Hasan Fehmi Güneş

04 Aralık 2021 Cumartesi

Hasan Fehmi Güneş’i sonsuzluğa uğurladık.

Kendisini, Cumhuriyet gazetesine başladığım yıllarda polis-adliye muhabirliği döneminde tanımıştım.

Aslan yürekli denir ya, öyle bir insandı. Köy Enstitülerinden yetişen birçok dirençli aydının kişilik özelliklerini benliğinde barındırıyordu.

Örgütçüydü, Cumhuriyetçiydi, halkçıydı, devrimciydi, kararlıydı ve bilimin yön gösterici olduğunun bilincindeydi.

İçişleri bakanlığı sorumluluğunu üstlendiğinde, Türkiye bir iç savaşa itilmişti. Halk ve özellikle gençlik kesimi birbirine düşman edilmişti.

Emperyalist ülkelerde üretilmiş silahlar, bombalar;  NATO ve Sovyet kampını oluşturan Varşova Paktı’na bağlı ülkeler üzerinden ayrımsız, içerideki cehennem ateşini körüklemek amacıyla Türkiye’ye sokuluyordu.

Devlete çöreklenmiş Soğuk Savaş aygıtı gladyo türü örgütlenmeler, ülke içindeki kardeş çatışmasında taraf olmuş hatta bizzat şiddetin içinde yer almıştı. 

Polis, bu iç savaş ortamına göre şekillendirilmemiş, dahası “Bana sağcılar suç işledi dedirtemezsiniz” mantığı içinde görev yapacak biçimde örgütlenmişti. İşkence, dayak, kötü davranış neredeyse tek polis sorgusu yöntemiydi. 

Hasan Fehmi Güneş içişleri bakanı olduktan sonradır ki polis, çağdaş yöntem olan kanıttan sanığa ulaşmaya, sorgu ve soruşturmada bilimsel yöntemler kullanmaya başladı.

Siyasi öldürümleri soruşturacak özel dedektif birimleri oluşturuldu, özellikle sağcıların işlediği cinayetlerin üzerini kapatmaya yönelik iradeye son verildi.

Bu sayededir ki o dönemin ölüm makineleri olarak adlandırılan, adam öldürmekten adeta zevk aldıkları dava dosyaları ile ortaya çıkan, toplu öldürümlerde, kahve taramalarda rol almış Veli Can Oduncu, Ali Bülent Orkan, Ferhat Tüysüz gibi isimler yakalanabildiler. Yedi TİP’linin öldürüldüğü Bahçelievler katliamı, Doğan Öz cinayeti, Balgat, Piyangotepe katliamları gibi vahşi öldürümlerin suçluları ele geçirilebildi.

Hasan Fehmi Güneş, ülkeyi saran iç çatışma sürecinde bir içişleri bakanının nasıl nesnel, bilimsel ve kararlı davranması gerektiğini uygulamaları ile göstermiş bir yurtsever insandır.

Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. 

OYNAK 

Bizde artık her şey oynak. Faiz aşağı doğru oynak, döviz bir aşağı bir yukarı doğru oynak. 

Düşünceler, davranışlar, tutumlar, söylemler, söylevler oynak.

Yalnızca iktidar ve saray sabit!

Saray konuşuyor, döviz uçuyor. Saray susuyor, döviz iniyor. 

Saray sustuğunda döviz alan, konuştuğunda zengin oluyor! 

Böyle bir düzen.

CHP’li Süleyman Girgin, Meclis’te bir gerçeğin altını çizdi:

20 Ekim’deki sunumunda 1 trilyon 751 milyar lira olan 2022 bütçesinin döviz karşılığı, aradan geçen yaklaşık 45 gün içinde 188 milyar dolardan 130 milyar dolara indi. Yani yüzde 30’u eridi.

Eriyen, halkın geliriydi.   

Süleyman Girgin, “Her gün garibanın boğazından birkaç lokma daha alınırken kimin parası büyüdü” diye sorup şu kısa yanıtı verdi:

Devletten döviz garantili iş alan yandaş müteahhitlerin ve saray efradının.”


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Var Edişin Gazetesi 7 Mayıs 2022
Emek Programı Gerek 30 Nisan 2022
İnsan Egemenliği 23 Nisan 2022