Bayram Hüznü

08 Kasım 2011 Salı
\n

\n

Bugün bayram. Dostluk, dayanışma, toplumsal barış ve eşitlik anlamlarını kaybettiğinden yalnız benim için değil, çoğumuz için dini bayramlar çoktandır yalnızca tatil olma özelliği kazandı. Kutlamalar âdet yerini bulsun diye yapıldığından gönülden yanıtlayamıyorum. Zaten sevinecek, kutlanacak ne var? Hiç. Yersiz bir telaş, gereksiz, ticarileşmiş bir kurban yarışıdır gidiyor. Toplumca şu ya da bu biçimde kurban adayı olduğumuz bu çağda Allaha yakınlığın başka bir biçimi bulunmalı değil mi? On gündür semtimizin bütün sınırlı boş alanları kurbanlık çadırlarıyla, ölüm kokusu almış huzursuz hayvanlarla dolu. Ortalık soluk kesecek ölçüde gübre kokuyor. Sokağa çıkmıyor, evin içinde saklanıyorum. Dışarıda cehalet, ilkellik, insanlık dışı manzaralar var. Gözümü karartıp çıksam, adım başı kan gölcükleri, boğazlanmış hayvan kelleleri, deşilmiş bağırsaklar, yüzülmüş derilerle karşılaşacağım. TVde gördüm, deniz bile kana boyanmış! \n

\n

*** \n

\n

Şiddet kan göre göre kültürleşti, cana kast cezası hafifledikçe azgınlaştı. Kadınlarını sokaklarda öldürenler, çocuk tecavüzcüleri yasaların boşluklarına uydurulup bağışlanırken bayram yapmayı içimize sindirebilmek için mangal gibi yürek gerek. Ben bir de deprem çadırlarında soğukla boğuşanları, yıkıntılar altında can vermiş altmış dört genç öğretmenin ve şehitlerin ateş düşmüş aile ocakları ile sevdiklerinden ayrı kalmışların bayramını hayal ediyorum. Kim bilir nasıl bir acı, yoksunluk, kahırla geçecek onların bayramı.\n

\n

Ya mahpuslarda haksız yere yatanlarınki? Yağmur kokan bir sabah, orman içinde uzun yürümeyi, bir akşam sofrasında sevdikleriyle olmayı, yatağında uyumayı, sevgilinin tenini, çocuğunun gülüşünü özleyenlerin ve onların ana, baba, eş ve yakınlarının bayramı? Uydurulmuş suçlarla, yalancı tanık ve tahrif edilmiş belgelerle suçluçıkarılanların bayramı olabilir mi? Yurttaşlık haklarını kaybeden, güvenilir ve ahlaklı olma konumu lekelenmiş insanların uzayıp giden davalarla gerekçesiz bir acı çekme ve eziyet girdabına düşürüldüğü yerde bayramın bir anlamı var mı? Hukukun işlevsiz kılındığı, adaletin gözünün oyulduğu, yalnızca bedenlerin değil, fikirlerin de hapsedildiği mekânda bayram sevinçleri kırık, görüş dokunuşları kaçamak ve utangaç, sabırlar aşırı zorlanmış olacak. Çünkü oralarda yaşam geçmişle, gelecekle bağlantısı bulunmayan uzun, alacakaranlık bir şimdiki zaman, cezaevi ise dayatılmış bir düşüncedir. Dört duvar arasında bekleyen, özleyen ve özlenenler için bayram, ancak özgürlükle gelebilir. \n

\n

***\n

\n

Çocukluğumun yatılı okullarda yalnız geçmiş bayramlarının hüznünü yaşıyorum yeniden. Bayram sevinci, neşesi hâlâ uzak bana. Ama şimdi o uzaklıktan bakarak dünle bugün arasındaki boşlukta bunları düşünüyorum. Toplumun ikiyüzlü ahlakı ile yaşadıklarımızın acı ve utancıyla yüzleşmeye çalışıyorum belki de. Tek avuntum gürültü, kargaşa, kan ve gübre kokusundan kaçıp iki gün önce bahçemizdeki manolya ağacına sığınan bülbül. Onu göremiyorum ama tatlı tatlı yakınırken kuş sezgisinin insanınkinden daha gelişmiş olup olmadığını soruyorum kendime. Sanırım onun hayat, dünya ve varoluş duygusu bizi aşıyor. \n

\n

Bayramseverlere mutlu günler dilerim.

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Veda 8 Ocak 2013
Burhan Günel 1 Ocak 2013
Edebiyatın Sağı Solu 25 Aralık 2012
İncelikli Bir Oyun 18 Aralık 2012
Vejdi Raşidov 11 Aralık 2012