Fonksiyonel tıp bir devrim mi?
Güneş Aksüs
Son Köşe Yazıları

Fonksiyonel tıp bir devrim mi?

29.10.2024 11:28
Güncellenme:
Takip Et:

Ben 20 yıldır klinikte yoğun bir şekilde danışan gören bir diyetisyenim. Yani binlerce insanın hayatını çok uzun süre izleme şansım oldu. İşim sebebiyle de her gün çıkan yeni bilgileri okuyor ve takip ediyorum. Yalan yok, bu fonksiyonel tıp konusunda kafam karışık. Bir kere yasaklara karşı olan ben, sosyal medyada herkesin herşeyi yasaklamasına, değerli olan uzmanlığımızın böyle ortalığı karıştırmasına üzülüyorum. Belki de bu herkesin bizim mesleği bilmemesi yüzünden. Çünkü sevgili okur, bizim çok iyi bir eğitimimiz var. Biz hastalıklara özel diyetleri çok detaylı bir şekilde çok iyi isimlerden aldık. Yani bu sebeple sağlıklı yaşam için sürdürülebilir öneriler farklıdır, hasta bir bireye uygulanacak rejim farklıdır. Hastalık ve hastaya özel yasaklar ve özel durumlar olabilir. Bu yeni değil, hep vardı. Ama ne otoimmun hastalıklar, bağırsaklarımızın etkisi, besinlerin ne kadar önemli olduğunu fonksiyonel tıp bakış açısı tekrar altını çizdi ve belki de bazı kişilere hatırlattı. Bir hekimin bütünsel bakması gerektiğini savunan ekip, hastayı tüm detaylarıyla dinlemeyi hedefliyor. Ben de aklımdaki soruları yıllardır bu eğitimleri veren Prof. Dr. Mehmet Mahir Atasoy ve Dyt .Yeşim Temel Özcan’a sordum, cevaplar içimi rahatlattı. 

G.A: Ne zaman başladınız Fonksiyonel Tıp ile ilgili kongrelere?

M.A: Bu yıl 5'incisini yapıyoruz. Yıllar önce testler çıkacak, takviyeler çıkacak diye anlatıyorduk. Artık eğitimler alıyorsun, elindeki donanım ile test isteyebiliyorsun, hastanın diyetini planlayabiliyorsun ve hangi takviye gerekiyor biliyorsun, nasıl takip edeceğini ve hastanı sana nasıl dönüş yapacağını da biliyorsun. Artık fonksiyonel tıp hızla yükseliyor. 

G.A: Başladığınızda nasıl tepkiler aldınız? 

M.A: İlk başta “Sen fonksiyonel tıp yapıyorsun da biz disfonksiyonel mi yapıyoruz. Bizimki fonksiyonel değil mi?” gibi tepkiler aldık. Anlatırken söylediğimiz şey fonksiyonel tıbbın 4 tane P’den oluştuğu. İlki Predictive (Öngörücü) olması. Yani ileride kişinin yaşayacağı sağlık problemleri ile ilgili tahmin etmeye ve kestirmeye çalışıyor. İkincisi Preventive (Koruyucu) bu kişi özelinde zayıf halkalar ne ise o konuda önlemek için ne yapmalıyıza bakıyor. Participatory (Katılımcı) olması lazım. Yani, kişinin ortamını değiştirmeye, yaşamını değiştirmeye hazır ve niyetli olması lazım. Dördüncü Persolinalize (Kişiye özel) önerilerin kişiye özel olması. Bu şekilde bir yaklaşım “fonksiyonel tıp”. 

G.A: İçerisi çok kalabalık, neden bu kadar çok ilgi görmeye başladı? 

M.A: Hekimler ve diyetisyenler yaptıkları işi daha vicdanen ve tatmin edici yapmak istiyorlar. Şifa vermek en çok istedikleri şey. Daha fazla fayda sağlamak istiyorlar. 

