Hikmet Çetinkaya

Çapulcu musun Vay Vay!..

11 Haziran 2013 Salı

On beş gün önce bir avuç çevreci, sanatçı, aydın, yazar, öğrenciyle başlayan “Gezi Parkı Direnişi” bu süreç içinde dalga dalga yayıldı Türkiye’ye...
Binler oldu yetmedi,
on binler ve yüz binler...
Taksim’den Ankara, İzmir, Adana, Antalya’ya yayıldı...
Tüm Türkiye’yi
yediden yetmişe ayağa kaldırdı, bir ırmak gibi coşkuyla akmaya başladı.
On binler Taksim Alanı’nı doldurdu,
Başbakan’ın misillemeye başladığı o saatlerde...
Mersin’de, Adana’da ve Ankara’da konuştu...
Açık açık gözdağı verdi; sanatçıları, aydınları aşağıladı...
Gezi Parkı’ndaki eyleme direniş de diyebilirsiniz, başkaldırı da eylem de...
Ne derseniz deyin!
Ancak şunu diyemezsiniz:
“Birkaç çapulcu!”
Tüm Türkiye’ye yayılan bu
anayasal tepkiyi tetikleyen “çapulcu” kelimesi oldu...
Anlamı açıktı bu kavramın:
“Yağmacı, talancı, başıbozuk, serseri!”
Aslında tepki salt Başbakan
Erdoğan’a ve AKP iktidarına değildi.
CHP, MHP ve BDP de vardı...

\n

***

\n

Eğer hükümet sağduyulu davransaydı, özellikle o 90 kuşağıyla sohbet etseydi, onların ne denli esprili, mizah yönleri ağır basan, farklı görüşler sergileyen, siyasal hesapları olmayan gençler olduklarını anlayacaklardı.
Tam tersi yapıldı...
Üç beş çapulcu, terör örgütü üyesi yaftası asıldı eylemi durdurmak için.
Farklı ideolojilerden gelen büyükler, sıradan yurttaşlar, emekçiler, aydınlar, sanatçılar onlarla konuştu.
Onlar içten, sıcak, memleketini seven, çevre duyarlığı olan gençler.
Uyardılar gün görmüş
68 ve 78 kuşağı gençleri:
“Gençler aman dikkat, kışkırtıcı ajanlar, yasadışı örgütler sizi kullanabilir, dikkatli olun!”
Dikkatli oldular!
Böyle kitlesel eylemlerde elbet
provokatörler, yasadışı örgütlerin militanları olur.
Güvenlik güçleri bu kişileri gözünden tanır!
Ne yaptı polis?
Biber gazı, gaz bombası, basınçlı su!
Acımasızdı!
Bu buyruğu verenler suçluydu!
Bu kez eylem büyüdü...
Daha önce yazdım, yangına körükle gidildi...

\n

***

\n

15 günlük eylem sürecinde benim gördüklerim, Erdoğan’ın misillemesi, ister sivil iktidarlar olsun ister darbeler dönemi, “militarist yapının” değişmediğidir.
Demokrasilerde insanların yaşam tarzlarına, hangi ideolojiden gelirseniz gelin karışılmaz,
yurttaşlar ezilmez, öldüresiye dövülmez, gaz bombalarıyla bir düşman gibi üzerlerine saldırılmaz.
Başbakan’ın sözlerine bakın:
“Böyle karar verdik, yüzde 50 bizim, dediğimiz olacak!”
O zaman siz ikide bir
1930’lu ve 40’lı yılları eleştiremezsiniz.
Siz sizin gibi düşünenleri seviyor, kucaklıyorsunuz, sizi sevmeyenleri, o yüzde 50’lik kesimi ezmek istiyorsunuz.

Hani siz o ünlü balkon konuşmasında 76 milyonu kucaklayacağınızı söylemiştiniz!
Eğer sakinleşip bir düşünürseniz, alanları, parkları, caddeleri, sokakları dolduran o yediden yetmişe herkesin dilini anlamanız gerektiğine karar vereceksiniz.
Militarist bir söylemle iç barışı sağlamanız olanaksızdır.
Alanları, caddeleri dolduran yediden yetmişe herkes, hangi meslekten olursa olsun, çocuk olsun, üniversite öğrencisi,
emekçi, aydın, sanatçı...
Ne diyorlar:
Ben de çapulcuyum!”

\n

***

\n

Bugün Türkiye’de birileri varsıllıklarını katlarken, emekçiler köle gibi çalıştırılıyor...
Parasız eğitim isteyen öğrenciler terör örgütü üyesi oldukları gerekçesiyle zindanlara tıkılıyor!
Tuzla tersanelerinde ve AVM çadırlarında asgari ücretle çalışan işçiler cayır cayır yanıyor...
Çokuluslu altın avcıları dağlarımızı ve ovalarımızı delik deşik edip zehir saçıyor...
Piyasa düzeni bunun adı...
Suriyeli askerin ciğerini yiyen köktendinciye “Özgür Suriye Ordusu savaşcısı” deyip kucaklayacaksınız, Gezi Parkı’ndakilere “çapulcu” diyeceksiniz...
Bu halk, bunları bilmeyecek mi sandınız!
Demokrasi
Ankara’dan Konya’ya 2.5 saatte giden hızlı tren değildir!

\n

***

\n

Türkiye’de demokrasiden, özgürlüklerden, barıştan, uzlaşmadan söz eden hükümet, muhalefet partilerinin siyasal kadroları Gezi Parkı’nda asla bir araya gelemeyecek gençlerin, insanların nasıl bir araya geldiklerini anlayabilseler ülkemizde çok şey değişir!..

\n

Yazarın Son Yazıları

Aşklar ve sevinçler... 9 Eylül 2018
Hoşça kal hüzün... 6 Eylül 2018
Bir garip yolcu... 4 Eylül 2018
Sevda düşleri... 2 Eylül 2018
Uçarı kaçarı... 1 Eylül 2018
30 Ağustos... 30 Ağustos 2018
Anımsayış... 19 Ağustos 2018
Kadın köle değildir... 18 Ağustos 2018
Yüreğim yangın yeri 16 Ağustos 2018
İsyan değil arzu... 12 Ağustos 2018
Utanç... 11 Ağustos 2018