İmza Vermeme Gerekçeleri

05 Temmuz 2014 Cumartesi

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığına imza vermeyen 21 CHP’li milletvekilinden kimilerine “Gerekçeniz nedir” diye sorduk. İşte yanıtları: 
Oktay Ekşi: Sayın Genel Başkan, adayı resmen açıkladıktan hemen sonra gerekçemi açıklamıştım. Aynı noktadayım: Ben bir Atatürk evladı isem, kimse beni Atatürk’ün ilkelerini benimseyip benimsemediği dahi kuşkulu bir insanı desteklemeye zorlayamaz. 
İlhan Cihaner: Parti tabanının, bu aday profiline çok kolay mobilize edilemeyeğini düşünüyorum. Anayasal olarak, hâlâ parlamenter demokrasi içerisinde bulunduğumuzu varsayıyoruz. Bu çerçevede, kendi adayımızla yola çıkılması halinde, seçim yitirilse bile partiye daha az maliyet yükleneceği kanısındaydım. Bir siyasi partinin, Cumhurbaşkanlığı gibi çok önemli bir göreve, kendi politik kodlarına uygun bir ismi önermesi gerekir. Aksi takdirde, kendi politik varlık nedenini, gerekçesini sorgulatma gibi bir risk ortaya çıkar. 
Gökhan Günaydın: Ekmeleddin İhsanoğlu, CHP ve MHP çatı adayı niteliği ile Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmaya yakın durmadığı gibi, “laik, demokratik, sosyal, hukuk devleti” ilkelerine sahip bir Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’yi temsil etmesi gereği için de uygun olmadığı kanısındayım. Bu gerekçemi, Parti Meclisi’nde ortaya koydum. Kuşkusuz, yine Recep Tayyip Erdoğan ve AKP faşizminin önünün kesilmesi için her türlü katkının, çabanın içinde özveriyle mücadele edeceğimin de bilinmesini isterim. 
Aylin Nazlıaka: Partimin, ülkenin içinde bulunduğu sosyolojik ortamda aldığı bu kararı anlıyorum. Ama bunu anlamak ile buna hak vermek arasında içimde oluşmuş boşluğu dolduramadığımı söylemem gerek. CHP’deki parti içi demokrasiye güvenerek imza vermedim. Bu görüşümü de Sayın Genel Başkan ile paylaştım, kendisi beni anlayışla karşıladı.

İki Bilezik ve Mal Varlığı
Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı adaylığını açıklarken, bir bilezik öyküsü anlattı. “1994 yılıydı. İstanbul’da gece gündüz koşturuyorduk” dedi ve ekledi:
“İstanbul’un yoksul mahallelerinden birindeydik. Kalabalığın içinden 7-8 yaşlarında bir kız çocuğu yanıma geldi. Elini uzattı, elimi tuttu. Bunları annem gönderdi dedi. Annem, seçildikten sonra sakın bizi unutmasın dedi. İki tane bileziği elime tutuşturdu. Daha ne olduğunu anlayamadan kendisi de o incecik bileğindeki oyuncak bileziği çıkardı onu da elime tutuşturdu. Ben daha bir şey söyleyemeden, o yavrucak kaybolup gitti. O bilezikler İstanbul’da büyükşehir başkanlığı makamında karşımda oldu.”
O küçük, yoksul kızdan iki bilezik alan Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul Belediye Başkanı seçildikten sonra, yasa uyarınca verdiği malvarlığı bildirimindeki durumu neydi diye merak ettik. Değerli dostumuz, meslektaşımız İlhan Taşcı’nın “Maskesiz Soygun” kitabını açtık, bulduk 15 Nisan 1994’te verdiği malvarlığı dökümünü:
“Kendisine ait İstanbul Bolluca köyünde 376 metrekare arsa (100 milyon lira). Kendisine ait Rize Güneysu’da 2 bin metrekare tarla (500 milyon lira). Kendisine ait Kulaksız Mahallesi Beyoğlu’nda 65 metrekare daire (200 milyon lira). Kendisine ait Maltepe İstanbul’da 110 metrekare daire (500 milyon lira). Kendisine ait 100 bin Alman Markı (2 milyar 100 milyon lira). Kendisine ait 50 bin ABD Doları (1 milyar 600 milyon lira). Burak Gıda Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi’nde yüzde 10 hisse. Eşi Emine Erdoğan’a ait 10 adet altın bilezik (50 milyon lira). Eşine ait beşibirlik 1 adet (50 milyon lira).”
Yoksulun iki bileziği ile yola çıkmış filan... Külahıma anlat!

Arka Bahçe
AKP, 166 yıllık öğretmen yetiştirme geleneğinin devamı olan 299 Anadolu öğretmen lisesini kapatıyor, üniversitelerden “gık” yok. Eğitim alanında çaba gösteren dernekler ve sendikalar ise çığlık çığlığa:
“Anadolu öğretmen liselerinin kapatılma kararı karşısında üniversitelerimizden, eğitim fakültelerinden hiçbir tepkinin çıkmamasını üzüntüyle izlemekteyiz. En önemli ve değerli öğrenci kaynağını kaybedecek eğitim fakültelerinin bu tepkisizliği üniversitelerdeki YÖK baskısı, üniversitelerdeki siyasal iktidar yandaşlığına dönüşen kadrolaşma ve korku kültürü anlamında ürkütücüdür. Üniversitelerimizin, evrensel özerk ve demokratik üniversite kültüründen uzaklaşarak siyasal iktidarın arka bahçesine dönüşmelerine itirazımız vardır.”

Yeni Başbakan
Medya yeni oyuncağını buldu: Başbakan kim olacak?
Erdoğan Çankaya’ya çıkınca, başbakanlık makamının bir değeri, önemi olacak mı? Olmayacak.
O zaman, yeni başbakanın “o piti piti, karamela sepeti” yöntemiyle seçilmesi en uygun yöntem.

Sevr
Cumhuriyeti korumakla yükümlü Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı,“Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi”nin adını anayasaya aykırılık bulmayarak, aslında bilineni ilan etti. Ecdatlarının izinde yürüyenler, dedelerinin Sevr’ine sahip çıkıyorlar.  


Yazarın Son Yazıları

Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020
Egemenlerin Yeni Kurgusu 8 Ağustos 2020
AKP Ateşle Oynuyor! 25 Temmuz 2020