G.A: Hastadan bu kadar çok detayı nasıl alıyorsunuz? Nasıl vakit ayırıyorsunuz? Neler soruyorsunuz? 

M.A: Biz görüşme öncesinde çok detaylı sorular içeren bir form doldurtuyoruz. Bu soruları tek tek sormamız saatlerimizi alabilir, form ile önden bilgi almak daha iyi oluyor. Bu soruları sorduğumuz için insanlar çok mutlu oluyor. Bugüne kadar kimse bana bu soruları sormadı diyorlar. Önemsendiklerini hissediyorlar.  

Y.Ö: O zaman harita da tamamlanıyor. Hasta kendisinden bahsederken hormonlarından, döngüsünden, düzeninden, bağırsak sağlığından uykusuna kadar detayları yazınca  yol haritası ortaya çıkıyor. Ben danışana soruyorum, benden bir şeyler dilemek isteseydin, ilk üç şey ne olurdu? Yani en çok değişmesini istediğin 3 şikâyetin nedir desem? O zaman sen de nereden başlayacağını biliyorsun. Mesela şu kabızlığımı düzeltin nolur, ya da yataktan bir kalkabilsem gerisi kolay gibi en çok zorlandığı konuyu söylüyor ve o zaman biz de nereden başlayacağımızı biliyoruz. 

G.A: Biz bağırsağın çok önemli olduğunu ve hastalıklarla ilişkili olduğunu anladık. Peki iş nasıl fonksiyonel tıp konusuna döndü? 

M.A: Fonksiyonel tıpta hastalıkların sebeplerine çözüm bulmaya çalışıyoruz. Bugünkü tıp yaklaşımında sorgulanması gereken iki konu var. İlki her organın başına bir doktor dikilmesi. Yani bütünsel bakmayı bırakmak ve sadece kendi uzmanlığı ile ilgili bakması. Örneğin, beyin doktorunun Alzheimer ile çalışırken, metabolizmayı yönetmeden, diyabetini yönetmeden, kabızlığını yönetmeden nasıl yönetilir? Bunlarla ilgili ne yapabilir? Sadece ilaç tedavisi yapılıyor; hekimlik bu değil. Kök sebebini bilmek bulmak gerekiyor. Örneğin Haşimatom var. Takip ediliyor. Tiroid sentezlenemez hale gelinceye kadar takip edelim, hormon yetersiz kalınca da ilave edelim. Endokrin bu şekilde tedavi ediyor ve izliyor. Ama bunu sorgulamak gerekiyor. Bağışıklık sistemi tiroide neden saldırıyor? Bunu sebebi yani vücudun kendi kendine saldırması, biz buna inflamasyon diyoruz, bunun bir sebebi var bunu bulmalıyız diyoruz. Artık bunlarla ilgili testler var. Haşimato'da ilaç vermek demek hormonu yerine koymak demek, tedavi etmek demek değildir. Tiroid hormonu azaldıysa tabii ki verilecek, onunla ilgili bir sorun yok. İlacını alacak ama diğer şikâyetleri de dinlemeli ve çözmeli.

G.A: Haşimato'da siz neyi farklı yapıyorsunuz? 

M.A: Şu andaki tıpta, Haşimato olsa bile tiroid hormonu normal ise hastanın şikâyetlerine rağmen bir şey yapılmıyor. Ne zaman hormon yetersiz kalıyor o zaman hormon ekleniyor. Ama bu arada hasta yorgun, halsiz, saçları dökülüyor, kabızlık yaşıyor, TSH normal ise bunları yaşamaya devam ediyor. Yaşam kalitesi düşüyor ya da sadece bunlar stresten deyip antidepresan veriliyor. 

Fonksiyonel tıpta bunu çözmek istiyor insanlar. 

GA: Bizim aldığımız eğitimde tüm besinler vardı, şimdi bazı besinler hayatımızda daha az yer kaplıyor veya tamamen çıktı. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

Y.Ö: Ben 30 yıllık diyetisyenim, 10 yıldır fonksiyonel tıp gözünden bakıyorum. İlk duyduğum şeylere çok şaşırmıştım, süt hakkında ekmek hakkında duyduklarıma inanamıyordum. 8 öğünden 2 öğüne düştük. Ama bedendeki bu saldırıyı ve sistemi gördüğünüz zaman, otoimmun hastalıkların sebebinin bağırsaktaki bariyer bütünlüğünün bozulmasıyla ilgili olduğunu gördüğünüzde, bedenin bu duruma oluşturduğu yanıtı görünce anlıyorsunuz. Bu yanıtlar birinde kaşıntı, birinde ishal gibi yanıtlara sebep oluyor. Bu yanıtlar uzun süre devam ettiğinde besin toleransları ve hassasiyet ve sonra da hastalıklara kadar ulaşabiliyor. Bu sorunlar yıllarca sürebilir, bir hastalık haline gelmesi çok hızlı olmayabilir. Ya viral bir yolla, ya da travma ile hastalık ortaya çıkabiliyor. Ben bunu anladıktan sonra kafamda her şey oturdu. Buna göre önerilerim değiştiğinde klinik tabloda şikâyetlerin azaldığını gördüm. Bütüncül bir iyileşme olduğunu anladım. Bir hastada Tiroid ile ilgilenirken biraz kilo versin derken egzaması da azaldı. Bu bir devrim gibi oldu. 

G.A: Fonksiyonel tıpta geçmişte yedikleri ne kadar önemli? 

Y.Ö: Belki de eskiden çok doğal besleniyordu ama artık ülkemizdeki besin kalitesi fena halde bozuldu; paketli gıdalar, katkı maddeleri ve fast food arttı. Geçmişte hastanın yemediği bir şeyi yemesini pek istemeyiz. Önce bu iyi bulmadığımız fast food veya fazlaca katkı maddesi içerenleri çıkarıyoruz. Daha önce hiç yemediği kinoayı karabuğdayı bir anda eklemiyoruz. Zarar verenleri çıkarıyoruz. Mesela ilk 3 hafta vücuda reset attırmak için gluteni tamamen kesiyoruz. Ekmeksiz duramıyorum diyor ise o zaman belki glutensiz bir un ile karabuğdaydan ekmek deneyebilirsin diyoruz. 

G.A: Nasıl bir program öneriyorsunuz?

Y.Ö: Sabah yumurta, ceviz ve rokalı bir kahvaltı, akşam da balık ve salata ve zeytinyağlı. Bu şekilde bir program öneriyoruz ilk 3 hafta. İnsülin direncini de düşünerek, unların tamamını plandan bir süre çıkarıyoruz. Kişiye göre ilaveler yapıyoruz. Bu diyetin 3 haftası sıkı olur, sonra tanıtımlarla diyetini açarsın ve toplamda 6 haftayı geçmemelidir. Otoimmun bir hastalığı var ise maksimum 8 hafta olur. Bu listeler ömür boyu yapılması gereken listeler değildir. Amacımız bu diyeti yaparken bilgi almak. Örneğin süt ürünlerini kestik. İyileşti, tekrar yerine koyduk egzamaları arttı. O zaman buna göre devam ediyoruz. İyi gelmeyeni çıkarıyoruz. 

G.A: Peki yoğurt? Bağırsaklarımızın en sevdiği besin neden çıktı listelerden?

Y.Ö: İyi süt bulursan hâlâ yoğurt iyi. Dünya nüfusunun %90'ında laktaz enzimi eksikliği var, neredeyse herkese dokunuyor. Fakat, eliminasyon bir tedavi diyeti değildir. Eliminasyon farkındalık diyetidir. Tedavi vücudun kendini iyileştirme yeteneğini ortaya çıkarmaktır. Bu gıdaları çıkarmamızın sebebi, sindirimi zor, enzimi yok, oynanmış gıdalar olduğu için onları çıkarıyoruz, 6 hafta sadece. Sağlıklı yağlardan ve sağlıklı proteinlerden zengin, bol sebze içeren diyeti verince yangıyı söndürmüş oluyoruz.

