ABD’nin Hasımlığını Anlamayanlar

06 Kasım 2021 Cumartesi

Israr kıyamet sonunda görüşebildi Biden ile... Ne yazık ki baş başa bir görüşme olamadı.

Eski Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel, görüşme sırasında dışişleri bakanlarının da bulunması isteğinin büyük olasılıkla Biden’den geldiği kanısında. Biden, Halkbankası gibi, mal varlığı gibi çok özel konuları, ortamda hiçbir tanık bulunmadan ele almak istememiş olmalı!

Gürel’e göre, Türkiye’nin dış politika alanında da içinde bulunduğu durumu zorlaştıran konuların başında Cumhurbaşkanı’nın kişisel konumu ve sorunları geliyor. ABD’nin, artık açıkça Türkiye ile bir ittifak ilişkisi içinde olmadığını, ilişkileri yalnızca idare ettiğini göstermesini hem iktidarda hem de muhalefette anlamak istemeyenler var.

İktidarda başta Saray anlamıyor. Muhalefette anlamayanlara gelince...

Gürel, onları “NATO’cu kanat” diye tanımlıyor ve örnek olarak Ünal Çeviköz’ü gösterdikten sonra Türkiye’nin kuşatılmışlığından söz açıyor:

ABD, NATO üyeliğinin artık kendisi için bir anlam ifade etmediğini açıkça ortaya koyuyor. Bize bütün hasmane tavırları gösteriyor. Türkiye’yi, Irak ile Suriye’nin kuzeyinden, güney Kıbrıs’tan, Girit’ten ve Dedeağaç’tan geçen bir hatla çevrelemeyi sürdürüyor. Bunun adını da koyuyor: CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası.)

İkili ilişkilerdeki açmaz tam da burada: Tüm hasmane tavrına karşı, kişisel sorunlar ve zaaflar nedeniyle ABD ile en azından belirli bir düzeyde ilişkileri sürdürme çabası var.

RecepTayyip Erdoğan’ın gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı gerekçesine sığınarak  Glasgow’a gitmeyişine gelince...

Şükrü Sina Gürel, bu tavrı çok ironik buluyor:

Dünyada iklim değişikliğine neden olan etmenlerin başında emisyon sorunu geliyor. Buna karşın, iklim konferansına büyük bir koruma ordusu ve konvoyla gösteriş yapmak üzere gitmeyi aklına koyan bir Cumhurbaşkanı var ortada.

Konferansa katılmamanın asıl gerekçesi güvenlik olabilir mi?

Gürel, asıl gerekçenin, konferansa katılacakların arasında Ekrem İmamoğlu’nun da yer alması olduğunu düşünüyor.

Doğru ya, koskoca reis dururken, Ekrem İmamoğlu’nun ne işi var orada?

ANKARA’YI YENİDEN KENT YAPMAK

Üzerinde çalışılan o kadar tasarım var ki... İşte birkaç örnek:

Roma hamamı-tiyatrosu-yolu, Ankara Kalesi aydınlatması, arkeopark, Ulus Kültür Merkezi, Gecik Kadın-Ahi Elvan-Haymana Kayabaşı-Yassıören çeşmeleri, Güvenpark ile Ulus Atatürk Anıtı koruma ve onarımı, Abdi İpekçi Parkı iyileştirme, Hasanoğlan Köy Enstitüsü, Kazancıbaba ve Polatlı Karacaahmet türbeleri, Yaşar Doğu Müzesi... 

Bütün bu tasarımlar, Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın desteği altında Kültür ve Tabiat Varlıkları Daire Başkanlığı’nca yürütülüyor.

Dairenin başında çalışkan bir eski belediye başkanı oturuyor: Bekir Ödemiş.

Ürgüp Belediye Başkanlığı döneminde çalışkan bir yerel önderlik göstermiş olan Ödemiş, adeta yıllardır kavruk bıraktırılmış, kişiliksizleştirilmiş Ankara’yı yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyor:

Böyle bir kente katkı yapmak, yeniden kültür ve sanata yüzleri çevirmek, sosyal hayatın, günlük yaşamın içerisinde sanata yer vermekle mümkün olur. Değilse kent kör, sağır bir inşaatlar yığını olmaktan kurtulamaz. Cumhuriyet döneminde toplumun aydınlanma merkezi iken son yirmi beş senedir bu kimliğinden giderek uzaklaşan Ankara’nın yeniden sanat ve kültür başkenti olması için, kentliye dokunmak, onlara estetik değerleri sunmak gerekir.

Kolay gelsin...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Büyük Tımarhane 8 Ocak 2022
Dansöz 25 Aralık 2021