Hak helali

14 Mayıs 2016 Cumartesi

Helali hoş olsun, Kemal Kılıçdaroğlu, gizemsel sözler kullanmayı çok seviyor. Örneğin, “kul hakkı yemek” deyimini sık sık kullanıyor. CHP’nin yaklaşık bir yüz yıl önce “kul”luğu sona erdirmesine karşın.
Kılıçdaroğlu, şimdi de “hak helal etme” peşine düştü. En son Ahmet Davutoğlu’nun “hakkını helal” etti.
Uygar toplumlarda -ki CHP yaklaşık bir yüz yıl önce çağdaş dünyadaki hak ve özgürlüklere ulaşmayı hedef edinmişti- hakkın “helal” edilecek bir şey olmadığı biliniyor.
Kılıçdaroğlu, kimin hakkını Ahmet Davutoğlu uğruna helal ediyor ki?
Gezi Direnişi sırasında öldürülen fidan gibi evlatlarımızın mı?
Ankara Garı önünde, Kızılay’da bombayla havaya uçurulan insanlarımızın mı?
AKP’nin iktidara geldiğinden bu yana “iş kazası” adı altında ölüp giden 17 bin 57 işçinin mi?
Çözüm süreci uydurması ile teröre göz yumup sonra kendi yurt topraklarına tankla, topla girerek çıkarılan savaşta yitirilen yurttaşlarımızın mı?
Haklarında soruşturmalar açılan öğretmenlerin, öğrencilerin, gazetecilerin mi?
İş bulabilmek için girdikleri kamu personeli sınavlarında düşünceleri yüzünden elenen gençlerin mi?
Ensar Vakfı’nda sapık saldırıya uğrayan 45 çocuğun mu?
Hangisini ve niye?

İzinli iddianame
Savcılar, son günlerde çok yoğunlar. Ardı ardına Cumhurbaşkanı’na hakaret davaları açıyorlar. İşte onlardan bir örnek: Geçen yıl sonunda Dağlıca’da şehit olan askerleri anmak üzere Manisa’da düzenlenen bir basın açıklamasına köpeğinin boynuna astığı “Hav 400 Hav arkadaş verin ısırmam Hav!!!Hav” yazılı dövizle katılan Zeki Keskin için savcı Emin Emre Ekinci iddianame hazırlamış ve ceza istemişti:
“Sayın Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarında 400 milletvekili istediğini beyan etmesi sebebiyle Zeki Keskin’in köpeğinin boynuna astığı dövizde yazılan yazılardan duraksamaya yer vermeyecek şekilde Sayın Cumhurbaşkanı’nı kastettiğinin anlaşıldığı, yazılan yazıda köpek havlaması ibarelerinin ve ısırmam şeklinde beyanda bulunulmasının espri veya eleştiri olarak değerlendirilemeyeceği...”
Adalet Bakanlığı’nın verdiği izin üzerine açılan davanın sonucuna gelince:
Aklanma!

Güdüklerin savaşı
MTA’nın Doğa Tarihi Müzesi’nde “neanderthal adamı”nın, yani mağara adamının bulunduğu bölüm insanın evrimine ayrılmıştı.
Bu bölüme, 25 bin yıl önce Salihli yöresinde dolaşan mağara adamının 41 numara ayak izine de yer verilmişti.
Yüklem çekimimiz mişli geçmiş... Çünkü artık MTA Doğa Tarihi Müzesi’nde “insan evrimi”nin insan ve maymun kafatasları ile aktarıldığı “primatlar vitrini” artık kapalı.
“Kapalı” demek, yumuşak bir niteleme. “Yasaklandı” demek, çok daha doğru.
Sultanlık sürecinde düşünmek, sorgulamak, akıl yürütmek, yaşama bilimsel kavrayışla yaklaşmak yasak!
Charles Darwin, Türlerin Kökeni adlı yapıtında; “değişmiş yaşama alışkanlıkları ya da koşulları yüzünden canlılarda yararsızlaşan organların güdükleştiği”nden söz eder.
Yasaklı bir ortamda yaşayan canlının beyni yararsızlaşır, giderek güdükleşir yani...
Yine Darwin’e göre, en zorlu var olma savaşı, aynı türün çeşitleri ve bireyleri arasında geçer.
Buna göre, doğal olarak var olma savaşı, aynı atadan gelseler de güdük zübük türü ile düşünen tür arasında olacaktır.
İşte bu durumda, doğal seçme devreye girecektir. 21. yüzyıldaki uygar dünya koşullarını göz önüne alacak olursak, yasakçı güdük zübük türünün kaba kuvvete dayalı inadı doğal seçme karşısında elbet kırılacaktır.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Fısıltı Çalıştayı! 18 Eylül 2021
Efsuncular... 4 Eylül 2021