Aslı Varken...

12 Eylül 2011 Pazartesi
\n\n\n

Geçenlerde Serdar Turgut, ABDdeki casus cemaatidiye tanımladığı kaynaklarına dayanarak yazdığı yazıda, Artık İsrail’in çıkarlarının tartışılmaz savunulmasının Amerikanın çıkarlarına hizmet etmediğinin tartışıldığını dile getirdi ve şu yoruma yer verdi:

\n

Bölgenizde büyük bir güç kayması olacak ve Amerikada İsraile dayanılarak bölgede düzenin sağlanamayacağını artık herkes görmeye başladı. Amerikanın da çıkarları yeni bir güç hiyerarşisi oluşturulmasını gerektiriyor ve oluşacak yeni güç hiyerarşisinde Türkiyenin çok önemli bir yerinin bulunacağı konusunda herkes hemfikir burada.

\n

Aynı günlerde gazetemiz yazarı Orhan Bursalı,İsraile karşı ol, Suriye ile çatış. İkisi birden olmaz. Biri mutlaka yalandiye yazmıştı.

\n

Bu iki değerlendirmeyi okuduktan sonra Ankaradaki havayı verelim: Dışişlerine egemen olan Müslüman kardeş algısının amacı belli:

\n

Araplara ağabeylik, İrana aracılık, Suriyeye sopa, kendi topraklarına füze radarları filan derken; Türkiyeyi ABDnin bölgedeki yeni İsraili yapma özentisi...

\n

Olur mu?

\n

Aslı varken, taklidi tutmaz. Bu bir...

\n

İki: ABDdeki tüketiciler, bir malı kullanırken son kullanma tarihine çok dikkat ederler.

\n\n\n

Cemaatçilere Üniversite Kıyağı

\n\n\n

Eğitim-İş; YÖKün, Tanzanya, Moritanya, Uganda, Mozambik gibi onlarca ülkeden lise diploması alan Türk uyrukluların, sınavsız olarak üniversitelere girmelerine ilişkin kararına karşı Danıştayda dava açtı. YÖKün, yabancı uyruklu öğrenci sınavının kaldırılması konusunda düzenleme yapma yetkisi bulunmadığının, dahası bu sınavın kaldırılmasının anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunun savunulduğu dava dilekçesinde, şu görüşlere yer verildi:

\n

Yabancı uyruklu öğrencilere ve Türk vatandaşlığından çıkma izni alan, Türk vatandaşı olup lise öğreniminin son 3 yılını (KKTC hariç) yabancı bir ülkede tamamlayan, yabancı uyruklu iken Türk vatandaşlığına geçen çift uyruklu öğrencilere üniversiteye sınavsız giriş hakkı tanınması, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını ve yerli okullarda eğitim görmeyi de adeta dezavantaj haline getirmektedir. Devletin kendi okullarında eğitim görenlere engel olarak koyduğu üniversite sınavını, Uganda gibi ülkelerde eğitim görenlere koymaması, vatandaş olmayı bir külfet haline getirecek uygulamalarda bulunması, vatandaşın devletine olan bağını ve güvenini sorgulamasına sebep olacaktır.

\n

Eğitim-İş Sendikası Başkanı Veli Demire göre, gelişmeler tüyler ürpertici nitelikte:

\n

AKP, YÖK eliyle yurtdışındaki cemaat okullarında okuyan öğrencileri, sınava tabi milyonlarca yoksul halk çocuğunun önüne geçirerek, kamu vicdanını yaralayacak biçimde büyük bir haksızlık ve adaletsizlik yapmaktadır. Üniversite eğitimini son derece zor koşullarda sürdürmeye çalışan on binlerce öğrencimiz, devletten burs ve yurt desteği alamazken devlet torpili ile üniversitelere sınavsız olarak yerleşen öğrenciler, yabancı öğrencilere sağlanan ücretsiz yurt, karşılıksız burs gibi olanaklardan da yararlandırılacaklardır. Biraz insaf! Biraz vicdan!

\n\n\n

7 Milyarlık Ayrıcalık

\n\n\n

CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapandan, Başbakana soru:

\n

Turkcell, Vodafone \tve Avea, her yıl gelirlerinin yüzde \t15ini devlete Hazine payı olarak öderken, Türk Telekomun \tbundan muaf tutulmasının anlamını merak ediyorum. \tBu yüzden devletin 7 yılda 7 milyar lira gibi çok ciddi gelir kaybı yaşamasının nasıl görülemediğini öğrenmek istiyorum.

\n

Devletin zarara uğratılması, sektördeki aktörler arasında eşitsizlik yaratma pahasına Türk Telekoma neden böylesi özel ayrıcalık tanınmıştır? \tHer yıl büyük oranda \tkâr eden Türk Telekomun sahibi \tolan yabancı firmaya AKP iktidarının gösterdiği bu özel ayrıcalığın perde arkasında neler olduğunu bilmek istiyorum.

\n

Bu ayrıcalığın CHP yıllardır peşinde. \tYıllardır da yanıt alamıyor. Oysa bunca ısrar, bırakın ileri demokrasinin \t\tişlediği Türkiyeyi, \tbir emirlik olan \tDubaide bile \t\tkarşılık bulurdu...

\n\n\n

12 EYLÜL ÖNERİSİ

\n\n\n

Yeni Yargıtay Başkanı Nazım Kaynak, iş yoğunluğundan ve dosyalara ayrılan zamanın yaklaşık iki dakika olduğundan söz ederken Recep Tayyip Erdoğana teşekkürlerini sunmayı unutmadı. Başbakan Yargıtaya adalet hizmetini karşılayacak nitelikte yeni bir hizmet binasının yapımı için ilgili kurumlara talimat vermiş çünkü...

\n

O yeni binada adalet hizmetini daha iyi nasıl sağlayabileceklerini de anlattı Kaynak:

\n

Ceza davalarının temyizinde aleyhe bozma yasağı kaldırılsın.

\n

Önerinin anlamı nedir? derseniz. Bir ceza davasında, örneğin, Silivride sürmekte olan davaların birisinde diyelim ki 3 yıl ceza yediniz. Temyize gittiniz. Bugünkü uygulamaya göre, Yargıtay, kararı, Bu kişiye 3 değil, 5 yıl verilmeliydi diye bozamıyor.

\n

Yargıtay Başkanı, demeye getiriyor ki:

\n

Yargılananlar, daha fazla ceza alırım korkusuyla Yargıtaya başvurmasınlar ki, bizim de iş yoğunluğumuz azalsın.

\n

Bu öneri aklımıza 12 Eylülün ünlü 3 yıla kadar olan mahkeme kararları için temyiz yolu kapalıdır hükmünü getirdi.

\n

O yıllar da biliyorsunuz adalet yoğun bir dönemdi!

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020