Hikmet Çetinkaya

Zamanı Yakalamak!..

24 Ağustos 2014 Pazar

Zamanla insan arasındaki ilişkiler, gizemli bir kavramı oluşturur; değişik sözler insanın kafasını karıştırır...
Bir can sıkıntısı, derinlik, insan emeği, bağnazlık!
Sözcükler sıraya girdiğinde kendi kendinize sorarsınız:
“Bu çelişkiler dünyasında nasıl yaşıyoruz!”
Gizemli zamanda kavramı anlamak çok güçtür!
Bunu tanımlamak da...
Hayatını alın teriyle, emeğiyle sürdürmüş nice insan tanımışımdır...
Onlar alın terlerinin damlalarını yaşamın tespihine dizmişlerdir...
Dürüst, onurlu, kendi çıkarlarını değil, toplumun çıkarlarını gözeten...
Çalmayan, çırpmayan, hep dik duran, boyun eğmeden yaşayan...
Onurlu ve yürekli insanlar!
Zamanı yakalamak, çocukluk anılarını düşünmek, toprağın, çiçeğin kokusunu içine çekmek...
Umutlarını, sevinçlerini toplumun tümüyle paylaşmak...
Acıya ortak olmak!
Günlerce yürüdükten sonra Roboski’ye sığınan Ezidileri anlayabilmek; o güleç yüzlü, güzel çocuklara dokunup saçlarını okşayabilmek, hikâyelerini dinleyebilmek...
AKP içindeki ikinci kuşak “yeniyetmeler”i mi dinlemek istersiniz benden yoksa yanı başımızda yaşanan o dramı mı?
Yeni Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun gazetelerde çıkan şu demeci üzerine yapacağım bir analizi mi?
“Sünni Araplar dışlanmasaydı bu öfke birikmeyecekti. Bölgede bir kaos var. IŞİD radikal, terörize bir yapı olarak görülebilir ama katılanlar arasında Türkler, Araplar, Kürtler var. Oradaki yapı, daha önceki hoşnutsuzluklar, öfkeler büyük bir cephede geniş bir reaksiyon doğurdu.”

***

Tümcede bir kavram kargaşası yok!
IŞİD’i açık açık koruyor, kelle avcılarının katliamlarına bir gerekçe gösteriyor:
“Irak’ta Şii yönetim Sünni Arapları dışladı!”
Öyle gizemli bir kavram falan değil!
IŞİD bir terör örgütü El Kaide gibi...
Suriye’de var, Ortadoğu’da var; son bir yıl içinde büyük güç kazandı...
Arkadaşımız Mahmut Oral Cumhuriyet’te “kendi hikâyelerinin filmi”ni anlatırken Ezidilerin acısını paylaşıyordu...
Mahmut’un yazısını okuyunca neler duyumsadınız acaba?
Ben hüzünlendim... Irak’ta IŞİD’in katliamlarından kaçan Ezidilere 28 Aralık 2011’de 19’u çocuk 34 kişinin katledildiği Roboski’de yaşayan köylüler sahip çıkmış...
Roboski Derneği Başkanı Veli Encü bakın ne diyor:
“Gezi aileleri, Soma’da can veren maden emekçilerinin çocukları, eşleri, anneleri, babaları, Sivas katliamı mağdurlarının acılarını paylaşırken, Şengal halkını kucaklıyoruz...”
Gizemli kavram değildir bu açıklama!
Bu nedenle tanımı hiç güç değildir!
İnsan olmak, hayatı tüm insanlarla birlikte, din, dil, ırk, mezhep, renk ayrımcılığı gözetmeden paylaşmak! Hayatın tek başına bir anlamı yoktur...
Çünkü hayat gizem değildir!
Bakın bir terör örgütü tüm dünyaya meydan okuyor, bir gazetecinin başını bıçakla koparıyor İslam adına...
Nerede bizim İslamcılar?
Niçin susuyor, niçin konuşmuyor!
Gazze’de İsrail ordusu katliam yaparken susanlar, Mavi Marmara’da susanlar...
Bu güzelim coğrafyada yaşadığımız ölümlere susanlar!
Başbağlar’a susanlar!
23 yaşındaki teğmenimiz için susanlar, Berkin Elvan için, Uğur’lar için susanlar!
Unutmayın, gizemli “kavram”ın tanımı güçtür ve içinden çıkılmaz...

***

Zaman akıp geçerken kavramları çözmek için “gizem”i açacak bir anahtar ya da şifre arıyoruz...
Ne anahtar var ne şifre!
Zaman içinde kanatlanmış ve bir kuş gibi uçup gitmiş...
Zamana yolculuk çoktan başlamış, duygular bitmiş, düşünceler suların derinliğine gömülmüş...
Onları çıkarmak için bir çaba gerek!
Bunun için de insan olmak!
Zamanı akreple yelkovanın birleştiği nokta da yakalasaydık eğer, umudu paylaşabilseydik, çiçeklenmiş bir evrenin içinde uygarlığın doruğuna erişirdik.
Sanırım akrep ve yelkovan kıpırdamıyor artık!
Sinir bozucu bir vızıltı, sinyal...
Saniyeler, dakikalar bir yanıp bir sönüyor...  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Aşklar ve sevinçler... 9 Eylül 2018
Hoşça kal hüzün... 6 Eylül 2018
Bir garip yolcu... 4 Eylül 2018
Sevda düşleri... 2 Eylül 2018