Feyzi Açıkalın

Bir nefret odağı ve cezalandırma yöntemi olarak turizm

13 Nisan 2021 Salı

Bir hizmet sektörü düşünün ki, bacasız sanayi diye anılsın, ülkeye yaşamsal ekonomik girdi sağlasın ama o derece de nefret edilsin. Ayrıca, Türkiye’yi  cezalandırmak isteyenlerin giriştiği ilk hamle onun üstünden olsun…

Ülkeyi yöneten siyasal iktidar Batılıyla etkileşim sağladığı için turizmden hiç hoşlanmıyor. Turizm gelirlerine muhtaç olduğu için ona kerhen destek veriyor.

Turizme teşne olmamış yörelerdeki emek yoğun çalışan kent yoksulları, turizm kazançlarının kolayca elde edildiğini var sayıyor. Devletin can alıcı siyasi kararlarında turizme ayrıcalık sağlandığını düşünerek sektörden nefret ediyor.

İçinde turizm yapılan beldelerde yaşayan bile nefret duygularını saklamıyor. Şehrin geleneksel esnafı, iş yeri kiralarının orantısız artışından turizmi sorumlu tutuyor.   

Kırsaldan kopup gelmiş niteliksiz lümpen, turizme düşmanlık besleyen şehirdeki milliyetçi odaklarda öbekleniyor. O düşüncenin bir savı olan yozlaşma gereğince turizme hınçlanıyor.

Belki de en haklı itirazı çevreci dillendiriyor; turizmin yüce çıkarları adına göz yumulan çevre katliamları yüzünden turizmciye değil ama onu politikasına alet eden siyasetçiye bozuk çalıyor.

Gerici, baldırı çıplaklığı gerekçe göstererek turizmden hoşlanmıyor... Kocası gece eve geç gelen kadın turizme lanet ediyor. Bırakın onu, bizatihi tesiste çalışan görevli genç bile içten içe turizme kinlenebiliyor.

Turizm beldesinin dolgun maaşlı devletten geçinmecisi(!) sabit gelirini arkasına alarak, turizmi önceleyen kararları kabaca eleştiriyor.

Kırsalda, köyünde yapayalnız kalan, elindeki genci turizm emekçisi olarak kentlere kaptıran ana baba; anadolunun dört bir yanından, sevdiklerini bırakarak kocasının peşinden gelen kadın turizme ah ediyor.

Turizm sektörünün çilesi nefret edilmekle son bulmuyor. Siyasi irade alkollü içkilere olan alerjisi ve buna bağlı zorlamalarıyla; sektörü rahatlatacak önlemleri yeterince ve zamanında almamasıyla aynı zamanda bir cezacı gibi de davranıyor.

Ama turizm asıl, bir değnek ya da halk diliyle sopa olarak, Türkiye’yi cezalandırmak isteyen yabancı ülkelerce de kullanılıyor. Bundan yaklaşık 30 yıl önce, İskandinav ülkeleri başta olmak üzere Batı Avrupa’nın, Kürtlere yapılanları gerekçe göstererek vatandaşlarına Türkiye’ye gitmeme çağrısında bulunmasıyla ülkemiz bu gerçekle tanışıyor.

O günden bu yana aba altından gösterilen sopa nihayet dünkü Rusya’nın uygulamaya koyduğu uçuş kısıtlaması ile doruğa ulaşıyor. Putin gibi bir liderin müzakere yöntemini bilen sağ duyulu her akıl, Rusya’nın Haziran başına kadar uygulayacağını açıkladığı bu yasağın salt COVID-19 önlemine yönelik olmadığını biliyor.

Başı kesilmiş tavuk gibi ilerleyen dış siyaset politikasının bedelini turizm gittikçe ağırlaşarak çekiyor. Sorun, iktidarın bu cezalandırmayı ne denli önemsediği ve bedel ödeyen halkın bunun hesabını sorup sormayacağındadır…


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Paralimpik nereye? 31 Ağustos 2021
Kurban derisi savaşları 5 Ağustos 2021