İdeolojiler ve Anayasalar

05 Ekim 2011 Çarşamba
\n

Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün Meclisin açılışında yaptığı konuşmanın hak ettiği ilgiyi görmediği söylenebilir. Cumhurbaşkanının özellikle anayasa konusundaki beklentileri irdelenmeyi; eleştirilmeyi ya da desteklenmeyi hak ediyor. Ama önce konuya daha genel bir bakışı deneyelim.

\n

Yeni anayasa nasıl bir şey olacak? Siyasilerin kafalarında nasıl bir anayasa var? Çoğunluğu oluşturan ve nihayet anayasanın şekillenmesinde belirleyici olmayı planlayan iktidar nasıl bir anayasa istiyor?

\n

***

\n

Sonuncusu en önemlisidir.

\n

12 Eylül referandumunda, bu sıfatı hak etmediklerini düşündüğüm liberallerin büyük desteğiyle gerçekleşen değişiklikler, Türk aydın çevrelerine yürütmenin yargıya gizli müdahalesinin açık hale getirilmesinin sırrını gösterdi. Buna kararnameler eklendi. Yalan ve demagoji, pratiğin gerçeği gizlemeyen aynasında parçalandı. Aydınlar şimdi tekrar yanılabilirler mi?

\n

Yanılabilirler, yanılabiliriz.

\n

İktidar partisi ve liberaller bizi inandırmak için yine kolları sıvadılar çünkü. Ama iktidar, demokratikleşme alanlarını daraltmak için gösterdiği çabaya da hız verdi. Bu çabanın ana unsuru korkutma, sindirmedir. Türkiye’nin doğusunda da batısında da gençlerin, aydınların, politikacıların, gazeteci ve yazarların gündemindeki neredeyse tek konu, kimlerin, ne zaman gözaltına alınacağı konusudur. Böyle bir ortamda anayasaya katkıları nasıl sağlanabilir ki?

\n

***

\n

Cumhurbaşkanının anayasa konusunda söylediklerine bu olumsuz koşullara rağmen bakmakta yarar var. Sayın Gül,Anayasanın ideolojilerin, doktrinlerin mührünü taşımaması gerektiğinisöylüyor. Belki de güzel bir sözden olumsuz bir anlam çıkardığımız düşünülebilir ama samimi sorumuz şudur: İdeolojisiz bir anayasa olabilir mi? Eğer gerçekleri retoriğe kurban etmeyeceksek, hayır, yeryüzünde ideolojisiz tek bir kelime, tek bir cümle, tek bir eylem yoktur. İdeolojisizliğin başlı başına bir ideoloji olduğunun örnekleri ise çok fazladır. En çarpıcı örnek Avrupa Birliğinin güç bela, pek çok ülkede halk onayından kaçırılarak kabul edilen anayasasıdır. Bu anayasaya itirazların nedeni serbest piyasa ekonomisini anayasa hükmü haline getirmesi, yani anti-demokratik bir ideolojiyi sahiplenmesiydi.

\n

Geniş kesimlerin savunduğu ideoloji ise sınıfların, farklı görüşlerin serbest piyasa ekonomisine karşı olabilme hakkını tanıyan demokratikleşme ideolojisiydi. Onay görmedi. Dünyada genel gidiş ne yazık ki, krizlerle sarsılan kapitalizmin kendi ideolojisiyle, liberal demokrasiyle arasının giderek açıldığını gösteriyor.

\n

Cumhurbaşkanı’na sorumuz işte budur.

\n

Anayasa ideolojisiz olmalıdırderken neyi kast ediyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanı? Serbest piyasa ekonomisinin tartışılmazlığını mı?

\n

Eğer bu değilse, ki böyle olmadığına inanmak istiyoruz, yasama, yargı ve yürütmenin birbirinden ayrılmasını güvence altına alan, özerk akademinin, bilimin hayata özgür katkısının yolunu açan, krizlerle sarsılan, kendine güveni giderek azalan, o ölçüde de hırçınlaşan kapitalizmi eleştirme hakkını içeren, azınlığın çoğunluk karşısında başı dik ve korkusuz var olabileceği, örgütlenebileceği ve örgütleyebileceği bir anayasa için desteğiniz var mı?

\n

Her gün biraz daha kararan ufku aydınlatacak sözlerin pratiğe dönüşürse anlam kazanabileceği görüşünü siz de paylaşır mısınız?

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Sondan Bir Önceki 7 Eylül 2018
Hava Tükenmeden 31 Ağustos 2018
Burjuvazi Mon Amour! 29 Ağustos 2018
Haftanın Dökümü 27 Ağustos 2018
Hep Biz mi Ödeyeceğiz? 26 Ağustos 2018
Unutma Yarın Cumartesi 24 Ağustos 2018
Geleceği Kurtarmak 22 Ağustos 2018
Gazetecilik ölüyor mu? 17 Ağustos 2018
Kim Kriz İster? 15 Ağustos 2018