Hikmet Altınkaynak

Sabah Yıldızı...

17 Aralık 2012 Pazartesi

Sabahattin Aliye çocukken arkadaşları Sabah Yıldızı derler. Nedeni sabah erkenden kalkıp okumaya başlaması. Şimdi Sabahattin Alinin yaşamöyküsünü anlatan ve aynı adı taşıyan bir belgesel var.

Cumartesi günü Barış Manço Vapuruyla Kadıköye geçtim ve Barış Manço Kültür Merkezinde bu belgeseli izledim. Eylül ayında ilk gösterimi yapılmıştı, bir türlü izleyememenin üzüntüsünü yaşıyordum. İzleyince daha da üzüldüm. Ama olsun. İyi ki izledim, Sabahattin Ali okurlarının artan grafiğini orada da gördüm. Sabahattin Aliyle ilgili bilgilerimi gözden geçirmiş oldum.

Salon neredeyse doluydu. Bir kültür merkezinde ücret ödeyerek izlenen bir belgesel film için bu durum fena sayılmazdı. Çünkü dizi film tutsağı haline getirilen topluma belgesel izletmek kolay değildir. Onun kitaplarının her yıl daha da artan okuru gibi, Sabahattin Alinin, ölümünün ardından 65 yıl geçmiş olmasına karşın unutulmadığını, yeni genç okurlar kazandığını gördüm, sevindim.

Sabah Yıldızı belgeseli, Kültür Müdürü Erdoğan Kantürerin elinde upuzun bir sopa ile Kırklareli ormanları içinde Sabahattin Alinin öldürülmüş halde bulunduğu yeri göstermesiyle başlıyor, ardından onu bulan çoban Hüseyin Başın anlatımında, kızılcık ağaçlarının altına gömüldüğünü söylemesiyle ilerliyor. Kızı Filiz Alinin, babasının yaşamöyküsünün önemli dönemeçlerini belgesel boyunca anlatmasıyla, bu başlıklar altında da onu tanıyan arkadaşları, komşuları, öğrencileri, sevgililerinin konuşmasıyla; öykülerinden, şiirlerinden, mektuplarından alıntılarla trajik sonlanan, bir o kadar da korkusuz, verimli ve sıcak yaşam serüveni ortaya konuyor. Öldürüldüğü yerle başlayıp öldürülmesinin yankılarıyla bitiriliyor. Bu belgeselde babasına hayran bir Filiz Ali, kızını çok seven, karısına âşık bir baba, genç kızların gözdesi şıpsevdi bir sevgili, ülkesinin sorunlarına ilgisiz kalmayan, özgürlük ve demokrasi savaşçısı bir aydın portresi ortaya çıkıyor.

Doğduğu yer Ardinodan arkadaşı Şinasi Hasanov, onun doğduğu evi gösteriyor. O, bugün Bulgaristan sınırları içinde kalan Balkan Savaşı öncesi adı Eğridere olan bu kentte doğup daha sonra Gümülcineye taşınan, oradan Rumeliye elveda diyerek Edremite yerleşen göçmen bir ailenin çocuğu. Gazi İlkokuluna gidiyor. Babasının arkadaşı Ruhi Necip Sağdıçın oğlu fotoğraf sanatçısı Ozan Sağdıç, Sabahattin Alinin yaşadığı evi Filiz Ali ile birlikte geziyor ve o yılları anlatıyorlar.

Konyadan öğrencisi Mustafa Tanrıkul,Biz şehit çocuklarıyla her zaman ilgilendi. Bize insanlığı o öğretti derken kötü insanlar yüzünden de ilk kez yargılanıp ilk cezasını Konyada alıyor ve Sinop Hapishanesinde yatıyor. Geçmiyor günler geçmiyor diye şiirler yazıyor.

Sabahattin Aliyi tanıyan Rasih Nuri İleriden Mehmet Başarana, Cüneyt Gökçerden Altan Öymene, Hıfzı Topuzdan Halet Çambele kadar yirmi dolayında yazar, sanatçı, bilim insanı konuşuyor. Zülfü Livanelinin şu sözü belki de belgeselin amacıyla çakışıyor: Sabahattin Aliyi öldürenin gerçek katili ortaya çıkarılsaydı, bugün 30 bin faili meçhul cinayet olmazdı. Bunda tüm hükümetler suçlu. CHP milletvekili Mustafa Gazalcı, 2003, 2004’te iki kez cinayet aydınlatılsın diye soru önergesi veriyor ama boşuna, yanıt bile alamıyor.

Belgeselde son kareler olarak çocuğunu arayan Cumartesi Annelerinden birinin bir elinde Sabahattin Ali pankartı diğer elinde megafon, yetkililere katilleri bulma çağrısı yer alıyor. Umarım bu alanda da işlevi olur. Yapımcı ve yönetmen Metin Avdaçı kutluyorum. Özgürlük yolunda hayatını kaybedenlere adadığı bu belgesel umarım, sevgiye de katkı sağlar, barışa da

Sabahattin Ali, “Genç Arkadaş başlıklı yazısında diyor ki: Yurdunu, milletini dünyada her şeyin üstünde tut. Bütün varlığını, bu toprakları şenlendirmek, bu topraklar üstünde yaşayan insanların yüzünü güldürmek yolunda harca.

Sabahattin Ali yaşamı boyunca insanı sevdi, bu sevgiyi yüceltti. Çünkü o sadece Sabah Yıldızı değil, yazı dünyasının, insanlığın da yıldızıydı. Bu belgesel onun bir özeti



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Okullar tatildeyken... 26 Ocak 2023

Günün Köşe Yazıları