M.A: Biz kanser hastalarında da ketojenik diyeti bir tedavi olarak kullanıyoruz. Kanser hücresi glikoz ve glutamin kullanıyor. Her hücrenin glutamine ihtiyacı var onu kesemeyiz  ama glikozsuz yaşayabilir. Ketonu kullanabiliyor, yağ asitlerini kullanabiliyor o yüzden glikozu sıfıra indiriyoruz. Bu şekilde kanser hücrelerinin %60 azaldığını görüyoruz. Kanser tedavisindeki başarıyı artırıyor. 

G.A: Ketojenik diyeti mi öneriyorsunuz? 

M.A: Ketojenik diyet deyince bol yağlı bol etli hatta sosisli salamlı tabaklar aklınıza gelebilir. Bizim önerdiğimiz örneğin; karbonhidrattan fakir sebzeler, bol miktarda sağlıklı yağ, zeytinyağı,  kaliteli bir protein mesela kuzu eti bunları öneriyoruz. 

G.A: Peki kalp damar sistemi için ne söyleyeceğiz?

M.A: Ortak noktamız, kolesterol kolesteroldür. LDL'nin yüksek olmasını istemeyiz. Hekim arkadaşlarımız ile geleneksel tıp ile çeliştiğimiz bir konu olamaz. Sadece onların ihmal ettiği kısımlar olabilir. 

G.A: Biz 5 yıl sonra ne konuşuyor oluruz?

M.A: Büyük ihtimalle reverse aging- yani gençleşmeyi konuşacağız. Genleri konuşacağız. Yaşı geri almaya başlayacağız. 

Y.Ö: Diyetisyen olarak eklemek istediğim var. Fonksiyonel tıp bağışıklık sistemi ve otoimmun hastalıklara karşı bir bakış açısı. Bu hastalıklarda genetikten ziyade epigenetik yaklaşımın tedavi edici olduğunu (yani yaşam biçimi) ve burada da en önemli şeyin eliminasyon diyetinin bu kadar önemli olması beslenmenin iyileştirici özelliğinden kaynaklanıyor. Bedeni kirleten de besin, tedavi eden de besin. Bu anlamda söylemek istiyorum ki diyeti diyetisyen yazar. Biz güzel eğitimler aldık. Bu eğitimleri de almamız ve bilmemiz gerekiyor. Biz sadece 5 kilo verdiren uzmanlar değiliz. Hastalıkların iyileşmesinde beslenmenin çok büyük önemi var. Bu konunun uzmanı da biziz. Mutfağı değiştiren biziz. Bu bizim görevimiz. Bazıları üstümüzü çiziyor. Bariatrik cerrahiyi kabul edenler yani bir organın alınmasını kabul edenler nasıl oluyor da fonksiyonel tıp yani besinlerle insanları iyileştirebilen bir yaklaşıma karşı çıkıyorlar anlamıyorum. Biz koruyucu tıp tarafındayız. 

Yazarın Son Yazıları

Besinler beynimizi nasıl etkiliyor?

“Bugün kafam hiç çalışmıyor”, “Bir türlü odaklanamıyorum”, “Son zamanlarda çok unutuyorum” dediğiniz oluyor mu?

Devamını Oku
07.10.2026
Çocuğunuzun ilk beslenme rehberi aslında sizsiniz

Çocuklarımızın sağlıklı beslenmesini isterken çoğu zaman ilk düşündüğümüz şey “Bugün ne yedi?” oluyor.

Devamını Oku
29.09.2026
40’tan sonra bedenimize nasıl bakmalıyız?

