Çağdaş Sendikacılık

27 Mart 2021 Cumartesi

Geçen günlerde gazetemizde yayımlanan dizide, metal işkolunda çalışan kadınların üretim alanında neler başardıklarını okuduk. 

O başarının bir başka yönü de var: Örgütlenme...

Dizide öykülerini okuduğumuz kadınların çoğunluğu, Türk-İş’e bağlı Türk Metal Sendikası’nın üyeleriydi. 

Bir yıldır süren salgın ortamında hem üretimin sürmesinde hem de işçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasında Türk Metal Sendikası’nın önemli çabaları oldu.

Örneğin, işveren sendikası MESS ile ortak imzaladığı bir düzenlemeyle, işverenlerin hiçbir koşulda işçi çıkarmamasını güvence altına aldı. Kısa çalışmaya başvuracak şirketlerde kısa çalışma ödeneğine ek olarak ikramiye, yakacak yardımı ve sosyal hakların işveren tarafından işçilere ödenmesi öngörüldü. Çalışma ortamlarında sağlık koşullarına özenle uyulması sağlandı. 

Sendika, salgında hastalanan üyelerini tamamlayıcı sağlık sigortası kapsamına aldırdı. Salgın sürecinde örgütlenme çalışmalarına ara vermedi, 42 yeni işyerini örgütledi, toplusözleşmeler imzaladı.

Kısacası, çok sıkıntılı bir dönemde Türk Metal, çağdaş ve işlevli sendikacılık örnekleri gösterdi.

Darısı, konuşmaktan işini yapmaya zaman bulamayan sendikaların başına...

MUSTAFA NECATİ EVİ’NİN SON DURUMU - Atatürk’ün en sevdiği yakın arkadaşlarından Mustafa Necati’nin Ankara’da kendi evinde adı küçücük, Atatürk’ü “firavun” diye nitelendiren siyasal dinci ideoloğun adı nal gibi... (Foto: Necati Savaş)


UFUK EKSİKLİĞİNİN SONUCU

Yetersiz ufuk ve bilinç eksikliği, ilkesiz siyaset, her zaman kötü sonuçlara yol açar.

Türbanın Türkiye’de, özellikle üniversitelerde gerilimi yükseltecek kadar yaygınlaşması, İran’a egemen olan Humeyni rejiminin bir beşinci kol çalışmasıydı.

Bu girişimi, siyasal dinciler yararlarına kullandılar ve bir çıkar aracı haline getirdiler. Bu simgenin öncelikli hedefi laiklik ilkesiydi. Ancak arkasında kadın düşmanlığına değin inen, kadını erkek ile eşit görmeyen ilkel çağlardan kalma tutum yatıyordu.

Kadına inanç gereği getirildiği ileri sürülen bir yasağı, özgürlük olarak sunma aldatışına uygarlığı temsil etmesi gerekenler de kapılınca, Türkiye’de insan hakları ve eşitlik açısından büyük bir geri adım atıldı.

Kadını şiddetten koruyan, kadını insandan sayan bir sözleşmenin, hukuksal açıdan da sakat bir yöntemle, tek kişinin imzasıyla yok sayılması, türban serbestisi ile atılan ilk geri adımın devamıdır.

Aydınlanma, tarihsel anlamda büyük bir savaşımdır. İçinden demokrasiyi, özgürlüğü, eşitliği, insan haklarını doğuran aydınlanmadan verilecek her bir ödün, bizi yine ortaçağın cadı avıyla buluşturur...


DİP

İçeride ekonomi dibe vurdu. Seçmen desteği giderek eriyor. 

Hiç kuşkunuz olmasın... Kendilerini iktidara getiren dünya sömürgenlerine boyun eğme adına tek imzayla bağımsızlığımızı ilan eden Lozan’ı da boğazları güvenceye alan Montrö’yü de yok sayarlar. 

Artık iş şirazesinden çıktı çünkü...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları