Feyzi Açıkalın

Tam kapanmaya gitmeyecek(ler) çünkü…

12 Nisan 2021 Pazartesi

Çünkü böyle bir virüsün varlığına inansa(lar) da salgının bir imtihan olduğunu, eğer kaçınılmaz bir sona yol açacaksa, kadere boyun eğilmesinin gerekliliğine inanıyor(lar). Salgını deprem, sel, toprak kayması gibi Allah’tan gelen bir felaket olarak görüyor(lar).

Böylece salgın konusundaki her türlü bilimsel önlem önemini yitiriyor. Batı’nın “sürü”, bizim ise sürülüğü kendimize konduramadığımızdan olsa gerek “toplumsal bağışıklık” diye adlandırdığımız yöntem baştan beri tercih ediliyor. Yani kalan sağların onların olacağı(!) bir doğal eleme deneniyor.

Kapanmaya gitmeyecekler, çünkü devletin kasası tamtakır. Kısa çalışma ödeneğini kaldırdıktan yani asgari ücretlisine bile destek vermeyi kestikten sonra tam kapanmayı göze alamazlar. Patlama noktasına gelen halkın tepkisinden çekinirler.

Ülkemizde başka ülkelerde, en azından Batılı olanlarında görülmeyen müthiş bir sokak ekonomisi var. Vergisiz kazançlara göz yumulan böyle bir sokak ekonomisini uzun süreli kapanma ile yok etmeyi gözleri yemez.

Salgının başında, Şubat ayında, Bakan Varank ucuz iş gücü olarak Türkiye’nin Çin’e rakip olacağı için, hastalığın hayırlara vesile bile sayılacağını söylemişti. Ekonominin bu anlamdaki çarklarının dönmesi için alt sınıfların her koşulda evden çıkması gerekiyor. Onlara kısıtlama getiremezler.

Nasıl çökmekte olan ülke ekonomisi ve yitirilmekte olan bekaları için salgın göklerden bir lütuf olarak indiyse, ramazan ayı da öyle geldi. Ramazan ayında uygulayacaklarını peşinen ilan ettikleri yiyecek içecek sektörü yasaklarının, salgın önlemi ile ilgisiz olduğunu cümle alem biliyor. 

Aynı bir yıl önceki gibi, turizm yine yaşamsal sorun haline geldi. Çünkü devletin kasasındaki açığın yamanması için dış turizm gelirlerine ihtiyaçları var. Turizm çok ilginç bir sektör. Her ne kadar Türkiye’nin kötü salgın tablosu turist akışını kesse de, sektörün kendi dinamiği gereği düzelme başlar başlamaz yabancı konuk alımı başlıyor. Bu konudaki en iyi tarihin Haziran başı olduğu gözleniyor.

Ama asıl sorun bu dönemde ve belki de yaz aylarında işsiz kalacak olan turizm emekçileri. Kendi beldelerinin yerlisi olan emekçi, kırsaldaki kökeninden yardım alabiliyor ama o yöreye dışarıdan çalışmak için gelenler devlet desteğine gereksinim duyuyorlar. Yine ilginç bir çelişki olarak, turizme uzak yörelerdeki halkın turizme ilişkin desteklere karşı alerjisi var! Turizmin ayrıcalıklı bir sektör olarak yasaklardan muaf tutulduğu algısı halkta tepki oluşturuyor.

Sonuçta ramazan ayı, çok da salgını düşünmeden halka yardımların artacağı, bekanın korunması için söylemlerin yükseltileceği, bu arada parçacı çözümlerle salgınla mücadele ediliyormuş görüntüsünün verileceği bir dönem olacak. Haziran sonrasında, salgının hızı yavaşladıktan sonra bakalım hangi konuda hızlanacaklar!



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları