Aptestli Kapitalizm

19 Kasım 2012 Pazartesi

Eğitim-SeninEğitim Bilim Toplumdergisindeki makalesinde Doç. Dr. Kemal İnal, piyasa İslamından söz ediyor.

\n

Ona göre piyasa İslamı, bireycilik, girişimcilik, zenginleşme, reformdan geçirilmiş cihat felsefesiyle iç içe geçerek para, başarı, hırs, kazanma değerlerini yeni kıble olarak benimsiyor. Sosyal devlet hızla yerini hayırsever devlete bırakıyor.

\n

Bu saptamalar bize, gerçek yaşamda bir yanda kirli sakallı, siyah takım elbiseli yeşil sermayedarlar ile şık şıkırdam giyinen türbanlı kadınların son model ciplerini, öbür yanda da yoksullara dağıtılan kömür ve makarnaları anımsatıyor.

\n

Doç. İnal, işte bu noktada Bireylere girişimci olmanın erdemlerini öğreten bir eğitim sisteminin devreye sokulduğunu ifade ediyor. Eğitimden beklenenin, cihadi felsefe doğrultusunda müminler yetiştirmek değil, bireysel sınıf atlatmak ve finansal birikim sağlamak olduğunun altını çiziyor:

\n

Neolibarelleşme sürecinde yerel değerlere saygı adına dinsel değerlerin eğitim içinde yer almasına ses çıkarılmamakta, ama bu değerler asıl köklerinden koparılarak ve radikal yönleri törpülenerek yeniden müfredat ve ders kitaplarına eklenmektedir. Haliyle, ulusal/yerel eğitim sistemlerinin neoliberalleştirilmesi açık müfredat ise dinsel değerlerin libarelleştirilerek müfredat ve ders kitaplarına sokulması da gizli müfredattır.

\n

İktidar sözcüleri, dört dörtlük medrese sistemine yönelen eleştirenleri ideolojikolmakla suçlarken, kurguladıkları uygulamaya ilişkin şu ipuçlarını da veriyor Doç. İnal:

\n

Neoliberal muhafazakâr ideolojileri gereği, eğitim, bir yandan ekonomik anlamda acımasız rekabete yenik düşmeyecek yırtıcı işgücünü üretirken, öte yandan da neoliberal kapitalizmi muhafazakâr değerler düzeyinde benimseyen bireylerin yetişmesinde sükûneti, itaati, ılımlılığı, pasifliği sağlayacak bir pedagojik içeriğe sahip olacaktır.

\n

Makalede değinildiği gibi aptestli kapitalizmi yaratma ideolojisi bu.

\n

\n

Medreseci filozof

\n

\n

Atatürkün kurduğu TEDin kolejinden mezun olmuş. Cumhuriyetin üniversitesinde felsefe, biyoloji okumuş. Bilimsel temeller üzerinde yükselmesi amaçlanan devlet üniversitesinde de profesör yapılmış.

\n

AKP gelmiş, Kırklareli Üniversitesinde dekan olmuş. Çıkmış televizyona, medrese-üniversite ayrımı yapılmamasını savunuyor:

\n

Vaktince büyük hata oldu. Neden üniversite adını veriyoruz, medreseadını koyalım. Fakültelere demektepdersin. Bu medreselerin fakültelerinden biri de ilahiyat olur. Bir tarafta üniversite diğer tarafta medrese ayrımı çok tehlikeli. Bu ülkenin bölünmüşlüğüne son vermek lazım artık. Eğitimde birliği sağlamak lazım bunun için.

\n

Şimdiye kadar bu din eğitimini yasaklamak suretiyle sağlanıyordu şimdi de din ile dünyayı birleştirmek zorundayız. İmam hatiplerin müfredatının genelleştirilip tüm okullara uygulanması gerektiğini savunmuşumdur hep, en başta da askeri okullara. Disiplin, hayatın her alanında gereken bir şey. Askerlik dış disiplinle veriliyor. Din iç disiplini sağlıyor. İç disiplin olmadan dış disiplin bir kabuktur. Müslümanlarda iç disiplin var ama dış disiplinden yoksun. Dış disiplin olmadığı için hercümerç haldeyiz. Hatta beni tanıyanlar bu söylediğimle dalga geçerler imam harp okulu diye. Müslüman olmayana kendi dininde ders verilir, Alevi vatandaşa da özel müfredat hazırlanır. Ama şart olan şey yetişenin din bilgisiyle donanmış olmasıdır. Bu sadece dindar yetiştirme babında değil, dinsiz olacaksa da niye dinsiz olduğunu bilsin. Şimdi tanıdığım dinsiz insanların hemen hemen hepsi havadan laflar ediyor. Niye? Dini bilmiyorlar. Mesela Avrupa, Amerikada adam dinsizse dini çok iyi biliyor. Hıristiyanlığı, dine en çok yüklenen filozoflardan biri olan Feuerbachın kitabından öğrendim. Ancak bu şekilde sen dine karşı kanıtlarını ortaya koyabilirsin.

\n

Bu sözleri söyleyen Prof. Dr. Teoman Duralı, aynı zamanda değerli bir filozoftan sayılıyor!

\n

Sorarım size: Yüzlerce yıllık birikim bir anda yıkılabilir mi, yerine ortaçağ dogmatizmi oturtulabilir mi?

\n

Bu akıl tutulması nereye kadar?

\n

\n

Düzeltme: Cumartesi günkü yazımızda Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ grup başkanvekili olarak yazılmıştır. Düzeltiriz.

\n

İki öneri

\n

\n

BDPlilerin, ayrılıkçı şiddet örgütü başı Aponun heykelini dikme önerisini gündeme getirdiğinin hemen ertesinde...

\n

CHPnin CHPli olmayan Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, uygarlığa karşı isyan eden Seyit Rıza ve arkadaşlarının itibarlarının geri verilmesini öngören yasa önerisi hazırlıyor.

\n

Bu iki önerinin rastlantı olduğunu sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Çünkü, her ikisi de aynı yapbozun parçaları...

\n

Bozdular, yeniden yapılandıracaklar.

\n

\n

Ayar kaçtı

\n

Lokantasında, ramazan ayında Sünni orucu, muharrem ayında Alevi orucu için dinsel törenler yapılan, iftarlar verilen bir Meclis düşünün.

\n

Meclis dediğin, ülkenin hukuk düzenini oluşturan organı.

\n

Hem de anayasasına göre laikolduğu varsayılan bir ülkenin...

\n

Ayarı kaçtı her şeyin.

\n

İktidarı ile muhalefeti ile bindirildik bir alamete, gidiyoruz...

\n

Yazarın Son Yazıları

Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020