40 yaş bana göre önemli bir eşik. Bir sabah uyandığımızda metabolizmamız birden yavaşlamıyor, kaslarımız ortadan kaybolmuyor ya da artık genç olmadığımız için uzun bir yasaklar listesine ihtiyacımız olmuyor.

Devamını Oku
22.09.2026
'Şehre fit bir dönüş' başlıyor

Yaz bitti, şehir yeniden hızlandı. Okullar açıldı, trafik eski haline döndü, toplantılar, işler, koşturmalar başladı. Böyle dönemlerde çoğumuzun yaptığı ilk şey ne yazık ki kendimizi listenin en sonuna koymak oluyor. Uyku biraz azalıyor, hareket azalıyor, öğünler düzensizleşiyor ve “bir ara kendime de bakarım” cümlesi yeniden hayatımıza giriyor.

Devamını Oku
15.09.2026
Kalp krizi bir günde mi olur?

Yazıma başlarken önce sevgili Cem Yılmaz’a çok geçmiş olsun diyorum. Sağlıkla uzun yıllar yaşaması en büyük duamız, onu çok seviyoruz. Kalp krizi haberleri bu kadar gündemde olunca ben de hatırlatmalarımı yapmak istedim. Kendimizi korumak için nelere dikkat etmeliyiz ?

Devamını Oku
08.09.2026
Magnezyum: Yeni mucizemiz mi?

Bir ara herkes D vitamini kullanıyordu. Sonra kolajen geldi. Probiyotikler, omega-3, kreatin derken şimdi tahtta magnezyum var.

Devamını Oku
02.09.2026
Ne Düşündüğümüz Bedenimizi ve Sağlığımızı Etkiler mi?

“Ben zaten kilo veremem.”

Devamını Oku
19.08.2026
Kilo verirken kaslarınızı da vermeyin!

Zayıflama iğneleri artık yeni bir konu değil. Ne işe yaradıklarını, iştahı nasıl etkilediklerini, kimlerin kullanabileceğini ve olası yan etkilerini uzun zamandır konuşuyoruz. Bence artık başka bir soruyu konuşmanın zamanı geldi.

Devamını Oku
11.08.2026
Okullarda diyetisyen neden yok?

Yaz dönemi bazı aileler için okullara bakma, değerlendirme, seçme zamanıdır.

Devamını Oku
04.08.2026
Bu bir aritmi mi?

"Bir anda kalbim yerinden çıkacak gibi atıyor… Bazen de tam tersi, sanki duracakmış gibi yavaşlıyor. "Bu cümleyi son yıllarda çok daha sık duyuyorum. Özellikle yoğun çalışanlar, stresli bir dönemden geçenler, menopoz öncesi dönemdeki kadınlar ya da kahve tüketimini artıran kişiler bu şikâyetle doktora başvuruyor.

Devamını Oku
28.07.2026
Yumurta, balık ve bazı gerçekler

Geçtiğimiz hafta sosyal medyada yine beslenme konuşuldu. Ama bu kez konuşan bir bilim insanı, hekim ya da diyetisyen değildi. Tan Taşçı'nın bir programda yaptığı açıklamalar gündemin en çok paylaşılan başlıklarından biri oldu. Ben Tan Taşçı dinleyen biri değilim ama gördüğüm kadarıyla güzel bir kitlesi var. Müziklerine yorum yapmayayım, ama o da keşke beslenme konusunda yorum yapmasa daha iyi olmaz mıydı?

Devamını Oku
21.07.2026
Bağırsaklarımız gerçekten ikinci beynimiz mi?

Son yıllarda nereye baksak aynı cümleyi görüyoruz: "Bağırsak ikinci beyindir."

Devamını Oku
14.07.2026
Yaz sıcağında vücudunuzu dinliyor musunuz?

Yaz geldiğinde çoğumuzun ilk yaptığı şey daha az yemeye çalışmak oluyor. Bir anda sofralar hafifliyor, salatalar çoğalıyor, "Nasıl olsa canım istemiyor." diyerek öğün atlayanların sayısı artıyor. Kimimiz sadece karpuzla günü geçirmeye çalışıyor, kimimiz ise serinlemek için sürekli soğuk içeceklere yöneliyor.

Devamını Oku
07.07.2026
Diyet mi yaşam şekli mi?

Bir gün vazgeçmek üzereydi. Dolabın kapağını açtı. İçinde yıllardır "Bir gün yine giyerim" diye sakladığı kıyafetler vardı. Elini en sevdiği elbiseye uzattı. Fermuar yine kapanmadı. Sessizce dolaba geri astı.

Devamını Oku
30.06.2026
Hızlı zayıflarken sağlığınızdan olmayın

“Tamam doğru olanı yapıyor sağlıklı beslenerek kilo vermeye çalışıyorum ama tamam da motivasyon ne olacak? Bu soruyu çok duyuyorum. Çünkü etrafımızda herkes açlık diyetleriyle, su diyetleriyle, detokslarla ya da sosyal medyada gördüğü şok listelerle hızla kilo vermeye çalışıyor. Sen ise sağlıklı beslenerek kilo vermeye çalışıyorsun. Daha yavaş ilerliyorsun.''

Devamını Oku
26.06.2026
Detokslar Neden İşe Yarar, Neden Yaramaz?

Son yıllarda “detoks” kelimesi sağlıklı yaşam dünyasının en popüler kavramlarından biri haline geldi.

Devamını Oku
17.06.2026
Böbrekleriniz ile aranız nasıl?

Böbreklerimiz vücudun filtre sistemi gibi çalışır. Kandan atık maddeleri uzaklaştırır, sıvı ve mineral dengesini korur, tansiyonun düzenlenmesine yardımcı olur.

Devamını Oku
09.06.2026
Yaz geliyor diye hızlı zayıflamak mı?

Havalar ısınmaya başladı. Sosyal medya "yaza fit gir", "10 günde 5 kilo ver", "şok diyetle incel" mesajlarıyla dolu. Bu dönemde birçok kişi kısa sürede mümkün olduğunca fazla kilo vermenin yollarını arıyor.

Devamını Oku
02.06.2026
Bayram günü notları

Kurban Bayramı; aynı sofrada buluşmanın, uzun sohbetlerin, çocuk kahkahalarının ve paylaşmanın en güzel zamanlarından biri…

Devamını Oku
26.05.2026
Gençler nasıl besleniyor?

Bugün 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı ! Ne güzel bir gün! Ben de genç arkadaşlarıma buradan kendi uzmanlığım ile ilgili birkaç satır yazmak ve öneride bulunmak istedim.

Devamını Oku
19.05.2026
Gıdaların doğru saklanması neden hayati önem taşır?

Mutfağa giren her besin, sofraya ulaşana kadar doğru koşullarda korunmayı hak eder.

Devamını Oku
13.05.2026
Her probiyotik her şeye iyi gelmez

Son yıllarda “probiyotik” kelimesi neredeyse sağlıklı yaşamın eş anlamlısı haline geldi. Raflarda onlarca seçenek, her biri “bağırsak dostu” etiketiyle…

Devamını Oku
05.05.2026
Beslenmeniz sizi ne kadar koruyor?

Her şey bir listeyle başlar. Sabah ne yiyeceğim, öğlen ne yememeliyim, akşam kaçtan sonra karbonhidrat yasak…

Devamını Oku
28.04.2026
Unutkanlık: hepimizin yaşadığı bir durum mu, yoksa bir uyarı mı?

Anahtarları nereye koyduğunu hatırlayamamak ya da bir ismi dilinin ucunda hissedip çıkaramamak, modern hayatın hızında neredeyse herkesin yaşadığı durumlar haline geldi.

