Hikmet Çetinkaya

Bunca ölüm, gözyaşı....

08 Temmuz 2015 Çarşamba

Kasası mevsimlik işçi dolu bir kamyonet...
Gediz Ovası’ndaki üzüm bağlarına asma yaprağı toplamaya gidiyorlar şafak sökerken...
İşçilerin tümü kadın... Yaşları 30-50 arası...
Bir kilo asma yaprağını bir liraya topluyor kadınlar.
10 saat çalışırlarsa 40-50 kiloyu sepetlere doldurup 40- 50 lira kazanacaklar...
Manisa’nın Gölmarmara yöresi...
Bir kamyonetin kasasına insanlar nasıl doldurulur?
Bir kaza ve 15 ölü...
İlk kez olmuyor böyle bir katliam... Kimi zaman Ordu’ya fındık toplamaya giderken, kimi zaman Çukurova, Gediz, Karacabey ovalarına yolculuk yapılırken.
Kamyon, kamyonet...
Yataklar, yorganlar ve insanlar...
Dayıbaşılar bu işin uzmanı. En çok kazanan onlar.
Pamuk tarlalarına kurulan çadırlar, sarı sıcak altında çalışan ırgatlar.
Manisa’nın Gölmarmara ilçesinde yaşanan acı...
Yakılan ağıtlar, gözyaşları.
Süt tankeri mi kamyonete çarptı, kamyonet mi süt tankerine.
Daracık bir yol...
Bir yıl içinde o yolda çok sayıda trafik kazası olmuş, yaklaşık 20 kişi can vermiş.
Ölümler ülkesinde yaşamaya çabalayan bir toplum...
Acıları, hüzünleri hayat biçimi olarak gören insanlarımız.
Bunlar yetmezmiş gibi Roboski’de yaşananlar, doruk noktasına varan gerilim, olay yerine giden gazetecilerin ve bir milletvekilinin bindiği araca askerlerin gaz bombası atması...
Ve halkın yaylalara çıkmasının silah zoruyla engellenmesi!

***

Baskı!
Şiddet!
Gözdağı!
Kin!
Nefret!
İntikam!
Böyle bir ortamda insan sevgisi çoğalır mı, kardeşlik duyguları artar mı, barış gelir mi?
Yarı aydınlık gecelerde umutlarımızı tüketmenin dayanılmaz hafifliğini yaşatmak kimin işine yarıyor?
Manisa’da yaşanan kaza değil katliam...
15 ölü!
24 çocuk öksüz ve yetim kaldı!
Kamyonetin şoförü de öldü, mevsimlik tarım işçisi kadınlar da...
Roboski’de bir başka acı yaşanıyor, aralarında muhabirimiz Mahmut Oral’ın da bulunduğu insanlar tehdit ediliyor...
Hani Can Yücel’in “Sevgi Duvarı” şiiri var ya bilmem anımsadınız mı?
Tıpkı öyle bir hayatın içinde sürüklenip gidiyoruz toplum olarak.
Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Paslı gözlerimiz artık hiç görmüyor... Korkularımız sevdalarımızı alıp götürüyor...
Şimdi sormak gerekir:
Düşlerde mi anımsanır aşk, yürekte mi büyür hüzün?
Bak gök oralarda, dağların yamaçlarında, Gediz Ovası’nda ölümle yaşam arasında ince bir çizgi var.
Tıpkı Yannis Ritsos gibi göklere inanırdık eskiden, insanları ötekileştirmeden. Sevdalarımız denizlerin rengini gösterirdi bize.
Yalnızlıklarımız ise ölü kentler, unutulmuş ormanlar ve mevsimler gibidir...

***

Manisa’da ölen tarım işçileri, Roboski’de köylülerin yaylaya çıkmasının engellenmesi...
Seçilmiş bir milletvekiline, HDP’li Ferhat Encü’ye “Teröristsiniz, eşkıyasınız” diye hakaret edilmesi...
Bu devlet sadece birilerinin değil, bu coğrafyada yaşayan herkesin...
Dini, dili, ırkı, mezhebi, inancı ne olursa olsun!
Sevda bizim, hayat bizim...
Hepsi ama hepsi insanlarımız için, çocuklarımız, gençlerimiz için...
Hakaret!
Gaz bombası!
Şiddet!
Nefret!
Bir de kin ve intikam ekleyin bunlara...
Sonra başınızı göğe kaldırın bakın...
Gök yaralı martı gibi mi?
Datça’da uyuyan Can Baba acaba ne der bugün gözlerini açıp bir baksaydı gökyüzüne, denizin mavisine...
Ne derdi?..  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Aşklar ve sevinçler... 9 Eylül 2018
Hoşça kal hüzün... 6 Eylül 2018
Bir garip yolcu... 4 Eylül 2018
Sevda düşleri... 2 Eylül 2018