzenine dönüşmüş. “Mülkiyetçilik” ve buna bağlı “egemenlik alanı belirleme” gibi ilkel dürtülerin erkeğin fiziksel gücü ile sağlanıyor olması da mutlaka süreci hızlandırmıştır. 

Bugünlere gelirsek; aslında hiç gelmeseydik iyiydi…

Son yılların kadını eve hapsetmeye çalışan yobaz siyaseti, bir şekilde Batı’dan esen kültürel ve aslında siyasal olan “ferahlamaları” engelleyemiyor. Kapı aralığını zorlayarak giren bu esintilerin başında kadın-erkek eşitliği isteği var.

Bu türlü ithal “iyileştirmeleri” kabul ediyor gibi görünsek de sindiriminde güçlük çekiyoruz. İlginç olarak, kadının toplumdaki rolünü yükseltme çabaları, erkeğin yerinin belirsizleşmesine(!) de yol açabiliyor.

Aslında, kadını eve kapattığı ölçüde erkeğe de özgürlük tanımayan, aksine onu çocukluktan başlayarak örseleyen sistem, böylesi bir geçiş döneminde erkeğin farklı tepkiler vermesine neden oluyor.

Günlük yaşamın gerginlikleriyle daha çok yüz yüze gelen erkek, yaşadığı travmaları evine aktarıyor. Eğer ev içinde özgürlük talep etmeye başlayan bir kadın ve çocukları var ise, çoğunlukla erkeğin buna yanıtı şiddet şeklinde gelişebiliyor.

Ya da, çok ilginç olarak bazı erkekler “silikleşiyor”, aslında “sinikleşiyor!”… Toplumun ona bahşettiği erkek tiplemesini defi bela taşımakta olan erkek, zaten uyuşmakta zorlandığı baskın karekterli bir eş ile gidilen uzlaşıyı onun denetimi altına girmek olarak yorumlayıp, ferahlıyor! 

Bu ferahlama, arkasından sorumsuzluğu, aile içi görev paylaşımındaki vaz geçişleri ve hatta karşı tarafa yüklemeleri beraberinde getiriyor. Bu arada zararı kimin gördüğünü tahmin etmek kolaylaşıyor!

Çağlar boyunca kendisine aktarılan Ata Erkil mirası birden bire “Baba Ergen” formuna dönüştüren erkek kendisine başka yaşamlar hazırlıyor. Baba figürlü erkeğin “teslim olarak” aradan sıyrılma isteği, tersine bir biyolojik süreç olarak onu hamlığa dönüştürüyor.

Yıllar geçip, küçük yaştan itibaren kendi başlarına bakmayı öğrenen çocukları ergenlikten kurtularak onunla temas eder hale gelince, sindiği yerden başını çıkarıyor. İşin, evin kadını adına kötüsü, çocuğunun kıymetlisi oluveriyor…

Ama geç kalmış bu ilişki biçimi çocuğun ikameye uğramış baba sevgisini, ergenlikte çok gereksinim duyduğu aile bağlarını sağlıklıca geri getirmeye yetmiyor. Hele bu çocuk kız ise, o travmayı daha büyük diyetler ödeyerek atlatmaya çalışıyor.

Geçmiş Babalar Günü’nde, böyle de babaların olduğunu anımsatayım istedim…   


Yazarın Son Yazıları

Hilafette turizm 21 Temmuz 2020
AKP’den önce… 26 Haziran 2020
Babayı hatırlarken 21 Haziran 2020