Olmayan Suçun Soruşturması

27 Eylül 2014 Cumartesi

Son dönemde hakkımızda yapılan soruşturma istemleri giderek arttı. En son, Yasin el Kadı, “hakaret ve soruşturmanın gizliliğini ihlal” suçlamasıyla savcılığa başvurmuş, hakkımızda soruşturma yapılarak kamu davası açılmasını istemiş.
Okurlarımız biliyor, Recep Tayyip Erdoğan’ın “Aile dostumuzdur, ne var bunda?” dediği Yasin el Kadı’nın, BM Güvenlik Konseyi’nin 28 Eylül 2001 tarihinde kabul ettiği 1373 sayılı kararla “El Kaide ve Taliban mensubu olan ya da bu örgütlerle bağlantılı kişiler ve kurumlar” listesine alınmış, Türkiye’deki tüm para, mal, hak ve alacaklarına el konulmuş, bu karar AKP iktidarı döneminde (Ekim 2012) Bakanlar Kurulu kararı ile kaldırılmıştı.
2013 yılı Aralık ayında İstanbul Savcılığı tarafından açılan ikinci yolsuzluk soruşturması listesinde birinci sırada Yasin el Kadı’nın adı yer alıyordu.
Gelelim, bizim için istenen soruşturmaya...
Yasin el Kadı’nın savunmanı Mustafa Doğan İnal, 6 Ocak 2014 tarihli “Dubai’ye Götürülen 2.5 Milyar Kimindi?” başlıklı yazımızda yer alan bir tümcede, Yasin el Kadı’ya “aşağılamak, toplum önünde küçük düşürmek amacıyla basın yoluyla hakarette bulunduğumu” ileri sürmüş ve savcılığın da hakkımızda soruşturma açmasını istemiş.
İstanbul Savcılığı da, soruşturma istenen yazıya bir kez bile bakmadan, Ankara’da talimatla ifademizin alınmasını istemiş.
Oysa, açılsa o yazı, bir okunsa, Yasin el Kadı’nın avukatının hakaret unsuru içerdiğini ileri sürdüğü o tümcenin yazımızda yer almadığı görülecek!
Olmayan bir cümle üzerinden hakkımızda soruşturma isteniyor, o olmayan bir tümce için biz gidip savcılığa ifade veriyoruz.
Eh, soruşturmaya uğrayanların soruşturulmadığı, ama soruşturmayı soruşturanların soruşturulduğu bir ülkede, olur böyle şeyler...

Kızların Ahı
Üniversiteler, kamu alanları, Meclis derken; türban ortaöğrenime de girdi. Yakında ilkokula, oradan anaokuluna, daha sonra da doğumhanedeki bebek küvezine kadar da inecek...
Eşitliğe ve çağdaş yaşam atılımlarına karşı sinsice yürütülen bu gerici tutuma bugüne değin göz yuman, hatta oy alacağı sanısıyla destek veren Kemal Kılıçdaroğlu ve çok bilmiş akıldaneleri ile onlara tepki göstermeyen, başta kadın parti yöneticileri ve milletvekilleri olmak üzere tüm sorumlu CHP’lileri, bundan böyle yaşamları karartılacak ve özgürlükleri kısıtlanacak milyonlarca küçük kız, hiç ama hiç unutmayacaktır!
Her birinin ilenci tek tek yakalarında asılı kalacaktır.

Parti Devleti
Önce 2012’de Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Taşra Teşkilatı Personelinin Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik, ardından 2013’te Orman Genel Müdürlüğü Personeli Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği, en sonra da geçen ağustos ayında Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik’i değiştirdiler.
Anayasayı takan yok zaten de, kanun hükmünde kararnameye bile gerek duymuyorlar artık. Yönetmelik değişiklikleri ile bürokrasiyi hallaç pamuğu gibi atıp parti devletini en uç noktasına kadar kurguluyorlar.

Pancar Düşmanlığı
Saptama, Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör’ün:
“Son 10-12 yıl içerisinde yaklaşık 2.5 milyon ton pancar şekeri üretiminin daralmasının hayvancılığa yansıması 6.3 milyon ton yaş pancar küspesinin ve 800 bin ton melasın kullanılamaması olmuştur. Nişasta bazlı şeker (NBŞ) kota oranlarının ülkemizde AB ülkelerine oranla yaklaşık 3 katı oranında fazla uygulanmasının sadece et üretimine olumsuz yansıması yaklaşık 200 bin tondur.”
Böylesi bir yıkım, kimsenin umurunda değil... İnadına, uluslararası tekellerin istemlerine uygun bir tasarı hazırlandı. Şeker Yasası’nı bir kez daha değiştiriyorlar. Özden Toker’e göre, tasarının kime yarayacağı ortada:
“Şeker Kanunu değişikliği ile yapılmak istenenler; glikozun kota kapsamı dışına çıkarılması ve NBŞ kotalarının artırılması, hatta zamanla tamamen kaldırılmasıdır. Tasarıda kamuoyu algısını değiştirmek amaçlı olarak ‘diğer şekerler’ adı altında gizlenen NBŞ’lerin yüzde 10 olan kotası, yüzde 50 artışla yüzde 15’e çıkarılmaktadır. Mevcut kanunda bile AB ortalamalarının çok üzerinde üretim kotası verilen NBŞ’lerin kotasının yüzde 15’e çıkarılmasının pancar şekeri sanayiine, pancar üreticilerine etkisi çok büyük olacaktır. 125 bin ton şekere karşılık gelen bu artırım doğu bölgelerimizde yer alan 4 şeker fabrikasının kapanması, 1 milyon ton pancarın üretilememesi, yaklaşık 200 bin dekar alanın pancar üretimi dışında kalması, en az 10 bin ailenin pancar üretiminden uzaklaşması anlamına gelmektedir.”
Bir ilkel kavim işgali yaşanıyor sanki.
Anadolu baştan aşağı satılıyor, ulusun yararına olan her şey yıkılıyor. Ülke yangında, tütüyor...

Yenisi
Laforizma, İbrahim Eroğlu’ndan: Babalar ve Oğullar... Yeni yazarı: TURGE(nye)V  


Yazarın Son Yazıları

Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020