Siyasi Çorba

16 Kasım 2013 Cumartesi

Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün CHP’ye gelişinin yalnızca İstanbul Anakent Belediye Başkan adaylığı için olmadığını herkes biliyor.
Sarıgül ve çevresinin amacı, ilerleyen süreçte CHP’nin başına geçmek ve onu İsmet İnönünün yeğeni Hayri İnönü ile Necmettin Erbakanın kuzeni Sabri Erbakanı birleştiren” sol görünümlü bir sağ parti haline getirmek.
CHP Gençlik Kolları’ndan yetişme olarak tanıtılan Sarıgül, İstanbul sermayesinden tutun ABD’ye sığınmış emekli vaizin cemaatine, Patrik’ten tutun eski sağ siyasetçilere değin herkesle dirsek teması içinde gözüküyor.
En yakınında Bülent Ecevit’in manevi evlatlığından Rahşan Ecevit’in ifadesiyle “koyunda beslenen hain”liğe uzanan bir siyasi geçmişe sahip eski Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan var. Sarıgül’ün sık sık görüştüğü, danıştığı bir başka isim de eski ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz...
Siyaseten Mustafa Sarıgül adı, borç çorbası gibi bir koalisyonu özetliyor. Biliyorsunuz, borç çorbasında; et de vardır, lahana da, pancar da, fasulye de, havuç da, patates de, soğan da, domates de, salatalık da...
Kaynatılıp önünüze konunca, afiyetle yersiniz.

Hoş  
Vali bey, gavat” demiş.
Ne var bunda?
Demokrasimiz öylesine ileri bir aşamaya vardı ki, yöneticilerimiz duygularının içtenliğini yurttaşlarımıza “Benim gavatım, benim pezevengim, benim muhabbet tellalım, benim godoşum” diye seslenerek gösterebiliyorlar.
Ne kadar hoş!..

Solladılar Herkesi  
Siyasi iklim değişikliği için; Bülent Arınç’ın son çıkışlarına, AKP’nin cemaatle kapışmasına, Gül-Erdoğan çekişmesine değil... Haziran direnişine, öğrencilerin diktatöre karşı eylemlerine, toplumdaki kıpırdanışa da değil...
Asıl siz; rüzgâr güllerine, dün dündür bugün bugündürcülere, ağlakçı halk avcılarına, dön babam döncülere, karizma kuşlarına, yalancı dolmalara, etiketli oynakçalara, baygın gözlü yağ küplerine, işporta malı fotomodellere bakacaksınız... Onlar yön değiştirdiyse eğer, değişim yakındır...
10 Kasım’daki programlarda, köşelerinde döktürenleri anımsayın, ne dediğimi anlarsınız.
Daha düne değin “herkesi idama götüren, karanlıktan korkan, Çanakkale’de ‘ceset tarlası’nda dolaşan, sağlıksız, tavlada bile yenilgiye dayanamayacak kadar hırslı, her an boğazlanma endişesiyle yaşayan, ayyaş, yapayalnız bir diktatör” gibi tanımladıkları Atatürk’ü yere göğe sığdıramaz oldular.
Nadir Nadi de 12 Eylül Atatürkçülerine bakıp bakıp demişti ki:
“Ben Atatürkçü değilim...”

Siret Kongresi’nden Bugüne
Usta Teyyüp’ün; amacı “Müslüman memleketlerin İslamcı kurallara göre yönetilmesini sağlamak” olan Rabıta’nın 1976’da Pakistan’da yapılan ve MSP’li Devlet Bakanı Hasan Aksay’ın katıldığı Seraat (Siret) Kongresi’nde aldığı kararları adım adım uygulamaya koyduğunu, son olarak “Dünyadaki kadınlar İslami yasaklara uymalıdır” kararının TBMM’ye türbanlı milletvekili sokulması ile yaşama geçirildiğini duyurmuştuk.
Huylunun huyundan vazgeçmeyeceğini bir kez daha kanıtlamak üzere TBMM’nin ve gazetemizin belgeliğine girdik. AKP kadrolarını yetiştiren MSP’nin iktidar ortağı iken Pakistan’dan sonra benzer bir toplantıyı 1977’de Türkiye’de yaptığını eski sayfalarda, toplantı öncesi CHP’nin Meclis’te verdiği mücadeleyi de tutanaklarda bulduk.
Örneğin, CHP Ankara Milletvekili İbrahim Saffet Omay, konuyu 6 Ocak 1977’de TBMM’ye taşımış:
“Şeriat düzeni, bizim ulusal hayatımızda Atatürk devrimleriyle çok gerilerde kalmış ve artık tarihe gömülmüştür. Bugün, ancak tarih ve bazı hukuk kitaplarımızda geçerliliğini yitirmiş eski bir hukuk düzeni olarak söz konusu edilir. Politikada da zaman zaman şeriatla yönetilen devletlerin dışında olduğumuz söylenir, hepsi bu kadar. Şeriat düzenini geri getirmeyi, Arapçayı resmi dil kabul etmeyi ve devrimlere ters düşen daha başka konuları amaçlayan böyle bir konferans toplayıcısı, hükümet olsun, dernek olsun, hatta kişiler olsun, memleketimizde toplamayı mümkün görüyor musunuz? Bu konferans memleketimizde toplandığı takdirde, anayasal bir suç olacağını düşünmüyor musunuz?”
CHP ve gazetemiz olayın üzerine gidince tartışmalar alevlenmiş, Siret toplantısı ertelenmiş, dahası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı inceleme başlatmış.
Sonunda Siret Konferansı, İstanbul’da Haziran 1977’de dönemin Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ın konuşmasıyla açılmış, ancak burada Pakistan’daki kararların çerçevesinden özenle kaçınılan konular tartışılmış. Örneğin, “arsa spekülasyonunun Müslümanlığa aykırı olduğu” ele alınmış...
Aradan geçen 36 yıl sonra durum belli:
Anayasadaki laiklik ilkesinin hâlâ korunuyor olmasına karşın Rabıta kararları AKP tarafından bir bir yaşama geçirilirken CHP edilgen kalıyor, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı deseniz olup biteni yalnızca seyrediyor...
Geçmişten en önemli fark ise AKP’li belediyelerin arsa spekülasyonu konusunda birbirleriyle yarışmaları.  


Yazarın Son Yazıları

Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020
Egemenlerin Yeni Kurgusu 8 Ağustos 2020
AKP Ateşle Oynuyor! 25 Temmuz 2020
Kız Adından Baraj Olmaz 11 Temmuz 2020