Gülengül Altınsay

‘Paradan kıymetli’

23 Ağustos 2020 Pazar

Kimse Gökhan Gönül’e kızmasın. Profesyonel sistem böyle çünkü. Fazla para veren futbolcuyu alıyor. Sonra birtakım kılıflar aranıyor bu parasal işlere, işin içine duygusal durumlar eklenip olay köpürtülüyor, taraftarlar da olaya dahil edilmeye çalışılıyor. Ama her transferde amaç belli; profesyonel futbolcular bu işi para için yapıyorlar. Oysa futbolda taraftarlığın temeli menfaat gözetmeyen bir duygusallık. Çelişki burada.

Gökhan Gönül’ün Fenerbahçe’ye gitmesinin tek nedeni para. Otuz beş yaşında son bir transfer daha yapabilmek. Beşiktaş istediği parayı veremeyince Fenerbahçe’yi tercih etti Gökhan. Hepsi bu. Ama tabii bunu taraftara nasıl anlatacaksın? Taraftardan kabul görmek için işin içine arabesk duygusallık katman gerek. Gariplik de zaten burada.

Neden genç

Kariyerlerinin sonlarına yaklaşmış yaşlı oyuncu almanın pek çok dezavantajından biri de bu; taraftarla kalıcı güvenilir bir ilişki kuramamak. Artık son yıllarını oynayan kendini ispat etme derdi kalmamış bir oyuncuyla kulüp ve taraftarlar arasında nasıl kalıcı bir bağ oluşabilir?

Oysaki genç ya da aç oyuncu alırsanız, o oyuncu sizinle birlikte büyür. Formayı kapmak, o forma altında dikkat çekmek için çabalar. Kulübün kültürüyle gelişir. Formayı 1-2 yıl değil uzun yıllar giyer. Belki de efsaneler arasına girer. Takımın başarısı da 1-2 yıl hedefli olmaz. Takım da gelişir, kalıcı başarılar elde eder. Hep söylediğim, gençlerden uzun süreli yararlanılması ve gençlerin sakatlık sicillerinin temiz olması gibi avantajlara değinmiyorum bile.

Ayrıca gençleri savunmak, genç oyuncuları esas almak demek takımın 11 oyuncusunun da yirmili yaşların başında olmasını savunmak değil. Kiralık futbolcuya karşı olmak takımda 1 tane bile olmamasını savunmak değil. Önemli olan kondisyonu yüksek, ikide bir değişmeyen, dengeli, kendisini her geçen gün geliştiren bir takım yaratmak. Deneyimlileri de gençleri geliştirecek biçimde takıma yerleştirmek. Yani kadro mimarlığı yapmak.

Ana mektebi

Şimdi biraz eskilere gidelim ta Hakkı Yeten’in başkanlık dönemine. Fenerbahçe parayı bastırıp Şenol ve Birol’u aldıktan sonra Beşiktaş altyapıdan Yusuf’u, Sanlı’yı yetiştirmişti. Yeni Yusuflar, Sanlılar çıkarmak için altyapı hamlesi başlatan Baba Hakkı çok eleştiri almıştı gençlere olan yatırımından ötürü. “Ne o ana mektebi mi açıyorsun” demişlerdi kendisine. Yeten’ in cevabı netti: “İşte Sanlı ve Yusuf; 11 yaşında ya var ya yoktular. Onları büyüttük bu hale getirdik. Şimdi gelecek sene yeni Sanlılar ve Yusufları Beşiktaşlılara hediye edeceğim. Şampiyonlukları kıl payı veya hakemler yüzünden kaybediyoruz. Bu sene hem paramız hem de paradan kıymetli gençlerimiz var”.

Tamam o günden bugüne futbolda bütçeler çok değişti. Futbola karışan ve nemalanmak isteyenler de çoğaldı ama futbol yine aynı futbol, taraftar yine aynı. Ve futbol yine futbolcularla oynanıyor. Ve yine “paradan kıymetli gençler” heyecanlandırıyor sporseverleri. Ve kulüplerin duygusal sermayesi, taraftarın formasının sırtına yazdıracağı futbolcu isimleriyle çoğalıyor.


Yazarın Son Yazıları

Koptuk düşüyoruz 30 Ekim 2020
Luce laneti mi? 23 Ekim 2020
Bir tek Rıdvan 5 Ekim 2020
Van der Sar ne bilir? 24 Eylül 2020
Puan futbolu 17 Eylül 2020
Kolay başlangıç 14 Eylül 2020
Messi de gelse 11 Eylül 2020
Bile bile Paok 4 Eylül 2020
‘Paradan kıymetli’ 23 Ağustos 2020
Tren kaçıyor mu? 17 Ağustos 2020
Yerli, milli ve yabancılı 10 Ağustos 2020
Başakşehir dersleri 23 Temmuz 2020
Teşvik nedir bilmeyenler 17 Temmuz 2020