Feyzi Açıkalın

Sen kar fotoğrafı gönderirken…

10 Ocak 2017 Salı

Siz, biz, ben; sosyal medyada kar fotoğrafları paylaşırken… Yok, “sana kar yağdı ama bak benim memleketimde yazdan kalma bir gün” karşılığı verirken, altımızdan atımızı çalanlar Üsküdar’ı çoktan geçmekteydiler…

Adını, bizi ahmak yerine koyarcasına, “Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi” koydukları yangından mal kaçırma operasyonu, yüce mecliste başlıyordu o sıralar.

İrademizi büyük millet meclisinde yansıtması için seçtiğimiz vekillerin ve hatta hikmetinden, yol göstericiliğinden sual olunmaz önderlerin ne ahlaksız ittifaklar kurup, ihanetler sergilediklerine tanık oluyorduk; o iradeyi bir kişiye devretme yolunda…

Siz facebook’taki fotoğrafların altına, “Ay canım, çok güzel görünüyorsun” yorumu düşerken, “Başkanlıkla İlgili Anayasa Teklifi Değişikliği” tartışmaları “Cin” demagojilerle sürüyordu mecliste. Utanmadan ve adeta alay ederek, Atatürk’le bağlantı kurarak…

Önceleri bir akil adam olarak gücün yanında yer alanların, puslu havayı sezdiklerinde demokrasi havariliğine soyunduklarını gördük, yaptıkları konuşmada. Öbürleri her zamanki gibiydi; kaypak…

Üç gün önce, gece yarısında çıkan KHK’lerle yine yüzlerce devlet memuru ve bilim insanı üniversitelerden atılmıştı. “Like” tuşuna basmaktan, haberimiz olmadı muhtemelen… Aylardır hala haklarında iddianame bile hazırlanmayan gazeteciler mapus damında çürümekteydiler; tam da, kutlamaktan hiç çekinmediğimiz “Çalışan Gazeteciler Günü” nde…

Ülkenin nesi varsa satıyorlar. Daha dün çıkardılar, Milli Piyango ve at yarışları oyunlarının Varlık Fonu’na devredilmesi konusundaki kararnameyi. Mega proje dedikleri, göz boyayıcı inşaat yatırımlarına kaynak sağlayabilmek için uydurdukları fona… Hiçbir temel, görünür gelir kaynağı olmaksızın, denetlemekten uzaklaştırılmış havuza… Milletin anasına küfredenlere verilmek üzere…

Tarımın çeşitlendirilmesini önlemek, büyük tekellere “endüstriyel tarım” süslü tanımıyla yol vermek için geleneksel tohumculuğun yasaklanmasını da duymadık tabii, karda top oynarken… Hastanelerdeki muayene ücretleri katılım paylarındaki artıştan haberimiz olmadığı gibi…

Yine aynı şekilde, kamu taşınmazlarının bazı vakıflara(!) bedelsiz devredildiği haberini göz ucuyla izlemedik bile. Tehlikeli sayılan bazı mesleklerde yeterlilik belgesi olmayanların yeni yılda çalıştırılmayacaklarını; diş hekimliğinde röntgen cihazı için Atom Kurumuna har(a)ç yatırılacağını, yine aletlerde kalibrasyon zorunluluğu getirildiğini hiç duymamışızdır. Ama döviz kurunun tutulamaz artışını biliyoruz elhamdülillah…

Dünyanın önde gelen strateji kuruluşlarının, Türkiye’nin 2017’de çatışma olasılığı yüksek üç ülkeden birisi olduğunu belirtmesini kaçımız duyduk? Totalitarizmin aritmetiği gereği dış düşman yaratmanın, bu yolda çağrıların yoğunlaştığı bir zaman diliminde; bir ihtiras uğruna…

Ne trajiktir ki, gelişimini daha doğrusu ayakta kalabilmesini büyük ölçüde turizme bağlayan Alanya benzeri yöreler hala olayın ayırımında değil. İradesini yansıtması için seçtiği vekillerinin Batı’ya yönelik nefret söylemlerini görmemezlikten geliyor. Hatta yerel medyasının önderliğinde onlara övgüler düzüyor. Sonra da o Batılının gelebilmesi için tanıtım vesaire adına kafa yoruyor… Gülerler adama. Bırakın turistin gelmesini, onu ağırlayacak ülke bile kalmazsa elimizde, o zaman ne yapacağız?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları