Darbe Girişimi, Sonrası ve Medya

18 Temmuz 2016 Pazartesi

Cemaatçi oldukları öne sürülen subayların giriştiği darbenin yenilgiye uğratılmasında medyanın, özellikle TV kanallarının önemli pay sahibi olduğu söylenebilir ve söylenmelidir. Ama iki nokta gözden kaçmış gibi görünüyor.
Birincisi, darbe girişiminin bastırılması sırasında sokağa çağrılan ve çıkanların tamamının “demokrasi savaşçısı” olarak nitelenmesidir. Emir komuta zincirine uymaktan başka çareleri olmayan erlerin dövülmesi, öldürülmesi ve zorbaların “demokrasi kahramanı” gibi gösterilmesi ya da gerçeğin gölgede kalması doğru olmadı. Kuşkusuz sokağa çıkanların çoğunluğunun demokrasi için sokağa çıktıkları ama baskın figürün IŞİD mantığı ile hareket edenler, kafa kesen, cinayetleriyle övünenler olduğu da ortada. Bundan sonra medyanın katillerin izini sürmesi, cezasız kalmamaları için çaba harcaması beklenir, beklenmelidir.
İkinci nokta; hiç kuşkusuz darbenin bastırılması ülkemiz açısından çok önemli bir gelişmedir, ancak bundan sonrasını da nesnel olarak değerlendirmek, yükselen tehdidin otoriter yönetim eğiliminin güçlenmesi olacağını görmek, her ikisine de karşı çıkılarak demokrasinin savunulabileceğini göstermek doğru tutum olurdu. Darbecilerin fiziki saldırısına uğrayan medyanın bu açık zorbalıkla uğraşması kuşkusuz öncelikliydi, ama sonrasında yenilgiye uğratılmış darbeciler kadar yükselen tehlikeye, yüksek yargıyı kapsamına alan, yasaları da zorlayarak yapılan gözaltı ve tutuklamaların anlamına dikkat çekmek medyanın görevidir. Darbenin bastırılmasından sonraki gelişmeler medyaya bu görevin aciliyetini hatırlatıyor.
Umarız bu görev unutulmayacak, bastırılmış tehdidin yanı sıra yükselen ve güç kazanan tehlikeye de dikkat çekme görevi ihmal edilmeyecektir.

Yüzü ‘dezenforme’ mi olmuş!
İnternet sitenizin magazin bölümünde tanınmış bir sanatçı yazar ile ilgili bir haber okudum. Öncelikle zaten haberin “haber değeri” sıfır! İkincisi, soyadı hep yanlış yazılmış. Üçüncüsü ve en kötüsü: Kadıncağız yüzündeki lekeler için lazer yaptırmış ve ama yaralar açılmış falan filan. Haberi yazan kişi “Yüzü ‘dezenforme’ olan...” diye yazmış. Her kimse, daha “deforme” bile yazmayı bilmiyor! Ayrıca keşke daha nasıl yazıldığını bile bilmediği yabancı kökenli bir sözcük yerine Türkçe bir sözcük kullansaydı... Cumhuriyet’in binlerce sorunla uğraştığını, ayakta kalmak için savaştığını elbette çok iyi biliyorum ama internet sayfasında biraz daha özen gösterilse keşke. İrem Sağlamer

Bulgar Göçmen!
13.07.2016 tarihli gazete baskınızın 5 sayfasında geçen “Suriyelilere soydaş modeli” haberinizde fotoğrafın üzerinde şöyle yazılmış: “Bulgar göçmenler çok çekti.” Öncelikle şunu belirteyim, biz Bulgar değiliz, öz ve öz Türküz. Bulgaristan’da yaşarken Türküz diye hor görülürdük, kendi vatanımızda Bulgar diye nitelendirilmemiz hoş değil. Güner Hür

Yaşayan Ölü
12 Temmuz 2016 tarihli gazetenizde gördüğüm ve hata olarak nitelediğim üç hususu bildirmeden edemeyeceğim. 1- Gazetenin 4’üncü sayfasında The Washington Post’tan alınan bir haberde, Türkiye’nin radikal İslamcı örgütlerle sözde mücadele ettiği vurgulanarak “Taha” isimli örgüt mensubunun arkadaşlarıyla İstanbul’da yaşadığı ifade ediliyor. Daha sonra ise aynı Taha’nın, ABD saldırısında öldürülmeden önce önemli figür olduğu belirtiliyor. Herhalde çeviri hatası var ki, yaşayan ölü Taha İstanbul’da sonucuna varıyorum. 2- Cumhuriyet Sigorta sayfasında ise, “Trafikte doğu-batı farkı kapanıyor” başlıklı haberde, verilen bilgiye ilaveten bir grafik eklenmiş. Ancak haberi tam okuyunca grafik başlıklarında yanlış yerleştirme olduğunu fark ediyorsunuz. Oysa grafik haberin içeriğinden önce göze çarptığı için okuyucuyu yanlış anlamaya itiyor. 3- Gazetenin 6’ncı sayfasında yer alan “Kıyım raporu” başlıklı haberde, çatışma dışı ölümlerden bahsedilirken, “... aralarında silahsız sivillerin ve yaralı savaşçıların da bulunduğu 130 civarında insanı öldürdüklerini gösterir nitelikte” şeklinde bitiriyor. Gazetenizin Güneydoğu’da yaşanan terör olaylarını ve şehit haberlerini verirken gösterdiği titizliğe söyleyecek bir şeyim yok. Ancak “yaralı savaşçılar” ibaresi teröristleri farklı bir konuma sokuyor. Bu cümle yapısının yayın ilkelerinize uymadığını düşünüyorum. Bugünlerde eksikliğini yaşamamamız gerektiğini düşündüğüm Cumhuriyet gazetesinin tüm çalışanlarına saygılarımı sunarım. Selman Çobanoğlu
Okur Temsilcisi’nin notu: 1- Taha’nın öldürülmeden önce İstanbul’da yaşadığı belirgin bir şekilde yazılsa daha doğru olurdu. 2- Grafikler ve metinler arasında örtüşmeme sık sık karşılaşılan hatalardan ve daha çok dikkat gerektiriyor. 3- “Yaralı savaşçılar” gibi daha çok görüş belirten bir niteleme yerine örgüt ismi kullanılsaydı kuşkusuz daha nesnel davranılmış olurdu. Söz konusu haberin bir “analiz” yazısı olduğunu da dikkate alarak, yazar tercihlerinin alanım dışında kaldığını belirtmeliyim.

Bir iki ‘küçük’ hata
4 Temmuz 2016 sayfa 15 “Yahudi soykırımının belleği öldü” başlıklı haberdeki “Elie Wiesel Alman askerlerinin Auschwitz Toplama Kampı’na gelmesiyle özgürlüğüne kavuştu” ifadesinin doğrusu: “Amerikan askerlerinin...”
12 Temmuz 2016 sayfa 1’de Avrupa Şampiyonası’na katılan Portekizli futbolculara 275’er bin TL ödendiği yazılmış... Doğrusu 16. sayfanızda var: 275’er bin Avro...
İyi günler... Hakan Sonok  


Yazarın Son Yazıları

Sondan Bir Önceki 7 Eylül 2018
Hava Tükenmeden 31 Ağustos 2018
Burjuvazi Mon Amour! 29 Ağustos 2018
Haftanın Dökümü 27 Ağustos 2018
Hep Biz mi Ödeyeceğiz? 26 Ağustos 2018
Unutma Yarın Cumartesi 24 Ağustos 2018
Geleceği Kurtarmak 22 Ağustos 2018
Gazetecilik ölüyor mu? 17 Ağustos 2018
Kim Kriz İster? 15 Ağustos 2018