Gülengül Altınsay

Ağlayan çocuklar

26 Haziran 2020 Cuma

Bu ülkede en fazla mağdur edildiğini, en fazla haksızlığa uğradığını iddia edenlerin bir listesini yapsak her halde en başa bu sistemden en çok nemalanmış, bu sistemle en çok kazanmış kişiler ya da kurumlar yazılır. “En Mağdur ilk 10” listesi, en çok iktidara sahip olanlardan oluşur. Şimdiye kadar eldeki gücü kullanarak ve baskı yaparak kazananlar en ufak bir sıkıntıyla karşılaşınca mağduriyet yaygarası yapıyor.

Burada amaç kavram kargaşası yaratmak, suları bulandırmak, insanların kafasını karıştırmak ve işlere aynen devam etmek.

Kaybetmeyi bilmiyoruz

Kaybedince yeri göğü birbirine katmanın bir nedeni de emekle, hak ederek kazanmayı, kazanmayı sindirmeyi bilmememiz. Eğer planlı programlı çalışarak, ter dökerek kazanmayı bilsek ya da kazanmanın bu şekline itibar etsek kazanmanın da kaybetmenin de değerini biliriz. Biz kaybettiğimizde de karşı tarafın bizden daha iyi olduğunu kabul ederiz. Kaybettiğimizde bundan dersler çıkarırız.

Ama biz emek etmeden kısa yollardan kazanmanın kitabını yazmışken kaybetmek hiç de kabul edilebilir bir şey olmuyor. Kazanmak kolay olunca kaybetmek de kolay oluyor çünkü.

Ağlayan bebekler

Çocuk yetiştirmemiz de böyle değil mi? Her ağladığında isteği yerine getirilen çocuklar bir kez istediğini alamayınca üst perdeden yaygarayı basıyor.

Bunun gibi, kolay maç kazanmaya alışanlar bir maç kaybettiğinde hemen haksızlığa uğradığı iddiasında bulunuyor. En kolay yolu seçip hakeme yükleniyor. Hiç rakibin çabası, emeği dikkate alınmıyor. Bu yüzden kafalarda hep hakemle kazanmak ve hakemle kaybetmek var. Hakem kararları lehine işlediğinde “Hakemler de hata yapar” oluyor, aleyhte işlediğinde “Bundan hakem olmaz”lara, düdük astırmalara geliniyor.

Bir başka yerde

ikiyle üçle çarpıldı.Ama bu gürültü patırtı altında gözden kaçan, kaçırılan bir şeyler var. Saha dışında yapılan baskılar var. Belki lobiler var. İş bitiriciler var. Maçların saha içinde eşit şartlarda oynanmasına müdahale etmek isteyenler var.

Bakın zamanın Kocaelispor kalecisi Stingaciu, 1997-98 sezonunda rakiplerini yenme karşılığında şampiyonluk yarışındaki öteki takımın futbolcusundan 20 bin dolarlık teşvik primi aldığını açıkladı. Başka benzer açıklamalar da olmuştu kısa bir süre önce.

Ama kimseden ses çıkmıyor.

Peki nerelerdesiniz, adalet, hak, hukuk, fair play cengaverleri...


Yazarın Son Yazıları

Başakşehir dersleri 23 Temmuz 2020
Teşvik nedir bilmeyenler 17 Temmuz 2020
Rus ruleti 10 Temmuz 2020
Eski virüs: Transfer 2 Temmuz 2020
Burak’la kolay 27 Haziran 2020
Ağlayan çocuklar 26 Haziran 2020
İcraat zamanı 19 Haziran 2020
Yoklar varlar 14 Haziran 2020
Yeni anormal 23 Mayıs 2020
Risk çok büyük 14 Mayıs 2020
Girdik bir yola 7 Mayıs 2020
Para, para, para 27 Nisan 2020
Normale dönmeyelim biz 11 Nisan 2020