Zorunsuz Âşıklama (Ya da Eskişehir)

12 Kasım 2012 Pazartesi

\n

Metin Eloğlunun Üsküdarlamaşiirini okuyunca, bu yazının başlığını Eskişehirlemekoymak geçti içimden. Sonra da zorunlu açıklamakavramının karşıtını düşündüm, acaba zorunsuz âşıklamaolur muydu? Olurdu, olmazdı derken parantez içine Eskişehiri de yerleştirince oldu gibi oldu.

\n

Olmuş mudur diye bir de size sormak istedim: Olmuş mu? Âşıklamanın zorunlusu olmaz zaten, zorunsuzdur, gönüllüdür, içinde gönül de vardır a sorun da. Gönül olsun da! Bu yazı da bir aşk yazısıdır, Eskişehire duyduğum zorunsuz âşıklamanın açıklamasıdır.

\n

Herkesin bir şehre olan ilgisi farklıdır, şehirleri farklı nedenlerle sever ve ilgileniriz. Şehirlerin imgeleri de farklıdır elbette. Şehre hangi gözle baktığımıza bağlıdır bu biraz da kalple, gönülle, özleyerek, içimiz titreyerek... Bazıları için o şehir bir renktir, yaşamanın rengi. Orada doğmuştur, orada çocukluğunu yaşamış, orada âşık olmuştur, ne yazık ki sonra da orada olamamıştır. Hep olmak istemiştir oysa. O eski çocuk olarak şehrin koynunda uyumak istemiştir hep, gözlerini o şehirde açmak, onunla söyleşmek, dertleşmek, bazen ondan kaçmak, ama sonra yine ve mutlaka ona dönmek istemiştir.

\n

Eskişehir benim için o şehirdir ve o renktir: Çocukluğun rengi beyaz, gençliğin rengi kırmızı, aşkın da rengi kırmızı, ayrılığın rengi siyah, kavuşmanın rengi yeniden kırmızı. Yalnızca bu renkler yoktur Eskişehirde, yaşamanın her rengi vardır, farklılığın çok rengi vardır. Eskişehir bu çokluğun, farklılığın da renkleriyle rengârenk, Can Yücelin sözüyle Renkahenktir bir de.

\n

İnsanlar sakini, yerlisi, göçmeni, eskisi, yenisi olarak bir şehirle nasıl bir aşk ilişkisi, yakınlık kuruyorlarsa, iktidarlar da bir başka tür ilişki içinde o şehri fethetmek, zaptetmek, ele geçirmek isterler. Oysa hemen her şehir farklı bir yaşama rengi taşıdığı için sevilir ve aşkla anımsanır: Ankara, İzmir, Konya, Diyarbakır, Trabzon, Erzurum, Mardin, Edirne, İstanbul, Antalya, Hatay, Bursa, Eskişehir...

\n

Bir şehrin gönlüne girmek de bir insanın gönlüne girmek gibidir, hem kolay değildir hem de zorla olmaz. İstemek karşılıklıdır, zorunlu değil zorunsuzdur. Bir şehri kötüleyerek, onu suçlayarak, ona söverek, ona saldırarak, gönlüne girmek sanırım olanaksızdır. Öyle de olsa, sonunda o şehir sizden kaçar, sizi istemez, rengini ve içini karartan birini kim ister, hangi şehir ister?

\n

Şehirlere sakince ve sevgiyle yaklaşmak gerek. Renklere kızmamak gerek. Tüm şehirlerin aynı renkte olmasını istemek, tek tip’, ‘tek renkli, tek seslibir ülkede yaşamayı da istemek demek. Türkiye bu çokkentli, çokrenkli yapısıyla buna katlanamaz. Ne mizah kalır ne türküler, birbirine yakın şehirler bile uzak olur. Türkiyenin şehirleri, Türkiyenin renkleridir.

\n

Bir şehrin ne kadar renkli, sevinçli, coşkulu olabileceğini görmek için Eskişehire bir gidin, ona duyduğum sonsuz âşıklamanın boşuna olmadığını anlayacaksınız.

\n

Yazarın Son Yazıları

Üvey Sayfa 14 Ocak 2013
Cemali Mektup 7 Ocak 2013
ODTÜ ‘Üniversite’dir! 31 Aralık 2012
Dünya Cemevi 17 Aralık 2012
Tarzan Zor Durumda 10 Aralık 2012
Kibir Korosu 3 Aralık 2012
Cumartesi Annem 19 Kasım 2012
Düşyazdım... 22 Ekim 2012
Köşeden Köşeye... 15 Ekim 2012