Devamını Oku
23.04.2026
Sağlıklı nesiller için bugün ne yaptınız?

Doğan büyür öyle değil mi? Doğar, gelişir, kendi yolunu bulur sanılır. Oysa işin iç yüzü bambaşkadır. Bir çocuğu büyütmek; sadece onu doyurmak, okula göndermek ya da güvenliğini sağlamak değildir. Bir çocuğu yetiştirmek, aslında bir geleceği inşa etmektir. Ve binlerce soru ile baş edebilmek.

Devamını Oku
14.04.2026
Vücudumuz bir kimya laboratuvarı

Beslenme denince hâlâ çoğumuzun zihninde aynı sahne canlanıyor: bol yeşillikli bir salata, birkaç “light” ürün ve mümkünse az kalori…

Devamını Oku
07.04.2026
Uzun yaşamak mı, iyi yaşamak mı?

Son yıllarda “longevity” kelimesi hayatımıza hızlı bir giriş yaptı. Daha uzun yaşamak, yaşlanmayı yavaşlatmak, hatta mümkünse durdurmak…

Devamını Oku
31.03.2026
Göbek çevresi sağlığınızın özeti mi?

Sokakta yürürken, ofiste otururken ya da aynaya bakarken çoğumuzun gözünü ilk yakalayan yerlerden biri: karın çevresi.

Devamını Oku
25.03.2026
Oruçtan sonra vücudumuzda neler oldu ve bayram günü nasıl beslenmeli?

Bayram yaklaşırken çoğumuzun aklında aynı şey var: “Artık rahat rahat yerim.” Ama işin aslı biraz daha farklı...

Devamını Oku
17.03.2026
Diyette kalori hesabı yeterli mi?

Uzun yıllar boyunca diyet denildiğinde akla ilk gelen şey kalori hesabıydı. Gün içinde kaç kalori alındı, kaç kalori harcandı…

Devamını Oku
10.03.2026
Kimsenin hikâyesini tartıyla ölçemezsiniz

Bugün 4 Mart Dünya Obezite Günü...

Devamını Oku
04.03.2026
Ramazanda bedeninizi destekleyin

Ramazan ayı, yalnızca ruhsal değil fiziksel olarak da önemli bir dönüşüm dönemidir.

Devamını Oku
24.02.2026
Her bebeğin hakkı anne sütü

Her bebeğin hakkı anne sütü

Devamını Oku
17.02.2026
DEHB’de beslenme ne kadar etkili?

ADHD yani açılımı Attention Deficit Hyperactivity Disorder Türkçe karşılığı da Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu kısaca DEHB olarak bilinir.

Devamını Oku
10.02.2026
Neyi, neden yiyoruz? Besin seçiminin arkasındaki gerçekler

Neyi, neden yiyoruz? Besin seçiminin arkasındaki gerçekler

Devamını Oku
03.02.2026
Çocuklar vegan veya vejetaryen beslenebilir mi?

Çocuklar vegan veya vejetaryen beslenebilir mi?

Devamını Oku
27.01.2026
Bebek beslenmesinde dikkat edilmesi gereken 6 konu

Bebek beslenmesinde dikkat edilmesi gereken 6 konu

Devamını Oku
20.01.2026
Beslenme Piramidi tersine döndü!

Beslenme Piramidi tersine döndü!

Devamını Oku
13.01.2026
Aç kalarak diyet yapmak doğru mu?

Aç kalarak diyet yapmak doğru mu?

Devamını Oku
06.01.2026
Yeni yıla sağlıklı bir merhaba

Son yazılarımda bolca “yeni bir ben” üzerinde durduk. Bol bol motivasyon ve küçük adımlar ile hayatı güzelleştirme kararları almanız için buradan desteklemeye çalışıyorum. İşte bu yüzden yılın son yazısını da bu güzel konuya ayıralım yani kendimizin en iyi haline! Nasıl başlayalım?

Devamını Oku
30.12.2025